<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932</id><updated>2011-11-27T15:37:47.715-08:00</updated><category term='Lehçe'/><category term='Irmak'/><category term='Kan Uykusu'/><category term='Güvenlik'/><category term='Yerli'/><category term='Şiir'/><category term='Yönetmelik'/><category term='Tarihi İsimler'/><category term='PKK'/><category term='Kadın'/><category term='Antivirüs'/><category term='Yağlı boya'/><category term='Test'/><category term='Devlet Sırrı'/><category term='Nietzsche'/><category term='Ahmet Altan'/><category term='Balaban'/><category term='Vatan'/><category term='Eserler'/><category term='Max Jakob'/><category term='Görenek'/><category term='Ahmet Er'/><category term='Saldırı'/><category term='Terör'/><category term='Sedat Onar'/><category term='Dinlenme'/><category term='AB'/><category term='Dev'/><category term='Ozan Şahin'/><category term='Vatıf'/><category term='Soru Bankası'/><category term='Türkiye'/><category term='Hesaplaşma'/><category term='Atatürk'/><category term='Erdal Sarızeybek'/><category term='Çallı'/><category term='Denemeler'/><category term='Walt Whitman'/><category term='Operasyon'/><category term='Nicolas Guillen'/><category term='Amlem'/><category term='Öcalan'/><category term='Hristiyan'/><category term='Edebiyat'/><category term='Klip'/><category term='Chat'/><category term='Sorun'/><category term='Maastricht'/><category term='Yazar'/><category term='Şemdinli'/><category term='Roman'/><category term='Dünya'/><category term='Mossad'/><category term='KPSS'/><category term='Türk'/><category term='Galeri'/><category term='Sıradışı'/><category term='Fotoğraf'/><category term='Tablolar'/><category term='FikrimYok'/><category term='Mahmut Şahin'/><category term='Mutsuz'/><category term='İhanet'/><category term='Cemaat'/><category term='Turistik'/><category term='Nikola Vaptsarov'/><category term='Irak'/><category term='Koleksiyon'/><category term='Kürtçe'/><category term='tarihçe'/><category term='Müzik'/><category term='Politika'/><category term='Dil'/><category term='Paul Eluard'/><category term='Ressamlar'/><category term='Çözüm'/><category term='Emniyet'/><category term='Barzani'/><category term='Andre Gide'/><category term='Vizyon'/><category term='Gelenek'/><category term='Sıradan'/><category term='Balzac'/><category term='Ergenekon'/><category term='İnternet'/><category term='Şehit'/><category term='Mehmetçik'/><category term='ABD'/><category term='ÖSS'/><category term='Pablo Neruda'/><category term='Belgesel'/><category term='Resim'/><category term='Günlük'/><category term='Başvuru'/><category term='Türban'/><category term='BOP'/><category term='Yabancı'/><category term='Lider'/><category term='AKP'/><category term='Soru'/><category term='Potamya'/><category term='Gençlik'/><title type='text'>FikrimYok ©  |  Tartışma ve Paylaşım Ortamı</title><subtitle type='html'>FikrimYok.com | Ne Mutlu Türk'üm Diyene!</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>43</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-4718100108254444421</id><published>2008-09-09T11:05:00.000-07:00</published><updated>2008-09-09T11:06:49.527-07:00</updated><title type='text'>ERGENEKON ÜZERİNE Bizim de Söyleyeceklerimiz Var</title><content type='html'>Öncelikle şu hususu belirtelim ki Ergenekon; Türk tarih destanının adıdır ve hiçbir makam, kişi ya da örgüt bu adı bir terör örgütü ile ilgili kod olarak kullanamaz, hakkı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk milletinin şanlı bir destanı olan ve düşmanlarına karşı verdiği mücadeleyi anlatan Ergenekon, bir suç soruşturmasına kod adı olarak da verilemez; yasal değildir, hukuki değildir, etik değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hal böyle iken Ergenekon, hem bir terör örgütüne kod adı olarak hem de bir suç soruşturmasına ön ad olarak verilmiş, üstelik “dur” diyen de çıkmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk adaletine güvenimiz tamdır; bu duruma yol açanlar elbet bir gün adalet karşısına çıkarılacak ve Türk tarihi üzerinden oynanmaya çalışılan bu oyunların hesabı, gün gelecek, mutlaka sorulacaktır. Konunun bu kısmına burada bir nokta koyalım ve hukukun izin verdiği ölçüde soruşturma hakkındaki düşüncelerimizi açıklamaya çalışalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SORUŞTURMANIN ÖZETİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz yıl içerisinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tayin edilmiş üç kişilik bir soruşturma ekibince, bir ihbardan yola çıkılarak suç iddiasıyla ilgili araştırmaya başlanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplanan deliller ışığında kamuoyunun yakinen tanıdığı bazı isimler gözaltına alınmış ve çıkarıldıkları mahkemelerce bir kısmı tutuklanarak cezaevine konulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay budur ve doğaldır; bir suç işlendiği iddiası varsa elbette soruşturma yapılacaktır, kimsenin bir itirazı yoktur, olamaz da. Kaldı ki bu, ceza adalet sisteminin bir sürecidir; kuralları vardır, kimsenin yetkisi sınırsız değildir ve bu kurallar Ceza Muhakemesi Kanunu’nda da açıkça yazılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bu soruşturma ne ilktir ne de son olacaktır, çünkü terörle mücadelenin bir türlü ulusal strateji çizgisine konulamadığı Türkiye’de, bu alanda sayısız soruşturmalar yapılmış olduğu gibi, böyle gidersek eğer, daha çok soruşturmaların da yapılacağını düşünmek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla birlikte, bu soruşturmada başvurulan taktik ve tekniklerin, gerek suça konu edilen kişiler gerekse medyada yer alan haberlerin boyutuyla uyumlu olmadığı yolunda kamuoyunda derin kuşkular vardır. İnsanlar, bu soruşturmanın medyaya yansıyan şekli ve bölümleri itibariyle, işlendiği iddia edilen suçlar konusunda şüphelidir, tedirgindir, rahatsızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışageldik bir suç soruşturması olmasına karşın, medyanın durmak bilmeyen haber ötesi şok manşetleri ve teröristlerin cirit attığı bir ülkede ömrünü terörle mücadeleye adamış emekli generallerin terörist imajı ile ekranlara yansıtılması, gözaltı işlemlerinde olması gerekenden öte güç kullanımı, siyasi zihniyeti olmayan bir terörle mücadelesiyle bu soruşturmayı özdeşleştirmesi kamuoyunu şaşkına çevirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk andaki şaşkınlığın yerini zamanla tedirginlik, oradan da korkunun almış olduğunu yaşadıklarımızın gölgesinde söylemek mümkündür. Taraflı medyanın psikolojik harekâtıyla desteklenen bu korkunun, Nazi Almanya’sındaki SS örgütünün halk arasında yaydığı korku gücüne benzediğini söylemek dahi abartılı olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneyimli bir kadro ile yürütülen ve devletin sahip olduğu imkânlar da kullanılarak makul olan bir sürede sonuçlandırılabilecek olan böylesi bir soruşturma, neden endişeyle karışık bir korkuya yol açan trajediye dönüşmüştür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan kim çıkar ummaktadır ve eğer böyle giderse kimler zarar görebilecektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan işlendiği iddia edilen suçlar dava açılmak suretiyle bağımsız yargıya teslim edilirken, öte yandan aynı olayla ilgili tutuklu şüpheliler hakkında ikinci bir soruşturma açılmış olması bize neyi işaret etmektedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceza Muhakemesi Kanunu’ndan yola çıkarak bu sorulara cevap arayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SORUŞTURMANIN KURALLARI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsi ve içeriği ne olursa olsun, buna terör suçları da dâhildir, bir suçla ilgili soruşturma yapmak yetkisi Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. madde hükmü gereğince cumhuriyet savcılarına verilmiştir. Her demokratik ülkede olduğu gibi Türkiye’de de adli soruşturmaların amiri cumhuriyet savcısıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuralları yasa ile düzenlemiş olan hazırlık soruşturmalarında cumhuriyet savcılarının yetkileri düşünüldüğü gibi sınırsız olmayıp, soruşturmanın her aşamasında savcılar gizlilik, etkinlik, sürat, dürüstlük ve hakkaniyet ilkeleriyle bağlıdır, bu ilkelerin ihlali anlamına gelecek bir davranışta bulunamazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesine gereğince her kişi davasının adil olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir, dolayısıyla savcılar suçla ilgili delilleri de ahlakilik ilkesine uygun olarak toplamakla yükümlüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizdeki yasa yapıcılar, savcılık yetkilerini sıralayan maddelerin gerekçelerinde bu hususları açıkça belirtmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre cumhuriyet savcılarının temel görevi; suç işlendiği izlenimini veren bir hali görüp öğrendiğinde gerçeği araştırarak işe girişmek, şüphelinin aleyhine ve lehine olan hususları eşit bir çaba göstererek tespit etmek ve suçla ilgili delil, iz, eser ve emareleri toplayarak muhafaza altına almaktır, yasanın emri budur. Yasanın başka bir hüküm koyduğu özel haller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla, soruşturma evresindeki usul işlemlerinin tamamı da gizlidir, açıklanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa yapıcıları bu gizlilik kuralını, ceza adaletinin doğruluk, dürüstlük, gerçeğe ulaşma gibi temel ilkeler üzerinden sağlanabilmesi için bir zorunluluk olarak kabul etmiştir. Aksi takdirde, hem Türkiye’de hem de yabancı ülkelerde rastladığı üzere, yargısız infazlar sonucu insanlar ıstıraplara sürüklenecek ve “suçsuzluk karinesi” lafta kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir suç soruşturmasının yapılması demek; bu ilkeler ve ahlaki kurallar çerçevesinde, şüphelinin aleyhine ve lehine olan hususların eşit bir çaba gösterilerek tespit edilmesi, suçla ilgili delillerin toplanarak muhafaza altına alınması, toplanan delillerin ışığında yeterli şüphe görülüyorsa eğer bir iddianame ile görevli mahkemede dava açılması demektir. İşe girişen cumhuriyet savcılarınca her suç ya da hazırlık soruşturmasına bir kayıt numarası verilir ve soruşturma dosyası bu sayı üzerinden takip edilir, adli teamül de budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun hukuki anlamı da, işlendiği iddia edilen suçla ilgili yapılan soruşturmanın bütününü ifade eden dosya numarası demektir. Eğer bir suçla ilgili ayrı sayı verilerek yeni bir dosya açılıyorsa, bunun da anlamı, savcılıkça ayrı bir suç soruşturmasına başlandığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;SORUŞTURMANIN GİZLİLİĞİ &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her hazırlık soruşturması temel ilke olarak gizlidir ve bu gizliliğin ihlali suçtur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TCK’nun 285’nci maddesi bu suçlara tayin edilecek cezaları çok açık ve net ifadelerle ortaya koymuştur. Aynı kanun da, bu suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi ve kişilerin suçlu olarak damgalanmalarını sağlayacak şekilde görüntülerin yayınlanması halinde cezaların artırılacağı ilişkin hükümlerin varlığı da konunun ceza hukuku açısından önemini ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hukukun bunları söylemesine karşın, bir yandan bazı medya çevrelerince bu soruşturmanın gizlilik duvarları ısrarla kırılmaya çalışılmakta, öte yandan kanun güçlerince bunu önleyecek mekanizmalar etkin bir şekilde harekete geçirilmemektedir. Yazılı ve görsel medya üzerinde denetim yetkisi bulunan RTÜK’ün tavrını ise anlamak ise mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;11 Temmuz 2008 tarihli açıklamasıyla konuya yaklaşım mantığını göstermiştir:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ümraniye’de ele geçirilen bombalarla alakalı olarak yapılan çalışmalar sonucu ortaya çıkarılan ERGENEKON terör örgütü ile ilgili olarak 10. Ceza Mahkemesi’nin 15.06.2007 tarihli Kısıtlama (Gizlilik) Kararı ve İstanbul 9 nolu Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21.06.2007 tarihli Yayın Yapma Yasağı Kararları alınmıştır. 22 Ocak 2008’de de, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Sayın Zekeriya Öz’ün, bu kararların yayıncı kuruluşlara yeniden hatırlatılması talebi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü aracılığıyla RTÜK’e ulaştırılmıştır. Üst Kurulumuz da 23 Ocak 2008’de söz konusu kararlar hakkında yayıncı kuruluşlara bilgi vermiştir. 04 Temmuz 2008’de, operasyona ilişkin gelişmeler nedeniyle yayıncı kuruluş yönetimlerine bir kez daha yayın yasaklarının devam ettiği hatırlatılmıştır. Son zamanlarda soruşturma ile ilgili olarak artan yayınların, kamu düzeni, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının korunması, soruşturmaya konu kişi ve kurumların yargı kararı kesinleşmeden kamuoyunda yanlış anlaşılmalara sebebiyet verilmemesi amacıyla, alınan yayın yapma yasağına uyulması konusunda, tüm görsel ve işitsel yayınların incelemelerini titizlikle sürdürmektedir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıklamanın inandırıcı olmadığını, hatta savcılığın tekrar yayın talebinin de inandırıcı olmadığını söylemek mümkündür, çünkü Arif Doğan 14 Ağustos’ta RTÜK açıklamasında sonra gözaltına alınmış olup, aramada çıkan belgeler tefrika halinde yayınlanmış ve bu yayınlar hiçbir engelle karşılaşmadan günümüze kadar süre gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası yasa gereği uyulması zorunlu olan gizlilik kuralı bu soruşturmanın her aşamasında ihlal edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Soruşturma gizliliği neden önemlidir? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En başta, hukukta masumiyet karinesi denilen yani şüphelinin hakkındaki yargı kararı kesinleşinceye kadar masum olduğunu kabul eden bir hukuki kaide vardır. Bu kural çiğnenmiştir, çünkü böylesi yayınlarla kamuoyu vicdanı olumsuz etkilenmiş ve şüpheliler hakkında yargısız infaza yol açılmıştır, bu bir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür taraflı ve konusu suç teşkil eden yayınlara izin verilmiş olmakla, soruşturma ve adil yargılanma hakkı gibi şüphelinin yasa ile korunan hakları ihlal edilmiştir, bu iki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta özel hayatın gizliliği olmak üzere şüphelilerin kişilik haklarının ayaklar altına alınmasına göz yumulmakla Anayasa ihlal edilmiştir, bu üç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemlisi de kamuoyunun hukuka karşı duyduğu güven duygusu zedelenmiştir, çünkü yasa ile gizli olduğu belirtilen bir kuralın her gün ihlal edilmesi ve buna “dur” diyen bir otoritenin ortaya çıkmamasıyla soruşturmanın tarafsızlığına olan güveni duygusu yok olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayın etik boyutunu bir kenara bırakılıp yasal açıdan konuya bakıldığında ise, bu gizlilik yasağını ihlal edenler, buna göz yumanlar ve bu suçun işlenmesinin durdurulması için tedbir almayanların da yasa önünde ayrı ayrı sorumlu duruma düşmüş olduklarını söylemek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SORUŞTURMANIN BÜTÜNLÜĞÜ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlık soruşturması bir bütündür; işlendiği iddia edilen suç, bu suçu işlediği iddia edilen kişiler, suçu ve suçluyu açığa çıkaran maddi, inandırıcı, somut ve hukuken geçerli deliller aynı soruşturma kapsamı ve bütünlüğü içerisinde değerlendirilmek durumundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütünlükten amaç; karar verecek olan hakim ya da hakimlerin, suç-suçlu-delil bağını masaya yatırarak şüpheli savunmalarıyla birlikte aynı bütünlük içerisinde olayı görmelerinin sağlanmasıdır. Hukuk sistemimizde olması gereken budur, adli teamüller de bunu işaret eder, mantık da bunu söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla birlikte bu soruşturmada, bu kural ve teamüllere uyulmadığını işaret eden bulgular mevcuttur. Şöyle ki; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca,10 Temmuz 2008 gün ve 1536/2007 numaralı soruşturma evrakı üzerinden 623/2008 sayılı iddianame ile 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dava konusu soruşturmayla ilgili olarak 1 Temmuz 2008’de Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı ve emekli Orgeneral Şener Eruygur, emekli Orgeneral Hurşit Tolon ile Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alınmıştır. Akabinde Aygün ve Balbay tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış, iki emekli orgeneral ise tutuklanarak cezaevine konulmuştur. İddianame ile açılan davanın 24 Ekim’de mahkeme de görülecek olmasına karşın, ismi sayılan bu dört kişinin dava dosyası içerisinde bulunmayış nedenini açıklayabilmek zordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda davanın bütünlüğü ve adil yargılanma hakkı nerededir? Görevli mahkeme kişilere yönelik suç iddialarını bir bütün olarak göremeyecek ve delil değerlendirmesini işlendiği iddia edilen suçların bütünlüğü üzerinden yapmakta zorlanacaktır. Bu olayın bir yönüdür, diğer yönüyle bakıldığında ise, medyadan alınan haberler, görevli ve yetkili savcılığın ikinci bir soruşturma başlatarak ayrı bir dosya numarası üzerinden çalışmalarını sürdürdüğünü söylemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman da ortaya şöyle bir ikilem çıkmaktadır; aynı suç şeması içerisinde olup bir yanda tutuklu şüpheliler ile başlatılmış bir yargılama süreci, öte yanda ise eski, yeni ve olası şüphelilerle yürüyecek olan ikinci bir hazırlık soruşturması. Hazırlık soruşturması bir bütündür. Bu bütünlük parçalandığı takdirde, aynı örgüt çatısı altında toplandığı söylenen kişilerle ilgili irtibatlı suçların, ayrı ayrı soruşturmalara ve davalara konu edilmesiyle adil yargılanma hakkının ihlali söz konusu olabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tespit; soruşturmayı eleştirmek anlamında değil, adil yargılanma hakkının ihlaline yol açabilecek bir duruma karşı yetkililerinin önceden dikkatini çekmeye çalışmak, şeklinde değerlendirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ADALET HERKES İÇİNDİR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraflı medyanın bu soruşturmaya ilişkin verdiği kesintisiz haberler kamuoyunun aklını karıştırmaktadır. Hürriyet gazetesi yazarı Cüneyt Ülsever’in 28 Ağustos günlü köşe yazısında yer alan; bu davada esas hedef, adı geçen kişiler değil, TSK’nın denetim altına alınmasıdır. Davanın siyasi hedefleri arasında demokrasi yoktur, yeniden kurgulanan Türkiye vardır.” şeklindeki tespitleri bağımsız adalete siyaset gölgesi düştüğünü göstermesi açısından dikkat çekicidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yılı aşkın süredir yapılan bu soruşturmanın çerçevesi dahi bir açıklık kazanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu belirsizlik ve bilinmezlik toplumu kuşkuya, tedirginliğe ve korkuya sürüklemektedir. Yasaların belirlediği hazırlık soruşturmalarının amacı bu değildir ve doğurması gereken sonuçları da bu olmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan suça konu edilen kişiler arasındaki emekli askerlerin varlığını fırsat bilen bazı medya organları TSK’ni hedef alarak yıpratıcı yayınlarını sürdürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda şu soru akla gelmektedir; bu soruşturmanın amacı nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçları itibariyle bakıldığında; hukuken amacının işlenmiş suç ile suçluları açığa çıkarmak ve suç işleyenlerin hak ettikleri cezayı almasını sağlayarak kamu vicdanını rahatlatmak olması gereken bu soruşturmanın, bir yandan TSK’nin yıpratılmasına, öte yandan suçlulukları kesinlik kazanmamış isimlerin kamuoyunda suçluymuş imajı ile gösterilmesine ve neticede hukukun güven kaybetmesine yol açtığı görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi ve insan haklarıyla hukukun üstünlüğü söylemlerinden yola çıkan siyasi ve adli otoritelerin, amaçlarının aksine toplumda yanlış kanıların doğmasına yol açan bu duruma bir son vermeleri şarttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağdaş dünyamızda, “Geç gelen adalet, adalet değildir”, “Adalet herkes içindir” şeklinde yerleşik deyimler vardır. Adalet bir gün herkese gerekebilir, hatta gücünü koltuktan ve kalemden alanlara da, diyen ve hukukun üstünlüğü vurgulayan değişmez kurallar vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruşturmada da adalet bu kurallar ışığında tecelli etmeli ve uzun süredir rahatsız olan kamu vicdanı artık aradığı huzur ve sükûnu bulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdal Sarızeybek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/ERGENEKON-UZERiNE-t50088.html"&gt;FikrimYok.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-4718100108254444421?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/4718100108254444421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/4718100108254444421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_09_01_archive.html#4718100108254444421' title='ERGENEKON ÜZERİNE Bizim de Söyleyeceklerimiz Var'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-4037557703160536266</id><published>2008-09-09T11:02:00.000-07:00</published><updated>2008-09-09T11:05:38.760-07:00</updated><title type='text'>Terör Cinayetlerini Çözmek Mümkündür Ama...</title><content type='html'>&lt;span class="postdetails"&gt;           &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Erdal-Sarizeybek-m12484.html" title="Üye Profili"&gt;&lt;img src="http://img240.imageshack.us/img240/4829/yazarjm2.jpg" alt="" width="160" border="0" height="160" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de terörle mücadele olgusu hala bilinmezliğini korumaktadır. Mücadelenin bir stratejisi yoktur; dağda teröristle çatışma şeklinde algılanan mücadelede siyaset sorumluluklarını yerine getirmediği için sonuç alınamamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mücadelenin bir bilânçosu da yoktur; şehitlerimiz, ulusal kaynaklarımız, heba edilen yıllarımızın kesin bir hesabı hala ortaya çıkarılamamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mücadelenin ulusal bir boyutu hiç yoktur; her gelen siyasi iktidar siyasi çıkarlarını ön planda tutarak kara düzen misali kendine göre tedbir alma yoluna gitmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askeri boyutu hariç, olmayan bir terörle mücadele stratejisinde adli soruşturmalar dahi bir usul ve esasa bağlanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otuz yıldır süren terör eylemlerinde yüzlerce karakol, bölük, tabur hatta tugay çapında askeri birlikler saldırıya uğramıştır, binlerce vatan evladı nöbet yerinde şehit olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terör cinayetlerinin nerdeyse tamamı faili meçhuldür ama bu cinayetleri aydınlatmak için ortaya konulan bir plan ve program, bir strateji de yoktur. Bu önemli eksiklik; zaten sonucu olmayan adli soruşturmaları, tıpkı terörle mücadelemiz gibi, bir trajediye dönüştürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de terörist eylemlerin doruğa ulaştığı yıllar 1992 ve sonrasıdır. Bu dönemde binlerce faili meçhul cinayet işlenmiş olmasına karşın bugüne kadar bu olayların üzerine gidilmemiş, ne faillerin kimliği belirlenmiş ne de belli olan yakalanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu trajedinin en çarpıcı örneği terörist Osman Öcalan’ın durumudur. 74 askerimizin katili olan ve Barzani himayesinde Irak’ta fırıncılık yaptığı medyaya yansıyan bu hainin yakalanması ve yargılanması için yetkililer nedense harekete geçmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faili meçhul cinayet demek; bir suçun kim tarafından işlediğinin belli olmaması demektir. Sadece 1992 yılında 496, 93 yılında 538, 1994 yılında ise tam 867 faili belli olmayan cinayet Güneydoğuda işlenmiş olup katillerin kimliği hala belli değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Peki, bir faili meçhul cinayet nasıl çözülür, hiç düşündünüz mü? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatalım: 1978’den günümüze işlenen terör cinayetleri birbirinin benzeridir; günün bir vaktinde kimliği bilinmeyen kişi ya da kişiler tarafından bir köye, bir askeri birliğe ya da araca, bir polis noktasına ya da binasına ya da masum halka yönelik olarak yapılan bir silahlı saldırı sonrasında pek çok insan hayatını kaybetmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç yerindeki deliller de birbirinin benzeridir; olay yerinde kalan boş kovanlar, silahlar ve saldırı esnasında öldürülenlere ve saldırganlara ait kimliği meçhul cesetler ve cesetlerin üzerlerinden çıkan dokümanlar, işte hepsi budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu delillerden yola çıkılarak elde edilmesi zorunlu olan veriler ise şunlardır; silahların balistik analizleri, boş kovanların hangi silahtan atıldığını gösterir teknik analizler, saldırganların kimlik tespitine yarayacak adli tıp analizleri, görgü tanıklarının ifadeleri ve doküman incelemelerinden çıkan sonuçlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda eylem faillerinin tespit ve yakalanması için atılacak üç adım vardır. Birincisi; örgütün bilinen para trafiğini ortaya çıkarmak, diğeri örgütün arşiv kayıtlarına ulaşmak ve sonuncusu da kimlikleri belirlenen failleri yakalamak için harekete geçmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası bir boyut kazanmış olan örgütün para kayıtlarından fail ya da faillerin belirlenmesine yönelik birçok veri ortaya çıkacaktır; suçta kullanılan silahları sipariş eden, alan ve satanlar, örgütün lojistik desteğini sağlayan ve buna kaynak yaratanlar, örgütün iç ve dış finans kaynaklarını sağlayan yapılar gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK terör örgütüne ait arşiv kayıtları ile de; eylemleri planlayanlar, yapılması için emir verenler, eylemi yapanlar ve eyleme dolaylı destek verenlerin kimlikleri aydınlatılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirlenen faillerin yakalanmasıyla da örgüt hakkında henüz bilinmeyenlerin ortaya çıkarılması sağlanacak ve yeni operasyonlara kapı aralanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, bu mücadele ve soruşturma stratejisi bilindiği halde faili meçhul cinayetler neden çözülememektedir?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;NEDEN ÇÖZÜLEMİYOR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faili meçhul cinayetlerin suç yerinde toplanan deliller, merkezi bir istihbarat ve analiz merkezi bulunmadığı için tek elde toplanamamaktadır; Genelkurmay’ın ayrı, polisin ayrı, jandarmanın ayrı ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın ayrı istihbarat değerlendirme merkezleri vardır ve her kuruluş kendi yetki alanında delil ve bilgi toplamaktadır. Toplanan deliller ve işlenmemiş haberlerden çıkarılan bilgilerin depolandığı teknik veri tabanları da birbirinden bağımsız olarak çalıştırıldığı için polis jandarmanın, jandarma polisin veri tabanlarına giriş yapamamakta, dolayısıyla bu verilere ihtiyaç duyan makamlar kısa zamanda bilgiye ulaşım sağlayamamaktadır. Örneğin; polisin kriminal laboratuarlarındaki veriler ile yine polisin trafik kayıtları verilerine jandarmanın doğrudan giriş yaparak ulaşma imkânı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda, suç araştırması ve kimlik tespiti konusunda çalışma yapan kolluk kuvvetlerinin “delilden yola çıkarak faile ulaşmak” şansı en aza indirgenmektedir. Bu; emniyet ve asayişten sorumlu makamların teşkilatlanma sorunudur, istenirse kısa vadede çözümler bulunabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, bu sorunun da ötesinde, faili meçhul cinayetlerin çözümü için en önemli delil durumundaki örgütün para trafiği ve arşivlerine hala ulaşılmamış olması, terör olaylarının çözümünde karşılaşılan en büyük engeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysaki örgütün bir bilinmeyeni yoktur; kara para aklama yeri İsviçre’dir, örgütün para kasası buradaki banka hesaplarındadır. AB ve ABD, PKK’yı terör örgütü ilan etmiştir ve üstelik BM’nin bu tür terör örgütlerinin para kaynaklarının dondurulmasına ilişkin kararı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla, gerek iç hukuk gerekse uluslar arası hukuk açısından mevcut durum Türkiye’nin lehinedir ve bu durum; örgütün faaliyetlerini önlemek ve faili meçhul olayları çözebilmek için Türkiye’ye büyük bir avantaj sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hal böyle iken, polis ve jandarma doğrudan bu para trafiğine ulaşamamaktadır, çünkü yetkisi yoktur. Kolluğun bu suç delillerine ulaşması için kapıyı açması gereken siyasettir, siyasi iktidardır. Ülkeyi yöneten iradenin Türkiye’nin sahip olduğu dış politik güçleri kullanmak suretiyle yani diplomasiyle bu delillere ulaşması faili meçhul cinayetlerin çözülmesi için de şarttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terör eylemlerinde kimliği meçhul cinayetleri aydınlatacak olan bir diğer delil ise, örgütün arşiv kayıtlarında yer almaktadır. 1999 yılı itibariyle bu arşivin Suriye’de yaşayan Delil kod ismindeki terörist tarafından saklandığı bizzat örgütü elebaşısı tarafından açıklanmıştır. Aradan geçen 9 dokuz yıllık süreçte önemli delil kaynağı durumundaki bu kayıtlar hala elde edilememiştir. Polis ve jandarmanın, kendi yasal yetkileri çerçevesinde, örgüt arşivine doğrudan ulaşması mümkün değildir, çünkü tıpkı para trafiğinin ele geçirilmesinde açıklandığı gibi, bu sorumluluk da siyasi iradeye düşmektedir; yönetici siyaset diplomatik yolları kullanacak, gerektiğinde özel operasyon kararları alarak kolluk kuvvetlerinin suç delillerine ulaşmasını sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimliği belirlenen faillere gelince, polis ve jandarmanın istihbarat gayretleriyle faili meçhul cinayetlerle bağlantılı olan suçluların birçoğunun yeri tespit edilmiştir; büyük bir kısmı AB ülkelerinde siyasi mülteci olarak varlığını ve faaliyetlerini sürdürmekte olup bir kısmı da Irak’ta Barzani himayesindedir. Diğer iki suç delillerinin elde edilmesinde açıklandığı üzere, kolluk kuvvetlerinin doğrudan bu kişileri yakalama yetkisi yoktur. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, aranan suçluların Avrupa’da cirit attığını kamuoyuna açıklamıştır. Uluslararası anlaşmalar vardır, uluslararası polis teşkilatlarıyla işbirliğimiz vardır, sahip olduğumuz dinamikler harekete geçirilerek suçluların yakalanmasını sağlayacak olan da kendileridir ama bu görmezden gelinmektedir. Oysaki yurt dışında faaliyet gösteren suçluların yakalanmasına ilişkin işlemleri başlatarak sonuç alması gereken yine siyasi iradedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olması gereken budur ama yaşadığımız gerçekler bu değildir. Son altı yıldır ülke yönetiminde söz sahibi olan siyasi zihniyet, belirtilen delillerin elde edilmesi için bir adım dahi ileri atmadığını söyleyebiliriz, çünkü bu konuda alınmış bir sonuç yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda; örgüte ait para trafiği ortaya çıkarılmaz ise, örgüte ait arşiv kayıtları ele geçirilmez ise ve kimliği belirlenmiş olan suçlular yakalanmaz ise otuz yıldır süre gelen faili meçhul cinayetlerin çözülmesi mümkün olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SİYASİ SORUMLULUK&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç işlenmesini önleme görevi ülkemizin idari sistemine göre yerel mülki amirlere düşen bir görevdir. Merkezi teşkilatta bu görev İçişleri Bakanı tarafından yerine getirilir ve bir üst sorumlu ise Başbakan’dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suç işlendikten sonra işlenmiş suçları açığa çıkarmak ve suç işleyenleri yakalayarak adalete teslim etmek görevi ise, yerel cumhuriyet savcılıklarına düşen bir görevdir. Cumhuriyet savcıları bağımsızdır, ancak yaptıkları görev adalet işlerini ilgilendirdiği için bu alanda koordinasyonu sağlamak ve görevlerin etkin bir biçimde yapılması için gereken tedbirleri almak görevi de Adalet Bakanlığına düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda, gerekli tedbirler alınmadığı için işlenen bir suçtan dolayı masum insanlarımızın zarar görmesi halinde sorumlu tutulması gereken makamlar; Kaymakam, Vali, İçişleri Bakanı, Başbakan ve Hükümet olarak sıralanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sayılan makamlar yasa ile kendilerine verilen görevi, emirleri altındaki polis ve jandarma teşkilatlarıyla yerine getirir. Sorumlu tutulan makamların da bu sayılan teşkilatların görevlerini en iyi şekilde yerine getirebilmesi için çağın özelliklerine uygun personel, eğitim, silah, araç, gereç ve teknik imkânlarla donatması şarttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teröre bu açıdan bakıldığında; Başbakan’dan başlayıp aşağıya doğru sıralı tüm güvenlik makamlarının, önlenemeyen terör olayları karşısında sorumlu oldukları açıkça görülmektedir ama yapılmayan görevler ve taşınmayan sorumluluklar karşısında hesap sorulmasını sağlayacak bir demokratik mekanizma ülkemizde yoktur. Güngören katliamı hala hafızalarımızdaki tazeliğini korumakta olup, bu olaydan dolayı hesap veren bir sorumluya henüz rastlanılmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;SİVİL ADLİ SORUMLULUK&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alınan her türlü tedbire rağmen suç işlenmiş olması durumunda ise, harekete geçecek olan cumhuriyet savcıları da yasa ile kendilerine verilen görevleri yapabilmek için emirleri altındaki polis ve jandarmanın adli yapılarını kullanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla siyasi iradenin kolluk kuvvetlerini güçlendirmek için alacağı her tedbir, dolaylı olarak savcıların da görevini yapmalarını kolaylaştırır. Cumhuriyet savcıları ayrıca, bütün makam ve memurlarından ihtiyaç duydukları bilgileri ister ve gerektiğinde zor gücüyle bu bilgilere ulaşır. Askeri savcılar da sivil savcıların sahip olduğu tüm yetkiye sahiptir, farklı alanlarda aynı görevi yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mülki makamlarca alınan tüm tedbirlere rağmen önlenemeyen terör olaylarını ve buna bağlı faili meçhul cinayetleri çözme görevi; askeri ya da sivil, savcılıklara düşen bir görevdir. Sivil savcılıklar, faili meçhul dosyaların takip ve kontrolünü yerel kolluk makamlarına bırakmış olup, her üç ayda bir daimi arama kararlarına verilen sonuçsuz cevaplarla dosyalar geçiştirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet bakanlığı yetkilileri dosya ellerinde olmadığı için doğrudan müdahale edememektedir. Askeri savcılık, soruşturmayı yapan makam olmadığı için durumu izlemekle yetinmektedir. Bu durumda, vatan evlatlarının katillerini hangi makam araştıracaktır, hangi makam uluslararası düzeyde takip ve kontrol edecektir, Türkiye’de bu bilinmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bilinmezin ortaya çıkardığı sorumsuzluk neticesinde katiller hükümet sözcüsünün deyimiyle Avrupa’da cirit atmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu trajedi hala yaşanırken, “eve dönüş yuvaya dönüş” gibi Türkiye gerçekleriyle örtüşmeyen yapay tedbirlerle ortaya çıkan siyaset yüzünden, bu faili meçhul cinayetlerin faili olup da yakalanan ama delil yokluğundan serbest bırakılanların sayısı ise bilinmemektedir. Bu bir trajedidir ve Türk milletine bu trajediyi yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ASKERİ ADLİ SORUMLULUK&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar gerçekleştirilen terör eylemlerinin önemli bir çoğunluğunda saldırıya uğrayan kişi asker, saldırı yapılan yer karakol, nöbetçi ve devriye olduğu halde soruşturmayı yapan hep sivil savcılık olmuştur. Sivil savcılar arazinin zorluğu nedeniyle olay yerine gelemediği için suç yerinin tespiti ve delillerin toplanması işlemleri yine asker kişiler tarafından yapılmakta ama hazırlanan dosyalar sivil savcılıklara gönderilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askeri savcılık bugüne kadar askeri mahallere ve kişilere yönelik yapılan terör saldırıları karşısında bir hazırlık soruşturması yapmamıştır. Bu alanda askeri savcılığın soruşturma yaptığı tek bir örnek vardır, o da Dağlıca olayında görüldüğü gibi saldırıya uğrayan askeri birlik içerisinden teröristlerle işbirliği yapanların bulunduğu iddiası üzerine Van askeri savcılığınca yürütülen hazırlık soruşturmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, içinde yaşadığımız durumun özellikleri itibariyle, askeri savcılığın askeri birliklerde meydana gelen asker kişilere yönelik terör saldırılarında bir soruşturma başlatması gerekliliği ortadadır; en azından suçun vasıf ve mahiyetini belirleyebilmek için, en azından olayla ilgili verilerin askeri makamlarca bir analiz yapılmasına olanak sağlanabilmesi için, en azından faili meçhul cinayetlerle ilgili yürütülen soruşturmaların seyrini takip edip sonuca gidilmesini temin edebilmek için…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zira böylesi bir soruşturma ile takipteki suç ve suçluların üst düzey araştırma ve soruşturma makamlarınca da izlenmesine olanak verilecek ve devletin sahip olduğu imkân ve kabiliyetlerin soruşturmada kullanılma sürecini hızlandırılmış olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;TSK ÖNCÜLÜĞÜNDE ÇÖZÜM&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de siyaset mekanizması her zaman doğru işlememektedir. Yapılması gerekenler bir takım siyasi hesaplar yüzünden yapılmamakta, atılması gereken adımlar da yeri ve zamanı geldiğinde atılmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir Türkiye gerçeğidir ama siyasetin aldırmazlığı yüzünden, kutsal vatan hizmeti yapan evlatlarımızın şehit düşmesi durumunda katiller hak ettikleri cezaları almamaya, söz konusu failler de hükümet sözcüsünün deyimiyle Avrupa’da cirit atmaya devam mı edecektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de halkımızın çaresizliği ve şehitlerimizin kanı üzerinden oynanan oyunlara “dur” diyecek ya da görev ve sorumluluğu gereği “dur” demesi gereken bir makam yok mudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk milletine tarihin her döneminde öncülük yapmış olan Türk Silahlı Kuvvetleri yıllardır işlenen faili meçhul cinayetleri çözmek ve suçluları adalete teslim edilmesini sağlamak için bir çalışma yapmak durumundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye sahip olduğu güçleri, varlığı kanıtlanmış olan PKK terör örgütüne yönelik olarak kullanmalı ve adalet, geç de olsa, artık tecelli ettirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk milletinin ve şehitlerimizin vicdanı ancak katillere ve destekçilerine hesap sorulduğunu gördükten sonra huzur bulabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdal Sarızeybek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Teror-Cinayetlerini-Cozmek-Mumkundur-Ama-t49267.html"&gt;FikrimYok.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-4037557703160536266?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/4037557703160536266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/4037557703160536266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_09_01_archive.html#4037557703160536266' title='Terör Cinayetlerini Çözmek Mümkündür Ama...'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-3801529349144929694</id><published>2008-09-09T11:01:00.000-07:00</published><updated>2008-09-09T11:02:13.232-07:00</updated><title type='text'>Özal'dan Tayyip'e Terör ve Siyasetin İç yüzü</title><content type='html'>Terörle mücadelede belki de anlaşılması en güç olan, Türk siyasetinin uzun yıllardır süregelen terör karşısında ulusal bir mücadele stratejisini hala ortaya koyamamış olmasıdır. Üzerindeki sorumluluğu “terörle mücadele askerin işidir” diyerek taşımaktan kaçınan ve terörü bir rant aracı olarak gören böylesi bir siyasi anlayış Türkiye’yi bugün içinde bulunduğu tehditlerle karşı karşıya getirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanda dağda askeri operasyonlar devam eder ve hala şehit haberleriyle ülkemiz sarsılırken öte yanda teröristlere cirit atma olanağı sağlayan bu tür bir siyasi zihniyetle adına terörle mücadele dedikleri trajedinin bir sonuç getirmeyeceği gerçeğini artık sağduyu sahibi her insan görmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırsalda PKK terör örgütüne karşı yürütülen otuz yıllık mücadele, bu süreçte etkisiz hale getirilen otuz bin terörist, hala kesin sayısını öğrenemediğimiz şehitlerimiz, harcanan 300 milyar dolar gibi çok önemli bir ulusal kaynak ve teröre siyasi çözüm arayışında olan bu siyasi anlayışla vardığımız nokta; toplumumuzu etnik köken temelinde farklılaştırmaktan ve terörü siyasete çekip bir rant aracı olarak kullanmaktan öteye geçememiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye neden terörle mücadelede başarılı olamamıştır; askeri stratejilerde mi bir yanlışlık vardır yoksa Türkiye’nin sahip olduğu dinamikler mücadele için harekete mi geçirilmemiştir? Bu ana çizgilerin çevrelediği tablo içerisinde terörün ardında yer alan siyasetin geriye dönük analizi neden sorusuna en doğru cevabı ortaya çıkaracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Özal Dönemi (84-93)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1984 Şemdinli ve Eruh ilçelerine yapılan saldırılarla adını duyuran PKK terör örgütün 84-92 arası geçen sekiz yılı bir gün mutlaka gün ışığına çıkarılması gereken karanlık bir dönemidir. 91 Körfez savaşına kadar geçen süreçte sivil halka yönelik gerçekleştirdiği eylemlerle silahlı propaganda dönemini başlatan örgüt; yapısı, sözde lider kadrosu, eleman kaynakları, barınak ve sığınakları, yurt dışı destekleri ve yaşam alanlarıyla güvenlik güçleri için bir bilinmezdir. Gündüz görüntü vermeyen ancak geceleyin şiddet eylemleriyle ortaya çıkan örgüt, gerekli önlemler alınamadığı için kısa zamanda halkın korkulu bir rüyası haline gelmiş ve bir bilinmeze karşı duyulan korku kaynaklı itaat içgüdüsü örgütü kırsalda kısmen de olsa otorite haline getirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu karanlık dönemin askeri taktiğini, bireysel çabalarla sürdürülen bir mücadele tekniği olarak tanımlamak mümkündür. Bu tanım içeriğinde siyasetin çerçevesini çizdiği ulusal bir strateji yoktur, askeri taktik ise olayların yoğunlaştığı Güneydoğu bölgemizde gönüllü personelden oluşan küçük çaplı özel birlik harekatıyla sınırlı kalmıştır.Topyekun ulusal bir strateji olmadığı için zorunlu olarak küçük çaplı ve sınırlı hedefli küçük birlik harekatının ön plana çıkışının bir diğer nedeni de; Özal döneminde yaşanılan istihbarat zaafıdır ve çok bilinmeyenli bir örgüte karşı ortaya konulan askeri taktikler terör denklemini çözmeye yeterli olamamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Özal’ın damgasını vurduğu Birinci Körfez Savaşı’ndaki iç ve dış politik yanlışlıklar sayıca beklenenin çok üzerinde, silahça ateş gücü yüksek, barınma olanakları açısından Irak kuzeyinde geniş bir hareket serbestisine ve umulanın ötesinde finansman kaynaklarına sahip bir terör örgütünü karşımıza çıkarmıştır. Özal’la başlayıp sonra gelen her siyasi iradeyle destek bulan ve varlığını 2003 yılına kadar sürdüren ABD ağırlıklı Çekiç Güç’ün koruma ve desteğindeki PKK terör örgütü “üç beş çapulcu” nitelendirmesinin çok ötesinde birkaç on binli sayılara ulaşmış, yapısal ve kurumsal bir nitelik kazanmış ve bu gelişmelerden habersiz ve hazırlıksız güvenlik güçleri karşısında göz ardı edilemez bir tehdit olarak ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özal siyasetinin etnik ayrımcılığa dayalı terörle mücadeleye olumsuz etkileri işte budur; güçlü bir PKK terör örgütü, otonom bir Barzani, terörün baskısıyla sinmiş ve etnik köken temelinde farklılaşmaya başlamış bir toplum, uluslararası bir Kürt sorunu, 100 milyar dolarlık bir ekonomik kayıp, teröre kurban edilen binlerce can ve yüzlerce şehit!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Koalisyonlar Dönemi (93-2002)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;93’den 2002’ye kadar geçen mücadele dönemi, umulmadık bir anda umulmadık bir güçle ortaya çıkan PKK terör örgütüne karşı güvenlik güçlerinin amansız bir mücadele verdiği bir dönemi tanımlar. Bu amansız mücadeleye yol açan başlıca etken; karanlık dönem olarak ifade ettiğimiz Özal döneminde alınmayan tedbirlerin ancak bir sonraki dönemde ortaya çıkan olumsuz sonuçlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özal siyasetiyle güç kazanan terör 92-93 Cizre, Nusaybin ve Şırnak olaylarıyla halkımızı devlete karşı isyana zorlayacak cüreti dahi kendisinde görebilmiştir. 21 Mart 92 Nevruzuyla başlayan olaylar sonucu Şırnak, Cizre, Van, Siirt, Batman ve Adana'da çıkan çatışmalarda 7'si PKK militanı toplam 22 kişi öldürüldü. Şırnak, Cizre ve Van'da 'sokağa çıkma yasağı' ilan edilirken, Türkiye'de yaklaşık bin kişi gözaltına alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bu dönemde ortaya çıkan istihbarat zaafının olumsuz sonuçları ilk olarak 30 Ağustos 1992 Şemdinli Alan çatışmasında kendini göstermiş olup teröristlerden ele geçirilen silahlar, PKK terör örgütünün taktik düzeydeki silah ve ateş gücü açısından güvenlik güçlerine oranla daha üstün bir kapasiteye sahip olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Çatışma sonrası yapılan araştırmada Irak kuzeyinde ve Barzani kontrolünde Erbil ve Diana kentlerindeki açık silah pazarlarından Kannas Keskin Nişancı Tüfeği, RPG-7 Roketatar ve Bikeysi otomatik tüfek gibi yüksek ateş gücü sağlayan silahları teröristlerin kolayca elde edebildikleri öğrenilmiştir. Ne gariptir ki o dönemde terörle mücadele eden güvenlik güçlerinde böylesine seri, portatif, kullanımı kolay ve ateş gücü yüksek silahlar yoktur ve bu silahların kolluk kuvvetlerinin envanterine girişleri ancak 94 yılı ve sonrasına rastlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;92’de ele geçirilen teröristlerin sorguları bir başka bilinmeyeni de aydınlatmış olup bugün Türk Hava Kuvvetlerinin bombaladığı Irak kuzeyindeki Hakurk, Basyan, Avaşin ve Zap kamplarında yıllardır yerleşik bir düzen içerisinde yaşadıkları öğrenilmiştir. Ekim 92’ye kadar göz yumulmuş olan bu tehdidin bedelini Türk milleti sadece Şemdinli’de meydana gelen üç çatışmada 74 şehit vererek çok ağır bir biçimde ödemiştir. Bu bedelin bilançosu Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’ın ifadeleriyle şöyledir; “1992 yılında zayiatımız 496 şehit, 93 yılına baktığımız zaman 538 şehit, 1994 yılına baktığımız zaman 867 şehit. 1995 yılında 615 şehit, bin 342 yaralı, bin 957 zayiat var. Bu rakamlar gerçekten çok ürperticiydi.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan soruşturmalar sonucunda ayrıca; Ağrı Doğubeyazıt-İran Mako, Urumiye ve Hakurk arasında bir karayolu ulaşım ağının kurulmuş olduğu, dönemin DEP, HEP kısaltmalarıyla bilinen ve örgütün siyasi kanadı durumundaki partiler aracılığıyla çaresiz insanlarımızın kandırılarak bu güzergahtan dağa çıkarıldığı ve örgütün ana eleman kaynağını oluşturdukları öğrenilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geç kalmış istihbaratın ortaya koyduğu bu gerçeklerin su yüzüne çıkardığı tehdidin ağırlığı koalisyonlar döneminde sivil ve askeri otoriteleri telaşa düşürmüş, çok kısa sürede olağanüstü çaba gösterilerek polis ve jandarma teşkilatlarında özel birlikler, özel eğitim, özel araç ve silahlarla asimetrik mücadeleye uygun özel harekat yapıları oluşturulmuş ve teröristlerle amansız bir mücadeleye girişilmiştir. Sonuç alıcı sınır ötesi kara ve hava harekatı bu dönemde yapılmış, teröristler otuz yıllık sürecin belki de en ağır darbesini almış ve örgüt dağılma noktasına getirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla birlikte terörün ve mücadele dozunun zirveye ulaştığı bu dönemde dış destekleri kesmek ve dağa çıkış sürecini önleyici tedbirler almak şeklinde varlığını göstermesi gereken siyasi mücadele stratejisi bir türlü ortaya konulamamıştır. Siyasi destekten yoksun askeri operasyonlar, “tehdidi ne pahasına olursa olsun yok etmek” için başvurulan sert önlemlerle kendini gösteren bir stratejinin doğmasına yol açmış ve bu durum PKK terör örgütünün ideolojisinin güçlenmesi ve ayrılıkçı bir Kürt hareketinin taban bulmasına neden olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koalisyonlar döneminde uygulanan bu stratejiyle terörist sayısı minimize edilmiş ve örgüte ağır darbeler vurularak dağılma sürecine çekilmiştir. Ancak bu siyaset; ekonomik, sosyal ve kültürel tedbirlerden yola çıkılarak teröre karşı ulusal bir tavır koymaya ve terörün dış desteklerini kesmeye yönelmekten ziyade askeri sorumluluk altında yürütülen bir harekata tam destek vermekle şekillenen tek yönlü bir stratejiye dönüştüğü için sorunu çözememiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Erdoğan Dönemi(2003-   )&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasım 2003 genel seçimleriyle Türkiye yeni bir siyasi zihniyetin etkisi altına girmiştir. Bu zihniyet içeriğinde ulusal bir terörle mücadele stratejisi yoktur ve bu zihniyet; terör eylemlerini görmezden gelen bir kayıtsızlık ve teröre destek anlamına gelebilecek bir siyasi çözüm arayışıyla kendini açığa vurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Ekim 2007’de Dağlıca baskınında yaşanan trajedi mevcut siyasi zihniyetin bu anlayışını vurgulayan en önemli işaret olmuştur; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir taburu Irak’tan gelen kalabalık bir terörist gurubunun saldırısına uğramış, 12 şehit ve onlarca yaralının yanı sıra 8 Türk askeri kaçırılmış ancak siyaset hiçbir tepki göstermediği gibi milletten aldığı harekat yetkisini de kullanma yoluna gitmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu politik tavrın etkisinde kalan askeri operasyonların kapsamı kırsaldaki terörist varlığı ve tehdidine karşı taktik planlama, taktik hedef seçimi ve taktik hedeflerin elde edilmesiyle sınırlı mücadele stratejisinden öteye geçememiştir. Siyasi destekten yoksun bu uygulamayla bir yanda taktik hedeflerin elde edilmesi için stratejik güç kullanılırken öte yandan gelen şehit haberleri toplumun sahip olduğu dinamik güçler konusunda kuşkuya düşmesine yol açmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Silahlı Kuvvetlerinin teröre karşı yürütülen bu asimetrik mücadelede emsallerine göre üstün bir başarı sağlamış olduğu bir gerçektir ancak askeri harekatın siyasi desteği olmadığı için sonuçsuz kalışı yüzünden elde edilen başarı hak edilen ölçüde kamuoyuna yansıtılamamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasetin bu sorumsuz tavrı örgütün AB ülkelerindeki siyasi zeminini güçlendirmiş, Bağımsız bir Kürt devleti yolunda yürüyen Barzani’nin ayrılıkçı Kürt hareketindeki liderliğini pekiştirmiş, Kerkük Türkmenlerinin varlığını tehlikeye düşürmüş ve dağda yürütülen askeri operasyonları sonuçsuz bırakmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan’ın damgasını vurduğu bu dönem siyaseti Türkiye’yi; güçlü ve bağımsız bir devlet olmasına bir adım kalan bir Barzani, Barzani işgali altında bir Kerkük, parçalanmış bir Irak, siyasallaşmayı tamamlayıp legal hale gelmeye çalışan bir PKK, ayrılıkçı emellerini açık açık söyleyen bir DTP, ulusal çıkarlarımıza aykırı tüm bu gelişmelere yol açan ve bu siyaseti destekleyen bir ABD ve AB gerçeği ile karşı karşıya getirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yok Oluşa Doğru Bir Süreç&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu trajik tabloya her üç döneme damgasını vurmuş siyaset penceresinden bakıldığında; Özal dönemi için örgütün önlenemeyen silahlı propagandası sonucu ayrılıkçı Kürt hareketinin tohumlarının ekilmiş ve sözde Kürt sorunun uluslararası siyasetin gündemine taşınmış olduğu söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koalisyonlar dönemi için bir önceki dönemin yanlışları sonucu beklenmedik bir güçle ortaya çıkan terör örgütüne karşı yürütülen sert bir mücadele sonrası etnik köken farklılıklarının toplumda temel bulmasına yol açmış olduğu itiraf edilebilir. Bizi bugünlere taşıyan Türk siyaseti ABD’nin BOP projesi yörüngesinde bilinçli olarak şekillendirildiyse eğer, Erdoğan dönemi için bu projenin tamamlanma aşamasına geldiğini açık yüreklikle söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra bu siyasetin atacağı adımlar artık bellidir; Anadolu’daki Türk kimliği ve varlığını yok etmek için Anayasa’nın 66. maddesinde kendisine ruh bulan Türk kimliği tanımının kaldırılması, etnik farklılıkları daha da derinleştirmek ve devletin yapıcı ve ana unsuru olan Türk milletini ayrıştırmak için Kürtçenin eğitim ve öğretim dili yapılması, yerel yönetimlere özerklik düzeyinde yetkiler verilerek merkezi yönetimin parçalanması, devletle halk arasındaki son bağı koparmak için Korucu Teşkilatının kaldırılması, vatan ile şehit arasındaki kutsal bağı yok etmek ve terör örgütünün sözde lider kadrosuna af çıkarılarak Gazi Paşa’nın meclisine alınması şeklinde sıralanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın kuruluş felsefesi elbette ki kağıt üzerinde değişmeyecektir; cumhuriyet laik demokratik bir hukuk devleti olarak, devlet ise ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak şimdilik kalmaya devam edecektir. Bununla birlikte aradan geçecek yıllar birbirine farklılaşmış iki toplum, kederde ve kıvançta ayrılmış iki toplum, şehit kanlarıyla sulanmış vatan toprağına yabancılaşmış insanlar, iki farklı dil, iki farklı insan yapısını BOP projesine uygun olarak şekillendirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;TSK Öncülüğünde Türk Milleti&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin sahip olduğu iç ve diş dinamikler konusunda kimsenin kuşkusu yoktur, aksine sahip olduğu güçlerle çok kısa sürede terör tehditlerini yok edilebileceğine inanan bir toplum ve bu toplumda yerleşmiş yaygın bir inancın varlığı söz konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün teröre karşı yürütülen mücadeleden bir sonuç alınamıyorsa eğer, bu; Türkiye’nin güçsüzlüğünden değil mücadeleye ilişkin ortaya konulan askeri strateji ile mevcut siyasi zihniyetin çizdiği rotanın taban tabana birbirine karşıt oluşundandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardında Türk milleti olan Türk Ordusunun, ardında ABD ve AB olan bu siyasi zihniyet ile işbirlikçi medya karşısında terörle mücadeleyi sonuçlandırabilmesi, iç ve dış tehditlere karşı proaktif bir strateji izleyerek Türkiye’nin ulusal çıkarlarını ön plana çıkarabilmesi oldukça zor görünmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terörle mücadele için ortaya konulan askeri stratejiye siyasi zihniyetin destek vermeyen bu tutumu sürdüğü takdirde, terörist eylemlerin asla son bulmayacağı gibi bu siyaset yüzünden evlatlarımızın şehit olması, Türk halkının PKK terörünün açık hedefi olarak can vermesi, olası anayasal düzenlemelerle Türk kimliği ve varlığının ağır bir tehdit altına girmesi de kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih bugün tekerrür etmektedir; geçmişte yaşadığı en zor anlardan dahi ordusunun önderliğinde kurtulmuş olan Türk milleti, ya Türk ordusunun öncülüğünde küresel ihanet projelerini yıkarak özlediği hürriyet ve bağımsızlığına yeniden kavuşacak ya da Gazi Paşa’nın deyişiyle tarih sahnesinden yok olup gidecektir ama Türk milletinin, Allah göstermesin, bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebali zabitana ait olacaktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdal Sarızeybek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Ozal-dan-Tayyip-e-t50111.html"&gt;FikrimYok.Com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-3801529349144929694?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3801529349144929694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3801529349144929694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_09_01_archive.html#3801529349144929694' title='Özal&apos;dan Tayyip&apos;e Terör ve Siyasetin İç yüzü'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-5837884083605039854</id><published>2008-09-09T10:59:00.000-07:00</published><updated>2008-09-09T11:00:48.014-07:00</updated><title type='text'>Kör Gözler İçin Şemdinli Gerçeği</title><content type='html'>Bugün 9 Eylül 2008, altı şehit haberi geldi Şemdinli'den...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Şemdinli Gerçeği &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1984’te ilk terörist saldırısı Şemdinli’ye yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1992 Ağustos’unda Alan jandarma hudut bölüğü ile Eylül ayında Aktütün jandarma hudut bölüğü üç yüzden fazla teröristin imha amaçlı saldırısına uğradı. Aynı yıl ve aynı ay, katil Osman Öcalan’ın yönettiği altı yüzden daha kalabalık bir terörist grubu, Derecik jandarma karakolu ile aynı yerde konuşlu Dağ ve Komando Taburunun bir bölüğüne saldırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teröristler çok pahalı ödedi bu haince tuzağı ama çok şehit verdik biz ve giden dönmedi geriye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1992-95 arasında sayısız saldırılar yapıldı Şemdinli’ye; Ortaklar Karakolu’na saldırı, Ketina’da pusu, polis noktasına saldırı, Bembo’da pusu, Alan Karakolu’na saldırı, Umurlu Karakolu’na saldırı, Durak Karakolu’na saldırı, Aktütün taciz, Yeşilova taciz, Şemdinli taciz, yola mayın, korucu şehit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teröristlerin Şemdinli’yi hedef alarak yaptıkları bu saldırılar saymakla bitmez. Ta günümüze kadar geldi bu eylemler. Peki niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1984’te de Şemdinli gündemdeydi yıl oldu 2006, daha iki gün önce polis noktasına roketlerle saldırmadılar mı bu hainler! Şemdinli yine gündemde. Peki neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şemdinli coğrafyasını bilmeden terörü de anlatamazsınız kaçakçılığı da. Yanlış değerlendirmeler bizi daima yanlış sonuçlara ulaştırır. Yanlış sonuçlar yanlış kararlara yol açar. Bilmeden konuşmamak en iyisi! Buna rağmen kimileri çıkar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; – Efendim, zaten önceden de burada isyan olmuştu, der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Siz gerçeği bilemediğiniz için susarsınız. Çünkü Şemdinli size çok uzaktır. Kimileri de;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; – Buradaki aşiretlerin Irak kuzeyindeki aşiretlerle yakın akrabalık ilişkileri var, der ve devam eder:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Efendim, Şemdinli halkı zaten Barzani’ye sempati duyar, terörün kaçakla ilişkisi var, der siz gene susarsınız. Dedim ya Şemdinli size çok uzaktır. Sadece siz olsanız ne gam, garip Şemdinli de susar. Zira Ankara da ona çok uzaktır sesini duyuramaz. Üstelik sesini çıkarmaya da korkar masum Şemdinli; bir yanında teröristler vardır, bağırıp çağırıp meydanı boş bulup hoplayan sanki sesiymişçesine halkın, diğer yanında ise devlet “&lt;i&gt;noluyor orda, yoksa başkaldıran mı var’’&lt;/i&gt; deyip kızan. İki arada bir derede kalır Şemdinli, ne yapacağını bilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte planlanan oyun da budur; ikinci devrede gerçek oyuncular yerlerini alır, bir taraftan İran, bir taraftan kaçak ağaları, bir taraftan Barzani ve Talabani, diğer taraftan da PKK. Şemdinli neylesin sarılınca dört bir yanı? Bu PKK, bu Barzani, bu Talabani ve de kaçakçı ağaları niye elini eteğini çekmez Şemdinli’den?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce mesele, önceden çıkartılmış isyan ya da aşiret bağları veya teröre sempati duyulması mıdır? Bence hayır! Asıl mesele, Şemdinli’nin fiziki konumu, coğrafyası, kaçakçılık ve sınırların kontrol altına alınamayışında yatar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK hariç diğerlerini anladık, komşuluk bağı, aşiret bağı, menfaat bağı falan filan. Peki, PKK’ya ne demeli? Şemdinli mi demiş 1984’te, gelin beni basın diye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğini varsayalım, menfaati ne Şemdinli’nin bundan. Aksine zararı olmuş bu eylemin; daha çok asker, daha çok arama, bir nevi sıkı rejim. Teröriste ne ola ki! Eylemden sonra basıp gitmiş, tekrar geri gelmek üzere. Çok uzağa gitmemiş ki terörist!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördünüz Şemdinli en uç noktada hem İran’a komşu hem Irak’a. Üç tarafı teröristlerin kamplarıyla çevrilmiş. Hakurk alanı hemen yanı başında. Teröristler için en uygun arazi en uygun bölge; kolayca İran’a geçerler kolayca Irak’a, eylem sonrası da hemen kaçarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şemdinli’de güçlü olduğunuz zaman Yüksekova ve Başkale’de yapılan kaçakçılığı da kontrol altına alırsınız. Hakurk’tan çık, İran sınır boyunca ilerle, Jerma’da dinlen, Şehidan’ı aş, ver elini Yüksekova!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İsterseniz Yüksekova’yı da geçin, gelin İran sınır boyundaki Kelereş Kampına, bu demektir ki Başkale elinizde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran geçit mi vermedi, yapmaz bunu ama yaptığını varsayalım; Hakurk’tan çık, güneyden Irak sınır boyunca ilerle, Meşelik ile Ayranlı’yı geç, Eşek Kapısını tırman alın size Çarçele! Çarçele demek Şemdinli demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İn oradan aşağı doğuya doğru Bembo’yu geç, kuzeyde gördüğünüz ilçenin adı ne? Yüksekova! Çarçele’den kuzeye doğru İki Yaka Dağlarını aş, nereye çıkar? Hakkari! İkiyaka’dan batıya in: Çukurca!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şemdinli’yi tutarsanız Kuzey Irak’ta da etkili olursunuz. Teröristlerin sözde gümrük noktaları var sınır boylarında, çok para kazanırlar çok, kimsenin sesi çıkmaz. İşte bunlar için Şemdinli gündemden düşmüyor düşmeyecek de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak ve İran sınırları Şemdinli üçgeninde birleşir. Bu üçgenin sırrını bir çözebilsek diğerleri çorap söküğü gibi gelir ama çözemeyiz bir türlü çünkü Şemdinli bize çok uzaktır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İran-Irak-Türkiye sınırlarının birleştiği yere Üçgen ya da Şemdinli Üçgeni ve ya İmralı’da yatan katilin ağzıyla Zagros denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şemdinli demek bana göre Zağros demektir. Niye mi? Anlatayım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun önce İran’la başlar. Biz deriz teröristler Zağros’da kamp yapıyor. İranlılar der bizde Zağros diye bir dağ yoktur. Onca alt ve üst komite toplantıları yapılır ama bir türlü anlaşma olmaz. Herhalde aradan geçti on dört yıl biz hâlâ yerimizde sayarız: Bana kalsa Zağros olsa ne olur, Dalamper olsa ne olur! Terörist orada? Evet. Peki, biz nerdeyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katil terörist Abdullah Öcalan ne diyor Zağros için, dinleyelim, dinleyelim de bugüne kadar anlamadığımız şu Zağros neymiş anlayalım artık:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;i&gt;’’Benim nazarımda Zağros önemlidir. Burada ticaret çok belirleyicidir. &lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;i&gt;Üçgendedir (ŞEMDİNLİ ÜÇGENİ!). Bu bölge kaçakçılığın da merkezidir. Burada bulunan sorumlu devletlerle, kaçakçılarla ve ticaret yapanlarla ilgisi ve irtibatı vardır. Zağros eyaletinin yağlı ballı olması ticaretidir.’’ &lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu söyleşi filan değil katilin yakalandıktan sonra alınan resmi ifadesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktanın hemen güney batısı Hakurk’tur. Niye hemen? Çünkü Zağros’tan aşağı sarktınız mı Hakurk’a düşersiniz. PKK’nın ana üssü. 91 Körfez Harekâtı’ndan bugüne kullandığı ana eğitim merkezi. PKK’nın can noktası. Niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bakın katil Öcalan resmi ifadesinde ne diyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;i&gt;“Kuzeyde oluşan otorite boşluğu ve Birleşmiş Milletlerin bu bölgeye uyguladığı uçuşa yasak bölgeden de yararlanarak çok kısa zamanda büyük bir güç haline geldik. Çok sayıda silah, mayın, ağır silahlar ve mühimmat elimize geçti. Örgütümüzü kısa zamanda bu silahlarla donatarak büyük bir güç kazandık...’’&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakurk alanı teröristler için önemlidir. İster hava indirme, isterseniz kara harekâtı yapın teröristlerin kaçmak için iki seçeneği vardır. Nedir bu iki seçenek? Ya kuzeydoğuya İran’a kaçmak ya da güneye 36’ncı paralelin güneyine inmek! Her ikisi de sizi çaresiz bırakır, İran’a giremezsiniz, güneye inemezsiniz. Üs bölgesi olarak burası Türkiye’ye en yakın noktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktadan çıkıp en süratli şekilde Türkiye’ye de girebilirsiniz İran’a da. İran bölgesinde lojistik destek sağlar kaçakçılığı organize eder, gümrük vergisi alır zengin olursunuz. Türkiye’de ise eylem yapıp kısa yoldan kaçabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmem ne anlıyorsunuz, ben ‘’gümrük’’ deyince? Gümrük, PKK’nın sınırı geçen kaçakçılardan aldığı haracın adıdır. Gümrük noktası ise; genelde İran’a doğru sınırdan beş yüz ila bin metre kadar içeride bir subaşıdır. Çoğunlukla birkaç küçük kaya bulunur, yanında da ağaçlar, teröristler gölgede otursun diye. Gümrükçü ekibi ise beş kişiyi geçmez. Hepsi silahlıdır. Kaçakçılar uzaktan tanısın diye de, ağaçtan bir sopaya paçavra şeklinde bağlanmış sözde PKK bezleri asılıdır. Bu onların otorite olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçak geçişleri genelde gece saat on ila sıfır iki arasında yapıldığı için gün ışımaya yakın uyurlar. Gündüzün pek işleri yoktur. Siparişler verilir, istihbarat yapılır, gece geçeceklerin koordinasyonu falan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece büyük bir hareketlilik başlar. Kaçakçılar sıraya girer. Mallar kontrol edilir ve sayılır. Olur ya adam ‘’şeker der eroin geçirirse’’ ne olacak? Gizli kalır mı bu hiç! Hemen duyulur. Nasıl hesap verecekler? En iyisi tek tek kontrol etmektir yanlış bir iş yapmamak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katırlar da alışıktır gelir gelmez sözde gümrüğe sıraya girer ve sabırla beklerler. Koyun geçişleri biraz zor da olsa kaçakçılarımız maharetlidir, onca sürüyü tek tek sıraya koymak ne demek! Becerirler. Gizlilik kuralı da inanın çok sıkı uygulanır. Eroin ve baz morfin geçişleri sır gibi yapılır ihbar edilmesin diye. Ayrı yerde, ayrı saatte. Kimse görmez, kimse duymaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgüte ne kadar faydalı olduklarını da bilemezler. Bana sorarsanız, örgüt içinde en önemli görevi gümrükçüler yapar. Niye mi? Dağdakiler var, silah ister, mermi ister. Yerdekiler var, kim karşılayacak siyasi kanadın onca masrafını? ROJ TV var, yıllık masrafı on milyon doyçe mark. Bunun reklamı var, seyahat masrafları var, internet yayınları var, kitabı var, dergisi var. Masraf çok inanın çok. Gerçi bağış yapan işadamları var, sanatçılar da var ama olsun gümrükçülerin yeri bir başka!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İyi bir düzen tutturmuşlar uzun yıllardır aksaksız ve çökmeden işlediğine göre!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ta 92’lerde Dumanlı Dağ gümrükçüleri bir kazaya kurban gitti siz biliyorsunuz Rüya-1 operasyonu. Ardından Rüya-2 ile Kralın Kızı’nda da kalan hesabı ödemişlerdi. Bunun dışında pek kaza olduğunu duymadım hiç! İşleri hep tıkır tıkır yürümüştür. İşte bizim terörist gümrükçüler bunlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şemdinli üçgeni içinde İran sınırı nedir? PKK denen hainler İran’ın verdiği destekle tüm kaçak patikalarını tutmuş haraç alır. Örgüte mali destek! Urumiye şehrinin çağdaş ve teknik imkânlarından yararlanır. Uyuşturucu kaçakçılığını kontrol eder. Yurt içinden gelen yeni katılımcıları misafir eder ve ağırlar. Zorda kalırsa Zağros’a çekilir. Daha zorda kalırsa hemen Hakurk’a geçer. En nihayetinde o güneye sarkar, siz sarkamazsınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran hududu, teröristin de kaçakçının da zorda kalmayınca bırakmayacağı bir bölgedir. Uluslararası mafya, istihbarat örgütleri, dış güçler dediğiniz şeylerin hepsi bu üçgendedir. Bu üçgeni kontrol eden, her türlü yasadışı faaliyeti bu bölgede Türkiye, İran ve Irak’a karşı planlar ve uygular. İran sınırını biz koruyamayız. Bunu halk da bilir, terörist de, kaçakçı da. Bilmeyen bir biziz galiba…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim Irak hududuna ve sizinle Basyan’a gidelim. Siz burayı tanıyorsunuz tam Şemdinli Çayının ülkemizi batıya doğru terk ettiği yer. Şöyle bir gözünüzün önüne getirin; ana kamp Hakurk, buradan nereye açılıyorsunuz, Türkiye’ye. Nasıl açılacaksınız? Hakurk çıkışı Ari düzlüğü, tam karşısında Gasto. Kuzeydoğudan giderseniz Zagros ve Jerma. Üçgeni güneyden dolaşırsanız Basyan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyduğuma göre şimdilerde teröristler sivil elbise giyip ev ev dolaşıyorlarmış. Akan kanlar dursun gelin barış yapalım siz de silah bırakın diyorlarmış. Umarım bizimkiler bu oyuna gelmez, yıllardır omuz omuza mücadele ettiği kahraman korucuları devlet terk etmez aksine onlara sosyal güvenceler de vererek vefa borcunu öder!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim kaçağa. Hudutları gördünüz, o dağlarda inanın insan korkar yalnız kalınca. Hudut dağlardan geçer, çaylardan geçer. Her şey gelir her şey geçer hududu asker gücüyle koruyamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huduttan ne geçer? Ne istiyorsanız o geçer. Şimdilerde koyun İran ve Irak’ta ucuzmuş, koyun geçer. Şeker geçer, öyle az uz değil, yüz binlerce ton. Biz Irak’a ihracat diye göndeririz ucuza. Kaçakçılarımız gider Irak’a ucuza alır ve ülkemize getirir. Yeni ambalaj yapar ve bize satar. Deri, yün, bakır, bağırsak, yedek parça. Uyuşturucu gönlünüze göre, eroin, baz morfin. Kısaca şöyle söyleyeyim; hangi mal nerde ucuzsa alınır pahalı satılacak ülkeye getirilir. Dolayısıyla şu geçer bu geçer demek yanlış olur, bu liste ekonomik göstergelere göre değişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağdan gelen kaçağı ve geçeni kontrol etmeniz imkânsızdır. Siz dağda olamayacağınıza göre her gün, onlar geçer. Kaçağı ancak yol güzergâhlarında kesebilirsiniz. Kesersiniz de hayvan kaçakçılığını yoldan da geçse önleyemezsiniz çünkü muhtar belge vermiştir kaçak resmileşmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ama yine de derseniz bu hududu, bu şartlarda, bu yetkiyle, bu arazide koru. Fiziken güvenlik de yoksa zor, çok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi karar sizin. Hudut demek kaçak demek, kaçak demek para demek ise, teröristin henüz uçağı yok, helikopteri yok, havadan geçemeyip karadan yani huduttan geçer ise, sizce Şemdinli nedir? Sizce Şemdinli niye önemlidir; kaçak için, kaçakçı için, terörist için?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçak için sorun yok, geçer. Terörist yalnız para istemiyor ki, otorite istiyor hem de devlete ait olan otoriteyi. Nasıl yapacak? Nasıl alacak? Eylem yapacak, halkı sindirecek. Eylem yapacak, böylece savunmaya zorlayacak askeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçaktan aldığı çuvallar dolusu para bir yana teröristin de terörist olabilmesi için ve de varlığını kabul ettirebilmesi için eylem yapması lazım. Çok ses getiren ama çok az zayiatla yapılacak bir eylem. Üstelik en kısa sürede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Eylem yaparsanız ne olur? Otorite olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Otorite olursanız ne olur? Kaçağı kontrol altına alırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Alsanız ne olur? Sayamayacağınız kadar, rüyanızda görseniz inanamayacağınız kadar para kazanırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kazansanız ne olur? Tüm örgütü, yapılanmayı, siyasi kanatları, yayınları, televizyonları, silahları finanse edersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etseniz ne olur? Devlet otoritesinin yerine geçersiniz, hem de tüm dünyanın özellikle Avrupa’nın gözü önünde, demokratik rejimlerde seçimleri kazanarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şemdinli üzerinde oyunlar niye sanırsınız? Dışarıdakileri içeri almak için af görüşmeleri, Avrupa’nın baskısı niye sanırsınız? Neyse, biz işimize bakalım. Herkes görevini vatan sevgisi, bayrak sevgisi, ulus sevgisi dolu olarak yapsaydı, zaten bu kitaba konu olanlar yaşanmazdı hiç!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ne dedi İmralı unutmayınız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;i&gt;“Uyuşturucunun merkezi Van’dır. Şimdilerde Yüksekova önemlidir!”&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlıyorum sizi; Şemdinli denince aklınıza; kaçakçı, terör, uyuşturucuyla iç içe girmiş Türkiye’nin en güneydoğu ucu bir üçgen geliyor çünkü harita öyle diyor. Elbette siz, bir yandan basın bir yandan uzmanlarımızın anlattıkları sonucu bu üçgeni, Bermuda şeytan üçgeni gibi düşünüyorsunuz. Böyle düşünmekte de haklısınız ama gerçeği bilmek mi istiyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kusuru varsa Şemdinli’nin, bize çok ama çok uzak olması. Şemdinli dağlık, her iki tarafı sınır İran’a, Irak’a, sorunları çoktur ama bir özelliği vardır Şemdinli’nin onu her şeyden ayıran; Şemdinli bizimdir ne İran’ın ne de Irak’ın ne teröristlerin ne de Barzani’nin. Onun da bizden başka kimsesi yoktur. İyi bilmek lazım bunu. Şemdinli’yi unutmamak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şemdinli taktik olarak da stratejik olarak da, istihbarat ve kaçakçılık açısından da asla göz ardı edilmemesi gereken hassas bir bölgedir. Bu hassasiyeti lehimize çevirmenin yolu, devletin tüm güçleriyle orada varlığını göstermesinden geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanın bizi yönetenlere anlamıyorum ben. Bundan iki bin yıl önce o yörede yaşayanlar kaçakçılık mı yaparmış acaba? O ceviz, o üzüm, o bal, o halı, o kilim nereden gelmiş, baksanıza bir tarihinize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi uyutmayan bize kâbus olan nedir, siz biliyorsunuz: Ne dediysek yalan oldu şimdi! Uyutmayan bu işte! Biz nasıl ayakta durduk sanırsınız, üç vatan evladı ile üç yüz haine? Hatırlayın 90’lı yılları. Hatırlayın yılda beş yüzün üstünde şehit verdiğimizi. Hatırlayın şahsi çıkar düşünmeden her şeyini bu vatana feda edenleri. Ne oldu? Unuttuk mu yoksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bize göre yalan değildi ki söylediğimiz ve yaşadığımız! Olabilir, her ülkede sorun olabilir. Mesele sorunun çözümünü nerede aradığınıza bağlı! İnanın çözüm uzakta değil, çözüm bizde başkasında değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi tekrar sorarım sizlere, niye aylardır Şemdinli de Şemdinli? Görüyorsunuz değil mi, bu, kendisine ‘’güç’’ diyenlerin savaşı bu. Aslında güç kimdedir? Biz de! Ama siz, gücün kendinizde olduğunu bilmez iseniz güç ne yapsın sizin için?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bizim bildiğimiz ülkemizde bir tek güç vardır o da devlettir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bilmediğimiz ise nedense hesap hep Şemdinli’ye sorulmuştur. Bize kalsa hesabı artık başka yerde aramanın zamanı gelmiştir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç yıl önce yazmıştım bunları, Şemdinli'de Sınırı Aşmak. Gün bugün, hala değişen bir şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdal Sarızeybek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Kor-Gozler-icin-Semdinli-Gercegi-t50120.html"&gt;FikrimYok.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-5837884083605039854?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/5837884083605039854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/5837884083605039854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_09_01_archive.html#5837884083605039854' title='Kör Gözler İçin Şemdinli Gerçeği'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-8636546672158663555</id><published>2008-09-09T10:58:00.001-07:00</published><updated>2008-09-09T10:58:43.125-07:00</updated><title type='text'>Atatürk Suçlu!</title><content type='html'>&lt;b&gt;İşgale uğrayan,toprakları ve halkı parçalana&lt;/b&gt;n,bütün zenginliklerine  &lt;b&gt;"hristiyan"&lt;/b&gt; devletler tarafından  &lt;b&gt;el&lt;/b&gt; &lt;b&gt;koyulan&lt;/b&gt; bir ülkeyi, &lt;b&gt;yokluklar içinde kurtardığı için Mustafa Kemal ATATÜRK suçlu!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam dinine göre &lt;b&gt;"özgür olmayan bir ülkede" &lt;/b&gt;Cuma namazı kılınmadığı için bu özgürlüğü bu ülkenin &lt;b&gt;"Müslümanlarına"&lt;/b&gt;  sağladığı için suçlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı döneminde ne &lt;b&gt;imar&lt;/b&gt; alanında, ne &lt;b&gt;ekonomi &lt;/b&gt;alanında, ne &lt;b&gt;"savaşmama" &lt;/b&gt;alanında, ne &lt;b&gt;"adam yerine konma"&lt;/b&gt; alanında, ne &lt;b&gt;ticaret yapma&lt;/b&gt; alanında,  devletin  değil ikinci &lt;b&gt;"üçüncü sınıf"&lt;/b&gt; vatandaşı  olan &lt;b&gt;TÜRKLERE &lt;/b&gt; ve onun asıl nüvesini oluşturan &lt;b&gt;ANADOLU İNSANINA&lt;/b&gt;  hak  ettiği değeri verdiği için suçlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiyenin fakir ve kanaatkar halkının büyük çoğunluğu olan köylüsünün,devletin bütün yükünü çektiğini ve asıl sahipleri olduğunu görerek &lt;b&gt;"KÖYLÜ YURDUN EFENDİSİDİR"&lt;/b&gt; diyerek yücelttiği için suçlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllardır &lt;b&gt;askere gitmeyen, ticaret yaparak zenginleşen azınlıkları &lt;/b&gt;askere aldığı, ticareti Türklere de açtığı için,  &lt;b&gt;adaleti azınlıklar dahil &lt;/b&gt;eşit dağılımını sağladığı için suçlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;1920'den önce 250 yıldır&lt;/b&gt; savunulmayan &lt;b&gt;Türkiye'nin  ve Türklerin&lt;/b&gt; milli menfaatlerini &lt;b&gt;savaş alanında &lt;/b&gt;ve &lt;b&gt;masada&lt;/b&gt; koruyup, &lt;b&gt;son 400 yıldır gerileyen sınırları&lt;/b&gt; sabitlediği için suçlu! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ABD dahil dünyada hiç bir ülkenin vermediği ve 1950'li 60'lı yıllarda verdiği hakları daha 1920'li 30'lu yıllarda &lt;/b&gt;Türk kadınına verdiği, &lt;b&gt;toplumun yücelmesi için &lt;/b&gt;onları da işin içine kattığı için suçlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bütün dünyanın alay ettiği&lt;/b&gt; Türk insanının &lt;b&gt;giyim kuşam şeklini &lt;/b&gt;değiştirip, halkın &lt;b&gt;rahat ve çağdaş&lt;/b&gt; giysiler giymesini sağladığı için suçlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Halkın büyük çoğunluğunun kendi diline uygun olmadığı için öğrenemediği&lt;/b&gt;, Arapça harfleri değiştirerek &lt;b&gt;halkın kullandığı dile en uygun&lt;/b&gt; alfabeyi getirdiği ve &lt;b&gt;halkın okuma yazma oranını arttırdığı, aydınlanmasını&lt;/b&gt; sağladığı için suçlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orduda &lt;b&gt;savaşarak, tarlada çalışarak,vergisini vererek, ölerek,yaralanarak, terini dökerek, fethedilen yerlere evini barkını bırakıp giderek, sınırlarda bekçilik yaparak devletin &lt;/b&gt;bütün yükünü çeken &lt;b&gt;TÜRKLERİN&lt;/b&gt;, yükünü çektiği yerleri bırakarak &lt;b&gt;sadece kendine yetecek &lt;/b&gt;topraklarda &lt;b&gt;kendi refahını sağladığı &lt;/b&gt;için suçlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkın, &lt;b&gt;uyuşturucu kullanılan, İslam'la ilgisi bulunmayan&lt;/b&gt; kişi ve hurafelerle eğitim yapılan yerlerden değil de, &lt;b&gt;gerçek İSLAMIN öğretilmesi için çalışılan &lt;/b&gt;İLAHİYAT FAKÜLTELERİ ve din kurumlarından, din adamlarından dinini öğrenmesini sağladığı için suçlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yüzyıllardır kendi toprağımız olan&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;çoğunluğunu TÜRKLERİN oluşturduğu&lt;/b&gt; HATAY'ı anavatana kattığı, &lt;b&gt;KERKÜK, MUSUL'u &lt;/b&gt;da katmaya çalıştığı ve &lt;b&gt;bunu da hedef olarak&lt;/b&gt; koyduğu için suçlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya devletleri arasında &lt;b&gt;"HASTA ADAM"&lt;/b&gt; olarak anılan,küçümsenen, hor görülen &lt;b&gt;TÜRKİYE ve TÜRK HALKINA&lt;/b&gt; tekrar hak ettiği &lt;b&gt;saygı ve itibarı &lt;/b&gt;kazandırdığı için suçlu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;KİMLERE GÖRE SUÇLU?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"ABD, AB, ALTANLAR, TARAF, F.GÜLEN, ZAMAN, PKK, DTP, SABAH, BASKIN ORAN, İBRAHİM KABOĞLU, LEYLA ZANA, D.M.FIRAT, MURAT BELGE, ALPER KORKMAZ, ERMENİSTAN, VAKİT, YENİ ŞAFAK, ATİLLA YAYLA, TUNCAY GÜNEY, YUNANİSTAN, PAPADAPULAS, DANGALOS, KİPRİYANU, OLİ REHN, LAGENJDIK VE ADINI SAYGIYLA!!! ANDIĞIMIZ BAZI KİŞİ VE BEYAZ OLDUĞUNU İDDİA EDEN! PARTİLERCE SUÇLU!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİZE GÖRE, TÜRK HALKININ BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUNA GÖRE MİLLİCİ VEYA MİLLİ MENFAATLERİ SAVUNAN KİŞİ VE PARTİLERE GÖRE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK KAHRAMANDIR!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATATÜRKÇÜ OLMAK, ATATÜRK'Ü SEVMEK İÇİN  ERGENEKONCU OLMAK GEREKİYORSA ERGENEKONCUYUM!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--coloro:#2f4f4f--&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;!--/coloro--&gt;&lt;br /&gt;24.07.2008 / AHMET ER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Ataturk-Suclu-t47143.html"&gt;FikrimYok.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-8636546672158663555?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/8636546672158663555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/8636546672158663555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_09_01_archive.html#8636546672158663555' title='Atatürk Suçlu!'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-6026489805925392665</id><published>2008-09-09T10:56:00.000-07:00</published><updated>2008-09-09T10:57:35.390-07:00</updated><title type='text'>Köylü Yurdun Efendisidir...</title><content type='html'>Mustafa Kemal, devrimlerini yaparken sadece &lt;b&gt;Türk Milletine özgü &lt;/b&gt;yapılar oluşturmuştur. Cumhuriyeti inşa ederken bu yapılar üzerine temellerini oturtmuştur.&lt;br /&gt;Fakat İsmet İNÖNÜ dahil, sonradan gelenler bu temellere sahip çıkmadıkları için bu günlere gelmiş bulunuyoruz...&lt;br /&gt;Osmanlı Devletinin &lt;b&gt;asıl nüvesini oluşturan,savaşa katılıp ölen, feth edilen yerlere gidip bir köprübaşı oluşturan, ekip biçerek devleti besleyen Türk Köylüsü Osmanlı Devletinde maalesef hak ettiği saygıyı ve itibarı göremiyordu&lt;/b&gt;. Kurtuluş Savaşından galip çıkan M.Kemal yeni devleti kurarken işte bu cefakar Türk Köylüsüne hak ettiği değeri vermiş ve &lt;b&gt;"Köylü Yurdun Efendisidir"&lt;/b&gt; demiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydınlanmanın asıl köylüyü eğitmekle olacağını bildiğinden &lt;b&gt;"Köy Enstitüleri" &lt;/b&gt;kurmuş ve hızlı kalkınmanın köylünün refah seviyesinin yükseltilmesi için doğru tarım ve hayvancılıkla olduğunu belirtmiştir.&lt;br /&gt;Kendisinden sonra gelenler önce Köy Enstitülerini kapatarak köylüyü bu eğitimli kadrolardan uzaklaştırmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir haftadır Anadolu'daydım, köylü 50 yıl önce neyse gene o!&lt;br /&gt;Giyim-kuşam aynı, su pınardan, makineleşme az, eşek hala en önemli taşıma aracı...&lt;br /&gt;Halkının &lt;b&gt;% 48'i&lt;/b&gt; kırsal kesimde yaşayan, bir &lt;b&gt;TARIM ÜLKESİ&lt;/b&gt; olan Türkiye için ne hazin bir durum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hükümet &lt;b&gt;Güneydoğudaki&lt;/b&gt; aile babalarına verdiği gibi &lt;b&gt;erkek çocuk başına 75, kız çocuk başına 150 YTL'yi &lt;/b&gt;kendilerine&lt;b&gt; &lt;/b&gt;vermediği için böyle bir destekten de yoksunlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet tarımda hiç bir subvansiyonda bulunmuyor, bu yılki &lt;b&gt;fındık baş fiyatı geçen senenin de altında&lt;/b&gt;. Diğer ürünlerde de aynı akıbet...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Peki bize IMF yoluyla Türk Köylüsüne bu desteği çok gören Batı ülkeleri ne yapıyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Mazotta çiftçiye indirim, bazı gübreler bedava bazılarında devlet desteği var, vergi ve diğer harçlarda kolaylık ve indirim var, Ziraat Mühendisi, Veteriner desteği var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizde yok...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 yıl önce ihtiyacı olan bütün tarım ürünlerini kendi karşılayan Türkiye artık &lt;b&gt;buğdayını, pirincini, mısırını dışarıdan ithal eder hale geldi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en büyük fındık üreticisi Türkiye,en büyük üçüncü zeytinyağı üreticisi Türkiye ama &lt;b&gt;dünyada söz sahibi değil!&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Kimin suçu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerin!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon yaptı!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal ne dedi&lt;/b&gt;: &lt;b&gt;"Köylü Yurdun Efendisidir."&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yurdun efendisi şimdi ne halde?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perişan!...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Denizli'de Baştürk'e yakın bir köyde bir köy kahvesinin adı: ATATÜRK!!!&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Efendi unutmadı!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Unutmaz da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;02.09.2008/Ahmet ER&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Koylu-Yurdun-Efendisidir-t49805.html"&gt;&lt;br /&gt;FikrimYok.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-6026489805925392665?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/6026489805925392665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/6026489805925392665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_09_01_archive.html#6026489805925392665' title='Köylü Yurdun Efendisidir...'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-6915030073170044483</id><published>2008-09-09T10:55:00.000-07:00</published><updated>2008-09-09T10:56:06.422-07:00</updated><title type='text'>La Fontain’den Masallar</title><content type='html'>Savcının iddianameye kesin olarak koyup koymadığını bilmiyorum, ama bölücü ve şeriatçı kökenli medya da bugün baş haber “Güngören Bombaları, ABD Konsolosluğuna saldırı, hatta Selimiye Kışlasına havan mermileri ile yapılan saldırı Ergenekon’un işi” başlığı ile çıktı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha doğrusu başlıkları böyle atmışlar… Haberin içeriği ise; Savcı Ergenekon örgütünün bu saldırıları yapmış olabileceği konusunda iddiaları araştırılıyormuş. Ancak bir gazeteci önünden geçerken bu tür gazetenin baş sayfasını okuyanın kafasında soru işareti rahatlıkla oluşturulur. Zaten maksat bu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az okuyan çok düşünen vatandaşımız böyle bir manşeti gördüğünde “Vay be bu şerefsizler kendi vatandaşını bombalayacak kadar acımasızmış, Amerikalılara kafa tutacak kadar korkusuzmuş, koskoca Selimiye Kışlasına havan mermisi atacak kadar gözü pekmiş” diyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah aşkına dünyanın hangi ülkesindeki hukuk sistemi her duyulanı, görüleni, bulunanı iddia olarak araştırmak lüzumu hisseder veya delil olarak kabul eder?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihinlerimizi bulandırmaya, adeta iğfal etmeye yönelik böyle bir bilgi kirliliği, böyle bir kirli propaganda Cumhuriyet tarihinde kesinlikle olmamıştır. Başka bir örneğini bana gösteremezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilımlı İslam adı altında ABD mandası bir şeriatçı devlet kurabilmek için Türkiye Cumhuriyetinin önemli kurumlarını ve değerlerini doğru dürüst hiçbir delile dayanmadan, bu kadar suçlayan başka bir kampanya hiç olmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşim, Güngören Bombaları Ergenekon’un işiyse, şu anda içeride tuttuğunuz masum insanı hangi gerekçe ile hala içerde tutuyorsunuz? Adamın sebep sonuç ilişkisine dayalı ifadesi boy boy gazetelerde yayınlandı, o zaman bu ifade işkence altında alınan düzmece bir belge ise nasıl tutuklama gerekçesi olabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Konsolosluğu saldırısında vurulan üç teröristin Ergenekon’la bağlantısı ne? Elinizde bu teröristlerin Ergenekon’la bağlarını tespit etmiş olsanız daha ilk günden itibaren bas bas bağırırsınız. El Kaideye kıyamıyorsunuz, biliyorum. Kardeşlerinizin masum polisleri şehit etmesini kabul etseniz, taraftar kaybedersiniz. Ama diğer yandan da bunu El Kaide’nin yaptığını bile bile hedef şaşırtmak zorunda hissediyorsunuz… İki yüzlülüğün böylesine pes…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güngören bombalamasında masum insanların, bebeklerin şehit olmasından dolayı PKK bu eylemi kabullenemiyor. Her zaman ki politikası. Ama PKK, Selimiye’ye yapılan havan saldırısını kendi bünyelerinde yeni kurulan “Devrimci Karargah” isimli bir örgütün yaptığını kabul ediyor. Buna da yok diyemezsiniz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan iftira ve çamur atarken bile ölçülü ve inandırıcı olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Milletinin beyninin ırzına geçtiniz. İnsanımız, sizin bu iftira kampanyalarınızla neyin doğru neyin yanlış olduğu ayrımını yapamaz hale geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;●●●●●&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Parantez açıp belirteyim. Ben Ergenekoncu falan değilim. Böyle bir örgütü tanımam, etmem. Adamların masum olduğu taahhüdünde de bulunamam. İçlerinde elbette kirli işlere bulaşmış, yasadışı tipler de vardır. Gözaltına alınanların büyük bir bölümünün masum olduğuna inanıyorum. Diğer yandan aklım başım hala yerinde; Ergenekon kisvesi altında yapılan hukuksuzluklara da, kurunun yanında yaşında yanmasına seyirci kalamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddianamenin 1400 sayfasını okuduktan sonra okumayı bıraktım. Gerek de görmedim. Zaten iddianamede yer alan hususların büyük bir kısmı şimdiden çürütüldü. Adı üzerinde iddianame. Birisi iddia edecek, diğeri de öyle olmadığını ispatlayacak veya delilleri çürütecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddianame ve bunun üzerinde yapılan spekülasyonlar önümüzdeki yıllarda Hukuk Fakültelerinde ders olarak okutulursa şaşırmam…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bakın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meseleyi tarafsız gözle okuyun. Doğu Perinçek’i seversiniz veya sevmezsiniz. Bunlar bir hukuksuzluk yapılmasına dayanak olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddianamede, Doğu Perinçek’in Veli Küçük paşayla bir buluşma hikayesi var, tam bir komedi… Sayfalarca Doğu Perinçek’in Veli Küçük ile buluşması ve irtibatları araştırılmış ve delil olarak ortaya konulmaya çalışılmış. İyi, güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, bir bakıyorsun, Doğu Perinçek bu kadar sayfayı tek bir delil ile yerle bir ediyor. Diyor ki, “Kardeşim sizin benim Veli Küçük ile irtibatta olduğum, buluştuğum konusundaki iddialarınız doğru değildir. Ben o tarihlerde zaten Haymana Cezaevinde tutukluydum. Cezaevindeyken Veli Küçük’le nasıl buluşabilirim, açın, cezaevi kayıtlarına bakın”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı iddialar, iddianamede yer alan Ergenekon’un Uğur Mumcu suikastından, Sabancı suikastına kadar bir çok suikastın arkasında Ergenekon olduğuna dair MİT belgesine dayalı açıklamada yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİT böyle bir belgenin ve iddiaların doğru olmadığını söylüyor. Bizim böyle bir belgemiz yoktur, diyor. Bir anda iddianamenin neredeyse 50 sayfalık bölümü boşa çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer aynı tetikçi basın lafı dolaştırıyor, suyu bulandırıyor. Güya bu sahte belgenin Doğu Perinçek’in ev ve işyerinde yapılan aramada çıktığını söylüyor. Diyor ki MİT’e ait belge Perinçek tarafından sahte olarak tanzim edilmiş, bu suikastlarda hedef şaşırtmaya yönelikmiş… Hasbinallah…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşim sahte belge iddianameye konu mu? Bir belgenin sahte olabilmesi için o belgenin resmi ve hukuki bir işlemde kullanılması gereklidir. Bunu ben demiyorum, Türk Hukuk sistemi diyor. Bir gazeteciye veya siyasi bir lidere her gün binlerce evrak yağar. Bunun hangisi doğru, hangisi yanlış, kim bilebilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veya MİT antetli kağıt kullanılarak Doğu Perinçek tarafından hazırlanmış olsun. Bunu hukuki bir işlemde kullanmadıktan sonra kime ne…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin evi veya işyerinde bulunan belgelerin hukuki geçerliliği var mı ki, iddianameye konuyor? Türk hukuk sisteminde iddianame yargılama sürecinde yargıçların önüne konulan, sağlıklı karar verebilmeleri için hukuki delillerin mantıki bir sıra ile yer aldığı hukuki bir metindir. La Fontaine masalı olamaz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de herkes, her gün internet ortamından binlerce belge indiriyor. Yarın bir vatandaşımız Karındeşen Jack’in ifadesini internetten indirir ve bilgisayarında saklarsa; bu O’nun Karındeşen Jack ile işbirliği içinde olduğunu mu gösterecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güngören’i, Selimiye’yi bir kenara koyalım… Evvelki gün DTP eski Genel Başkanı Emine Ayna ayna gibi bir laf etti. PKK’nın askerlerimizi şehit etmeye başladığı, Türk Milletine ve Türk Devletine Savaş açtığı 15 Ağustos 1984 yılının 24ncü yılında “15 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba, tam Ergenekon yargılama süreci devam ederken bunu da Ergenekoncuların kışkırtması ile mi yaptı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acı acı gülüyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Traji-komik dedikleri oyun tarzı bu olsa gerek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları ülkemize savaş açmanın yıldönümünü kutlarken, siz bu ilk baskında şehit olan Jandarma Er Süleyman Aydın’ı hatırlıyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlamazsınız. Zira bu baskınları yapan PKK teröristi Mahsun Korkmaz adına PKK’lılar akademi açarken; biz yıldönümlerinde anmayı bırakın, ilk şehidimizin adını bile unutmuşuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süleyman Aydın, Erzincan’ın Mertekli köyündendi. Şehit olduğunda 22 yaşındaydı. Şehit oluşundan 2 ay sonra babası evladının acısına dayanamayıp vefat etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süleyman Aydın yaşasaydı şimdi 46 yaşında olacaktı. Benden tam bir yaş büyük…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz hayali düşmanlarla uğraşırken, adamlar Üsküdar’ı geçmek üzere…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sedat Onar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/La-Fontain-ve-8217den-Masallar-t48611.html"&gt;FikrimYok.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-6915030073170044483?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/6915030073170044483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/6915030073170044483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_09_01_archive.html#6915030073170044483' title='La Fontain’den Masallar'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-219867712084192859</id><published>2008-09-09T10:53:00.000-07:00</published><updated>2008-09-09T10:54:46.540-07:00</updated><title type='text'>1 Eylül Bölücülük Günü Olarak Kutlansın!</title><content type='html'>Allah’tan “Dünya Savaş Günü” değil…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de “Dünya Savaş Günü” olsa halimiz tümden haraptı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de Dünya Barış Günü adı altında yapılan kutlamalarda “kan” dökülmeden kutlama yapılamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Barış Günü benim umurumda değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan dökenler ise bu günü kutlamak için zaman ayıran, benimseyen tiplerin dağdaki yandaşları…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de bu sene Dünya Barış Günü her zamanki(!) gibi kutlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlardan eli silahlı kutlama yapanlar Bingöl-Yedisu’da karakolumuza saldırıp, 4 Mehmetçiğimizi şehit etti, 4’ünü de yaraladı. Kutlama yapan alçaklardan 2’si öldürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eli silahsız kutlama yapanların adresleri üç yerdi. İstanbul-Kadıköy, Diyarbakır ve Adana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne kutlamalar… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mitinglerin tek bir ortak özelliği var. Hepsinde de “barış” kelimesi vurgulu olarak söyleniyor. Barış isteriz deniyor, ama bölücülüğün ve PKK propagandasından başka bir şey istenmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi de barış istiyorsan kan dökmeyeceksin, insanların canını yakmayacaksın; kan dökeni ve insanlara korku salanı lanetleyeceksin. Öyle biz barış istiyoruz demekle olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, diyorsanız ki, PKK kan dökebilir, bu onun mücadele yöntemi, lütfen mazur görelim. Yeter ki, Türk Ordusu kan dökmesin, arkadaşlarımızın haklı mücadelesine ses çıkarmasın. Bizim arkadaşlarımız da dağda, taşta ellerinde silahlarla tavuk boğazlar gibi insanları boğazlasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman buna bir çüş diyecek çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamın karakol basacak, aslan gibi dört Mehmetçiğin kanını dökecek, sen ben barış istiyorum, diyeceksin. Biz de bunu kabul edeceğiz, öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanda biraz utanma, sıkılma olur….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin garip tarafı da, Ergenekon adı altında binlerce sayfa iddianame yazılırken, terörle mücadele de yüz akımız komutanlarımız cezaevinde çile çektirilirken, bu adamların eli pankartlı olanlarına Türk Yargısından ses çıkmaması…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık resmi bölücülük başladı. İsteyen eline terörist başının posterini, bölücü sloganlar yazan pankartını, şehitlerimizin kanını döken terör örgütünün flamalarını alıp, Türkiye’nin üç büyük şehrinde her türlü bölücü nitelikli, şehit askerlerimize oh olsun dercesine miting yaparken devletin valileri, kaymakamları, garnizon komutanları ne iş yapar anlayamam…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede kanunlar sadece kanunlara saygı duyan, devletini seven insanlar için mi geçerli? Her türlü melaneti fütursuzca ortaya koyanlara karşı bu memlekette yasa uygulanmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulanamaz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Barış Günüymüş! Aman kardeşim barış-marış istemiyoruz. Her barış deyişinizde askerimizin kanını dökecekseniz, eksik olsun böyle barış. Mertçe biz savaş istiyoruz, deseniz, anlayacağız meramınızı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Birleşmiş Milletlerin ilan ettiği Dünya Barış Günü 21 Eylül’de kutlanıyormuş. Biz de kutlanan 1 Eylül ise bölücü kafaların bir uydurması. Benim şöyle bir teklifim var. Madem devlet olarak bu tür mitinglere izin verip, her türlü bölücü faaliyetin sergilenmesine izin veriyoruz, o zaman buna “1 Eylül Bölücülük Günü” diyelim, olsun bitsin. Hiç olmazsa bu adamlar gerçek barış ve huzur isteyen safları kandıramazlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mitingde “Savaşa yeter” diye bas bas bağırmışlar. Ben savaşa devam diyorum. En azından şu Bingöl-Yedisu’da karakolumuzu basan teröristler imha edilene kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her konu hakkında fikir söyleyenler, olur olmadık yerlerde beyanat veren siyasilerin bu konularda ağızlarını bıçak açmıyor. Tel bir laf söylemiyorlar. Herhalde toplumsal barış zedelenir diye mi korkuyorlar anlamadım. Hatta dün NTV’deki programa katılan Cumhurbaşkanı bile dört askerimizin şehit olduğu saldırının ardından böyle bir bölücü nitelikli mitingin yapılmasına bile ses çıkarmadı. Herhalde O’nun da öncelik sıralamasında böyle mitingler alt sıralarda yer alıyordu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adana’daki bölücü mitinge bazı milletvekilleri kırmızı plakalı resmi makam otolarıyla katılmışlar. Helal olsun dedim. Cesaretli ve cüretkar bir katılım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon konusunda pilli bebek gibi beyanat veren devlet adamları, köşe yazarları buna ne diyecekler bakalım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden bir helal olsun mesajı da bu mitinge alt yapı oluşturup, destek veren ve sadece Kürtleri değil, tüm Türkiye’yi temsil ettiğini iddia eden: DİSK, KESK, İHD, TMMOB, Tabip Odaları, Mazlum-Der, TÜMTİS, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Tekstil-Sen, Halkevleri, TÖP, DİP Girişimi, TUHAY-DER, İHD, BDP, SEH, DTP, EMEP, ÖDP, SHP, ESP ve SDP gibi örgütlere. Size helal olsun, Mehmetçik şehit olurken pişkince sırıtıp, PKK’nın gövde gösterilerine destek veriyorsunuz ya, tek kelimeyle cesaretinizi ve kararlılığınızı kutlarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barış mitinglerinde “Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De” deyip, “Kürt Milliyetçiliğine” açıkça arka çıkıp, Türk Milliyetçiliğine, Türk Ulusalcılığına saldıran, küfredenlere şunu söylüyorum: “Biz de bir avuç Kuvay-ı Milliyeci doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz. Hiç korkmayacağız, hiç yılmayacağız. “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sedat ONAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/1-Eylul-Boluculuk-Gunu-Olarak-Kutlansin-t49727.html"&gt;FikrimYok.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-219867712084192859?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/219867712084192859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/219867712084192859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_09_01_archive.html#219867712084192859' title='1 Eylül Bölücülük Günü Olarak Kutlansın!'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-240417081829126206</id><published>2008-09-09T10:52:00.001-07:00</published><updated>2008-09-09T10:52:54.459-07:00</updated><title type='text'>Cezaevi Ziyaretinin Düşündürdükleri</title><content type='html'>Ergenekon iddianamesi yayınlanıncaya kadar kendilerini Ergenekon saflarında kabul eden tatlı su Atatürkçüleri, iddianamenin yayınlanmasından sonra bir anda çark ederek, lafı eveleyip geveleyip topu taca atmaya başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki, iddianamede yazılı tüm hususlar gerçekmiş gibi peşinen yenilgiyi kabullenip bir daha Ergenekon konusu açmadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette iddianamede yer alan hususların bir kısmı da doğrudur. Bunu mahkeme değerlendirecek. Ancak bizim okuduğumuz iddianamenin bir hukuk dokümanından daha çok bir hikaye kitabına benzediğini söyleyebiliriz. Tarafsız ve adil bir yargılama gerçekleştiği taktirde halen tutuklu olan 86 sanığın 70’i ilk duruşmada serbest kalır görüşünü muhafaza ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayetinde adı üzerinde “iddianame”. Taraf olan savcı, bir takım iddialarda bulunacak, iddialarını bir takım kanıtlarla destekleyecek; buna karşılık savunma da karşı kanıtlarını ortaya koyacak ve ortaya konan kanıtların geçerliliğini çürütmeye çalışacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğimiz gibi, iddianamenin yayınlanması ile, iddianamede yazılı her hususu mutlak doğru kabul eden liberal, Marksist ve şeriatçı kesim bile iddianameyi okudukça doğruluğunu sorgulamaya başladı. Arkasında durdukları iddiaların bir kısmının tamamen siyasi komplo niteliği taşıdığına ve hukuki geçerliliğinin olmadığına inanmaya başladı. Dolayısıyla gazete ve televizyonlarında ilk günlerdeki gibi kendilerine servis edilen yanlış bilgilerle ve keskin bir dille insanları suçlamayı bıraktılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan ilk başlarda, Ergenekon’un siyasi bir komplo, Silahlı Kuvvetlerin toplum nazarındaki itibarını sarsmaya yönelik kapsamlı bir mastır tezi olduğunu, Ergenekon adı altında Atatürkçülerin ve Cumhuriyetin hedef alınarak laik ulus-devlet anlayışını yıkmanın amaçlandığını söyleyenlerin bir kısmı da şiddetli gri propaganda ile mevzilerine çekilip susmayı tercih etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ilk günden bu yana bu komplonun farkında olan ve Cumhuriyetin kendine yüklediği görevin bilincindeki aydın kesim ise hiç susmadı. Büyük medya kartellerinin planlı saldırıları karşısında seslerini yükseltmeye devam etti. Oysa ilk günlerde bu komployu hissedip ses çıkaran Hürriyet ve Milliyet gibi gazeteler bile menfaatleri ön plana çıkınca bir anda çark ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz ilk günden beri söyledik, söylemeye de devam edeceğiz. Suç işlemek için bir araya gelmiş bir avuç insanı ön plana çıkarıp, ABD’nin Ortadoğu ve Kafkas politikalarının karşısında en büyük engel olarak gördüğü Türk Ordusunu bu insanlarla aynı kefeye koyarak lekelemeyi amaçlayan bu komplo tutmaz demiştik. Süleymaniye’deki askerlerimizin başına çuval geçirme ile başlayan, Şemdinli olayları ile hukuk alanına taşınmaya çalışılan sürecin Türk Ordusu’nun terörle mücadele eden unsurlarını da yavaş yavaş içine alacağını; terörle başarıyla mücadele etmiş kim varsa onları da kapsayacağını daha önceki yazılarımızda dile getirmiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede ABD güdümünde içinde yerli işbirlikçilerinin de bulunduğu bir gladyo vardı. Bir çok pislik işin altında bunların izleri de bulunmaktaydı. Ancak Ergenekon adı ile ortaya konulan tiyatronun gladyo ile ilgisinin olmadığını ve bariz bir şekilde ayrıldığını ortaya konan delillerden görmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarını terörle mücadelede geçirmiş emekli komutanlarımız dün yattıkları İzmit cezaevinde Türk Silahlı Kuvvetlerimizin temsilcisi bir korgeneral tarafından ziyaret edildi. Ergenekon soruşturması başladığı günden bu yana Ordumuz tarafından sahipsiz bırakılan emekli komutanlarımıza yapılan bu jestle Türk Silahlı Kuvvetleri gerekli yerlere gerekli mesajı verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün önce de, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu “Ergenekon’un daha ne olduğu belli değil” diyerek Türk Ordusundaki komuta değişikliği ile başlayan görüş değişikliğini net olarak ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silahlı Kuvvetlerin bu tarz bir davranış formuna girişi sebepsiz değildir. Mutlaka Ordumuzun üst kademesi tarafından iddianame teferruatı ile incelenmiştir. Deliller elde mevcut diğer bilgiler ışığında değerlendirilerek ortaya çıkan tablonun bir hukuki işlemden daha çok siyasi bir işlem olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla Ordumuzu hedef alan böyle bir sürece yönelik atılacak adımlar hesaplanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu komploya yönelik Ordumuzun yeni adımlar atacağı ve sesini yükselteceği sinyalleri alıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ele geçirdikleri medya gücüyle Ergenekon adı altında insafsızca Cumhuriyetimize, Ordumuza ve Devletimize saldıran bu güruh karşısında Silahlı Kuvvetlerin örgütlü gücünü görünce bakalım ne yapacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılarında sesini çıkaracak kimse yokken külhanbeylik taslayan bu kesimlere aslında en güzel cevap Silahlı Kuvvetlerden değil, Ekim ayında başlayacak duruşmalarla hukuk kesiminden gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne idüğü belli olmayan Tuncay Güney ismindeki bir şaklabanın beyanları ile Cumhuriyetçi ve Atatürkçü emekli komutanlarımıza, bilim adamlarımıza ve aydınlarımıza reva görülen bu muamele mutlaka boşa çıkacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl merak ettiğim, kendilerine Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Ulusalcı süsü vererek ilk başlarda haksızlığa ses çıkarırken bir anda istikamet değiştiren kesimin şimdi ne yapacağı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlker Başbuğ paşamız attığı bu adımla toplumun büyük bir kesiminin hislerine tercümanlık etmiştir, Cumhuriyet’in yüksek seciyeli muhafızları olduğunu cümle aleme göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah, komutanım ah… Keşke şu çuval olayında Genelkurmay Başkanı siz olsaymışsınız… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sedat Onar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Cezaevi-Ziyaretinin-Dusundurdukleri-t49918.html"&gt;FikrimYok.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-240417081829126206?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/240417081829126206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/240417081829126206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_09_01_archive.html#240417081829126206' title='Cezaevi Ziyaretinin Düşündürdükleri'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-3929395725771684713</id><published>2008-09-09T10:49:00.000-07:00</published><updated>2008-09-09T10:51:28.458-07:00</updated><title type='text'>Ermenistan-Türkiye Maçı Notları</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; line-height: 100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;Ermenistan-Türkiye Maçı Notları&lt;!--colorc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/colorc--&gt;&lt;!--sizec--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/sizec--&gt;&lt;!--fontc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/fontc--&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Dünkü Ermenistan-Türkiye Milli maçını seyrederken, birden aklıma 13ncü yüzyıldaki Anadolu’daki Moğol istilası geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre Türklere en büyük kıyımlardan birini Moğollar yapmış. Diğer yandan da, her şerde bir hayır vardır meselinde olduğu gibi, bu kıyımlar Anadolu’nun Türkleşmesine katkıda bulunmuş. Orta Asya ve Kafkaslardaki Türk boylarını önlerine katarak Anadolu’ya kadar gelmelerini sağlamışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moğol istilası döneminde Anadolu’da kılıçtan geçmeyen köy kasaba kalmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu gün tarih kitaplarında Cengiz Han’ın, Timur’un bizim de atamız olduğunu, Moğollarla akraba topluluklar olduğunu okur dururuz. Bir Moğol gördüğümüzde sevgi ve merhametle yaklaşırız. Ama tarihsel sürece baktığınızda zamanındaki en büyük düşmanlarımız Moğollarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu’ya yerleşmemizle birlikte bu sefer başımıza Ruslar bela olmuş. Onlar sıcak denizlere kapı açmak istemiş, biz karşılarında durmuşuz; nihayetinde bir tarihçimizin hesaplamalarına göre Ruslarla yaptığımız savaşları üst üste ekleyince 53 yıl boyunca geceli gündüzlü savaşmışız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Ruslarla da iyi komşuluk ilişkilerini bir kenara bırakın resmen akraba topluluk olmuşuz. Karadeniz’in neredeyse yarısı güzel Rus kızlarıyla evlenmiş, diğer yarısı da evlenmeye çalışıyor. Belki de inanmazsınız, Afyon’un en ücra köyünde bile Rus gelinimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleyeceğim, milletler arası ilelebet dostluk ve düşmanlıklar olmuyor. Dönem dönem sevişip, dönem dönem savaşıyoruz. Tarihsel diyalektiğin kısır döngüsü belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahmetli Ecevit bile 1947 yılında Londra’da yaşarken“sıla derdine düşünce anlarsın Yunanlıyla kardeş olduğunu” mısralarını yazmış, 1974 yılında da Kıbrıs’ta Yunanlıları perişan etmiş. Böyle acayip bir durum işte…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenilerle de durum farklı değil. Osmanlı döneminde saray erkanı Türklere “etrak-ı bi idrak”, yani anlayışsız-idraksiz Türk derken, Ermenilere “millet-i sıdıka” yani sadık millet sıfatını vermiş ve Osmanlı devlet yönetiminde Ermenilere Türklerden daha fazla yer vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra bir anda kanlı bıçaklı olmuşuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Cumhurbaşkanımızın bundan 10 yıl önce Ermeniler ile ilgili söylediklerinin hilafında hareket etmesi eleştiri konusu oluyor. Ben de eleştiriyorum. Ama on yıl sonra bugün yazdıklarımıza baktığımızda “acaba geçmişte hata mı etmişiz” gibi bir duygu içinde olacağımıza dair içimde tereddüt var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette Ermenilerle aramızdaki bu kin bir süre daha devam edecek, ilelebet sürecek hali yok. Belki de bugün dost olduklarımızla ileride düşman olacağız. Bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Cumhurbaşkanımızın son Ermenistan ziyareti için uygun ortam var mıydı, bunu sorgulamak lazım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan futbol federasyonunun takım armalarındaki Ağrı dağı figürünü çıkararak yerine aslan ve kartaldan oluşan armayı kullanmaya başlamasını Türklere yapılan bir jest olarak gören zihniyet bir anda Ermenilerle Türkler arasında sonsuza dek sürecek bir dostluk başladığını söylemeye başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Ermeniler armalarını değiştirmekle jest falan yapmadılar. Hatta daha derin bir anlamı olan bir armayı bize jest yaparmış gibi sunarak gözümüzü boyadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan Futbol Federasyonunun yeni arması aslında Ermenilerin tarihi devlet armasıdır. Gerçekte ortasında beş farklı kalkan içinde tarihteki Ermeni hanedanlarını gösterir. Beş kalkanın en ortasındaki kalkanın içinde Ağrı Dağı ve bu dağın üzerine oturmuş durumda Nuh’un gemisi figürü vardır. Ermeniler böylece kendilerinin soyunun Nuh’a dayandığını, Ermeni ulusunun doğum yerinin Ağrı Dağı olduğunu devlet armalarında da göstermişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Türk Ulusunun doğum destanı olan Ergenekon’u Türkiye Futbol Federasyonunun armasında gösterelim bakalım, kıyamet kopuyor mu, kopmuyor mu? Her şeyden önce bu armaya Ermeniler değil, bizim Türkler karşı çıkıp muhalefet eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta federasyon başkanını bile Ergenekoncu diye içeri atmaya kalkarlar… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki makalemiz aynı konunun devamı niteliğinde, bu ziyaretin sonu nereye varır? Bunu incelemeye çalışacağız…&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedat ONAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; line-height: 100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;Ermenistan-Türkiye Maçı Notları-2&lt;!--colorc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/colorc--&gt;&lt;!--sizec--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/sizec--&gt;&lt;!--fontc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/fontc--&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Din ile ırkı dünyada Yahudilerden sonra en iyi birleştirebilen millet bence Ermenilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahudiler, devletsiz geçen yüzlerce yıllık süreç boyunca nasıl Tevrat’a ve dolayısıyla Museviliğe sığınarak kimliklerini korudularsa; Ermeniler için de İncil ve Ermenilik benzer sığınak işlevi görmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahudiler, yüzlerce yıl boyunca her dua ettikten sonra bizim “Amin” dememiz gibi “Gelecek yıl Siyon’da buluşalım” diyerek, Kudüs’teki Siyon Dağını milli hedeflerine koymuşlar ve bu milli hedefi ele geçirmek için adına Siyonizm denen bir siyasi ideoloji geliştirmişlerdir. Nihayetinde Siyonizm ideolojisi yıllarca metanet ve sabırla işlenerek 1948 yılında İsrail Devletini kurmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler için de benzer durum söz konusudur. Yahudilerin Siyon Dağı gibi Ermeniler için de bizim Ağrı Dağı kutsallık atfedilen mistik bir dağdır. Ermeniler Ağrı Dağı’na Ararat diyorlar. Hıristiyanlık ile Ermeniliği harmanlayan Ermeniler Ağrı Dağı’nı siyasi hedef olarak önlerine koymuş, Ermenilerin dünya yüzünde yaşayabilmesinin Ararat’la olabileceğine inanmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahudiler için Siyonizm Yahudi devleti kurarak, siyasi hedeflere ulaşmaksa; Ermeniler için de Ararat, Ermeni ulusunun doğduğu ve büyük Ermenistan’ın kalbinin attığı bir yerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ararat’la sembolleşen ve nihai hedefinin Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve İran’daki tarihsel olarak Ermenilere ait olduğunu iddia ettikleri toprakların tekrar geri kazanılması olan ideolojiye Ermeniler Araratizm demişler. Yani Büyük Ermenistan hayalinin siyasi dildeki adı Araratizm’dir. Bizim dilimize çevirirsek Ağrı Dağcılık gibi bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan’da nereye gitseniz Ararat adına rastlarsınız. Ermenistan devlet armasından, Cumhurbaşkanlığı forsuna; kanyakların üzerindeki etiketlerden, maden suyu amblemlerine; tekerlek jantlarındaki markalardan, reçel markalarına; otel isimlerinden, futbol takımı isimlerine kadar her yerde Ararat vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın hiçbir ülkesi yoktur ki kendi toprakları dışındaki coğrafi bir yeri kendine milli sembol yapıp, ulaşmak istediği milli hedefleri arasına koysun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ee, adamlar ne yapsın bizden ses yok. Onlar yüklendikçe biz taviz verir durumdayız, o zaman Ararat adını da pek ala kullanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Ermenistan’daki Sevan Gölünü milli bir amblemimizin üzerine koyalım bakalım, adamlar anında dünyayı ayağa kaldırır, bizi ters köşeye yatırırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi, bütün bunlar, bir anda veya Cumhurbaşkanının maç seyretmek için Erivan’a gitmesi ile olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz dostluk adına salakça tavizler verdikçe, onlar bir adım daha öne yanaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamların yetkilileri Sovyet döneminden bu yana Türkiye-Ermenistan sınırını belirleyen 1921 Kars Anlaşmasını tanımadıklarını ve kendilerinin gerçek sınırlarının bu olmadığını bas bas bağırırken, bizimkiler kulaklarını tıkadı. Daha doğrusu tıkamadı biz o sıralar “Sarı gelin” türküsünü dinleyip, “Salkım Hanımın Taneleri” filmiyle hüzünleniyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyleyiz işte…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir taraftan Dağlık Karabağ’da Ermenilerin yaptığı Hocalı katliamını Ermeni kökenli bir Lübnanlı gazeteci dünyaya duyurmak için uğraşırken; Harbiye Açık Hava’da Yavuz Bingöl’le Civan Gasparyan dostluk türküleri söylüyor; hayatları boyunca Türk türkülerinden rahatsızlık duymuş sosyetik kodoşlar hiç anlamadıkları Ermenice türküler hakkında derin sosyolojik analizler yapıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makaleye nasıl olsa yarın da devam ederiz. Makalemizin esası ile pek ilgisi olmasa dahi, Hocalar soykırımı konusunu incelerken internette beni çok sarsan birkaç doküman buldum. Sizlerle paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize soykırımcı deyip suçlayan insanların 20nci yüzyılın son günlerinde kendi yaptıkları vahşeti en iyi anlatan tanıkların beyanları ile kapatalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hocalı soykırımına tanıklık eden bu konuda Haçın Hatırı isimli kitabı yazan Ermeni kökenli Lübnanlı gazeteci Davut Heyriyan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;“Kapan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hálá yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.”&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız televizyonu adına Karabağ’daki soykırımı görmeye giden Jan-iv Yunet: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;“Biz hocalı katliamının şahidi olmuşuz. Yüzlerce ceset gördük. Onların arasında kadınlar, çocuklar yaşlılar ve hocalıyı müdafaaya çalışan adamlar vardı. Bizim emrimize helikopter verildi. Havalanarak görüldüklerimizi kaydetmeye başladık. Ermeniler helikopterimize ateş açtılar ve biz zorunlu olarak çekimi yarım bırakıp geri döndük. Ben savaş hakkında çok şey duydum Alman faşistlerinin gaddarlıkları hakkında kitaplar okudum. Ancak Ermeniler masum ahaliyi ve hatta 5-6 yaşındaki çocukları öldürmekle vahşette onları geride bırakmıştır. Biz hastanede vagonlarda hatta çocuk bahçelerinde ve sınıflarda çok sayıda yaralı, başları kesilmiş cesetler gördük.”&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu katliam emrini veren geçen gün Ermenistan-Türkiye milli maçında bizim Cumhurbaşkanımızın yanında oturan Serj Sarkisyan’dı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizde kavga gürültü istemiyoruz ama soydaşımızı katleden adamla da dost olmak istemiyoruz. Bir de Sarkisyan televizyonlara çıkıp:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Gül uzattığım eli havada bırakmadı” derken kim bilir aklından neler geçiyordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim Cumhurbaşkanımız da karşılık olarak verdiği beyanatta: “Sorunları ertelemeyip çözeceğini ve Sayın Sarkisyan’ı Ankara’ya davet ettiğini” bildirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman, tamam. Sorunların çözümü diyorsak, ilk Hocalı soykırımı emrini veren Sarkisyan’ı yargılamaktan başlayalım…Gerisi hallolur…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sedat ONAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; line-height: 100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;Ermenistan-Türkiye Maçı Notları-Son&lt;!--colorc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/colorc--&gt;&lt;!--sizec--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/sizec--&gt;&lt;!--fontc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/fontc--&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Bizden dostluk eli uzatanların eline Türk kanı bulaşmamış olması gerekir. Eline Türk kanı bulaşmış, çoluk çocuk masum Türkleri katleden bir anlayış benim Cumhurbaşkanımla aynı locada oturup maç seyretmemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen makalelerimizin özeti bu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa bizimle birlikte yaşayan adeta bizim birer parçamız olan Ermeni kökenli vatandaşlarımızla bir alıp veremediğimiz olamaz. Biz de aynen Soner Yalçın’ın 4 Şubat 2007 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayınladığı “Türk Ermenileri” başlıklı yazısında belirttiği görüş ve duygulara sahibiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim fikren savaştığımız kesim, Araratizm yanlısı ve Türk düşmanlığı yapan Ermeniler. Bunların büyük bir çoğunluğu da şu an Ermenistan Devletinin yönetim kadrolarında görev yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı yöneticiler Türkiye’ye dostluk eli uzatmaya çalışıyor. Tam bir iki yüzlülük… Bu kadronun yönetimindeki bir Ermenistan’ın, Türk düşmanlığını devletlerinin ana felsefesi yapmalarına rağmen Türk Devletinin bunlara barış dalı uzatmasına anlam veremiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;●●●●●&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Şu an Ermenistan Cumhurbaşkanı olan Serj Sarkisyan, 2001 yılında Ermenistan Savunma Bakanı görevindeyken Ermenistan Parlamentosunda bir konuşma yapmış. İşgal altında tuttukları Karabağ bölgesi ile ilgili şunları söylemiş: “İşgal ettiğimiz topraklar var. Bunda utanılacak bir şey yok. Güvenliğimiz gereği bu toprakları işgal ettik. Biz bunu 1992 yılı ve öncesinde de söylüyorduk, şimdi de söylüyoruz. Belki üslubum diplomatik değil, ancak gerçek bu.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bravo, adam lafı dolandırmamış. Net konuşmuş. Lakin biz idrak edememişiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen 1988 Ermenistan’daki büyük depremden sonra Ermenistan’a en büyük maddi ve manevi desteği Türkiye vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılığı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözde Soykırımı kabul ettirebilmek adına dünyada Türkiye’yi şikayet etmedikleri devlet kalmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, 1991 yılında Bağımsızlığını ilan eden Ermenistan’ı ilk tanıyan ülkelerden bir de biz olmuşuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılığı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine soykırım şikayetleri, Türkiye aleyhtarı lobi faaliyetleri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan kurulduktan sonra yayınlanan Bağımsızlık Bildirgesinde, bağımsızlık Kararında, Anayasasında “Soykırımın” devlet politikası olacağı belirtilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizden karşılık?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok…Hatta, H-50 hava koridorunu uçuşa açıp, adamların devletinin ayakta kalması için çabalamışız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermenistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra haritalarını yeniden düzenlemişler. İlköğretimde kullandıkları haritalarda, bizim Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesinden 12 ilimizi haritalarında kendi toprakları olarak göstermişler. O sıralar bizim bazı basın organları konuyu gündeme getirince, “kardeşim sizde özgüven eksikliği var. Şunun şurası 3 milyonluk Ermenistan’dan korkulur mu” demişiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de doğru. Bizi bilmiyorum ama bende özgüven eksikliği var. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan Erivan’daki Cumhurbaşkanlığı makamında bir araya geldiklerinde özellikle Ağrı Dağı tablosunun altında oturtulup, fotoğraflarının çekilmesi bende özgüven eksikliği yarattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamlar ne yaparsa haklıdır! Zira biz karşılık vermiyoruz ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer bir durum 2001 yılında Fransa’nın sözde “Ermeni Soykırımı”nı tanımasında da olmuştu. Türkiye’de basın, bu tanımaya köpürünce Fransa tedirgin olmuş, acaba Türkiye ile ekonomik ilişkilerimize halel gelir mi diye düşünmüştü. Ancak bizi çok iyi tanıyan Ermeni kökenli bir Fransız milletvekili Fransız parlamentosu’nda yaptığı konuşmada : “Size teminat veriyorum, Türkiye hiçbir şey yapamaz, bu söylediklerini de kendilerine tek tek yuttururuz” diyerek bizim ne kadar kof olduğumuzu kamuoyuna ispatlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz hep dostluk adımları yerine saflık adımları atarken Ermenistan numunelik bile olsa bize karşı dostluk adımı atmamış. Dünyayı hep aleyhimize kışkırtmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz hep büyüklük bizde kalsın anlayışıyla hareket etmişiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1992 yılında Türkiye’nin öncülüğünde Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatını kurmuşuz. Karadeniz’de kıyısı olmayan Ermenistan, Türkiye’nin gayretiyle bu teşkilata kurucu üye yapılmış. Ben vallahi, pes dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;●●●●●&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bekleyelim, görelim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeni Devleti için ekonomi, halkın refahı, bölgesel barış önemli değil. Varsa yoksa “soykırım” yalanı. Bunun için Ermeni Diasporasını kullanarak müthiş hamleler yapıyorlar. Ermenistan’ın önümüzdeki hedefi, sözde soykırımın 100ncü yılı olarak kabul ettikleri 2015 yılında Türkiye’nin de bu sözde soykırımı kabul etmesini sağlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle giderse, göreceksiniz ki, dost olmak adına atalarımıza atfedilen bu iftirayı bile kabulleneceğiz. Yeter ki dost olalım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ondan sonrası ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler, Türkiye’nin “T”sinden esinlenerek meşhur “3T” formülünü bulmuşlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T’nin birincisi soykırımı Tanıma. Şimdilik dünyada 19 ülke soykırımı tanımış. Türkiye’nin tanıması için de Avrupa Birliği aracılığıyla baskı yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşama aşama da ilerliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta bizim içimizde bile müttefik bulmuşlar. Geçmiş yılları hatırlayın. Ermeni tezlerine destek veren Boğaziçi ve Bilgi Üniversitesi gibi üniversitelerin gayretleri ile Türk kamuoyunda bile epeyce mesafe kat edildi. Hatta öyle bir kamuoyu oluşturdular ki, bu üniversitelerde böyle bir konferansın düzenlenmesini protesto eden insanların yarısı şu an Ergenekon davasından cezaevinde olmasına rağmen kamuoyundan tık yok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslar arası arenada da çok sağlam mevziler tutmuşlar. Minnacık İsviçre bile “soykırım yoktur, soykırım bir yalandır” dedi diye İşçi Patisi Gene Başkanı Doğu Perinçeği içeri atmaya kalkmadı mı? Gerçi, İsviçre’nin atmasına gerek kalmadı, Türkiye bir yolunu bulup içeri attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya bizim devlet kademesindeki durum farklı mı? Soykırım olmadığını belgeleriyle ortaya koyup, bilimsel olarak ispat eden, Ermeni iddiaları konusundaki en yetkin bilim adamımız Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Hallaçoğlu’nun Türk Tarih Kurumu’ndaki görevine son verilmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl, Türkiye’nin sözde soykırımı tanıması için iç ve dış güçler tam gaz çalışıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T’nin ikincisi Tazminat. Tanıma tamamlandıktan sonra, adamlar “madem siz bizim atamızı kestiniz, ödeyin bakalım tazminatını” diyecekler. Biz de borç yiğidin kamçısıdır diyerek Kıbrıs’ta nasıl tazminatları tıkır tıkır ödüyorsak, ödemeye çalışacağız. Bu sefer adamlar bu tazminat parayla değil, toprakla ödenecek deyip 3ncü T’yi devreye sokacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan sonrası, Ermenilerin ata toprağımız dediği ve Ermenistan’daki ilköğretim haritalarına konan Türkiye’deki 12 ilin istenmesine sıra gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 12 il arasında Kars’da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin ilginç tarafı Ermeniler Kars topraklarını, özellikle Kars yakınlarındaki Ani ören yerini tarihi Ermenistan başkenti olarak görürken; Karslılar, yıllardır Ermenistan’la aramızdaki Akyaka sınır kapısının açılıp, bölge ekonomisinin canlanması için imza topluyorlar, gazetelere demeç veriyorlar, hükümete baskı yapıyorlar, festivaller düzenliyorlar. Merak etmesinler, böyle giderse yakın zamanda sınır kapısı da açılır, hatta…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;●●●●●&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;International Herald Tribune Gazetesi'nde 9 Aralık 2004 tarihinde "Genç Ermenilere Vaadedilen Topraklar" başlığı altında ilginç bir makale yayınlandı. Makalede, Ermenistan’da yaşayan bir Ermeni öğrencinin: "Kutsal Ararat dağı tamamen Ermenistan’a ait olmadıkça kendimi Ermeni saymayacağım" şeklindeki ifadesine yer verildi. Hani her iki Cumhurbaşkanının tablosu altında oturup dostluk söylevi çektiği Ağrı Dağı var ya, işte o kutsal dağ…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka söze gerek yok. Biz dostluk hayalleri kurmaya devam edelim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;●●●●●&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ben bunları düşünürken, maç 2-0 Türkiye’nin lehine mi, 1-0 Ermenistan lehine mi bitti, pek anlayamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; Sedat ONAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Ermenistan-Turkiye-Maci-Notlari-Son-t50104.html"&gt;FikrimYok.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-3929395725771684713?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3929395725771684713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3929395725771684713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_09_01_archive.html#3929395725771684713' title='Ermenistan-Türkiye Maçı Notları'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-3595490171684555517</id><published>2008-09-09T10:47:00.000-07:00</published><updated>2008-09-09T10:48:59.956-07:00</updated><title type='text'>Keriz Feneri</title><content type='html'>Aslında makalenin başlığını “Zenginin Malı Züğürdün Çenesini Yorar” koyacaktım. Ancak evvelki gün Fikrimyok sitesinde Yılmaz Danacı ağabeyin “Keriz Feneri” başlıklı makalesini okuyunca, tamam bu olay iki kelimeyle bundan güzel anlatılamaz dedim ve başlığı arakladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakikaten biz şimdi neyi konuşuyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alan razı, veren razı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse ben dolandırıldım diye sağa sola müracaat etmemiş. Aynen Konya’da kaçak Kur’an Kursunda LPG patlaması sonucu çocukları ölen ailelerin davranışlarını sergilemişler. Tipik tarikat dayanışması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün Yılmaz Özdil “Deniz Feneri Az! Okyanus Feneri lazım bunlara…” başlıklı makalesinde konuyu çok güzel özetlemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mealen; bu tip derneklere yardım yapanlar zaten iyilik olsun diye yardım yapmıyor, cennetten tapu satın almak maksadıyla ve tipik tarikat dayanışması mantığıyla yardım yapıyor. İyilik olsun diye yardım yapmak isteseler işte Mehmetçik Vakfı orada. Bebeğine çorap alamadan vatani hizmete koşan Mehmetçiğe yardım etmeyip de Tanzanya’da yoksullara iftar yemeği vermeye çalışan kafaların paralarının böyle dolandırılması sevaptır, demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu derneğe para kaptırmış olmanın verdiği sersemlikle bana sövüp sayacaklara önce şunu söyleyeyim. Ben bu parayı toplayanlarda zerre kadar hata bulmuyorum. Adamlar sağ gösterip sol vurmuyor. Dobra dobra bu işi yapıyor. Cumhuriyet’in sermayeli burjuvazisine karşılık, ılımlı dincilerin sermayeli burjuvazisi yaratılıyor. Ne yaparsın, elde para yok… Parayı da sokakta bulacak halleri yok ya. Yandaş ve fikirdaşlardan bu parayı imece usulüyle topluyorlar. Veren de Allah rızası için veriyor, alan da Allah rızası için alıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ilk örnek mi? Yıllardır bu memlekette samimi Müslümanların ihlaslı yardımları din tüccarlarınca paraya tahvil edilmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve meydanı öyle pratik uygulamalarla boş bıraktılar ki, acıma ve merhamet duygusu gelişmiş temiz insanlarımız bile yardım edeceği bir kurum ortada kalmadığı için bunların safına kaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılay’ın vatandaşın gözünden düşürülerek, meydanın boş bırakılması sadece din tüccarlarının gayreti ile olmadı ki… Gazete koleksiyonlarına bir bakın. Kızılay’daki rant nedeniyle kavgasız gürültüsüz geçen bir başkanlık seçimi gördünüz mü? Beceriksiz yönetimlerce 2nci Dünya Savaşından kalma malzemeler depolarda hala bekletilmiyor muydu? Millet hastanelerde röntgen cihazı sırası beklerken Kızılay’ın depolarında en son teknoloji röntgen cihazları nasıl buharlaştırıldı? Kızılay yönetiminde yolsuzluk yapanların büyük bir kısmı hala yargılanmıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bile başıma geldi. 13 defa Kızılay’a kan bağışında bulunmama rağmen, kız kardeşimin ameliyatı için bir ünite kan lazım olduğunda; kan bağış kartımla birlikte İzmir Kızılay Kan Merkezine müracaat etmiş, ancak kan bulunmadığı yanıtı almıştım. Ardından bir aracı bulup, para vermiş ve aynı kan merkezinden parayla kan almıştım. Bu olaydan sonra Kızılay’a kan bağışını bıraktığım gibi bağışlayacaklara da engel oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özet olarak, Kızılay gibi bin bir emekle kurulmuş kurumlar bu hale düşünce milletin bir kısmı böyle din tüccarları tarafından aldatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu mazeret değil. Zira gözümüzün önünde kanlı canlı örnekler vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bosna halkı için toplanan paralar nasıl hortumlandı? Hortumlayanlara da ne oldu? Ya YİMPAŞ, KOMBASSAN, Jet Fadıl olayları ne çabuk unutuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz de hiçbir şey olmaz. Nihayetinde bu keriz avcıları kendi yandaşlarının 41 milyon eurosunu hortumlamışlar. Bu parayla ancak kıytırık bir holding kurulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şikayetçi olan da yok. Kime ne? Bunu ancak Almanya gibi ciddi devletler sorun edip, göz göre göre yapılan bir hortumlamaya müsaade etmezler. Sadece ciddi devletler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın bakalım, vatandaştan bu kadar büyük paralar toplamış bu dernek İç İşleri Bakanlığınca bir kere denetlenmiş mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güldürmeyin adamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir yolsuzluk bile bu ülkede tencere dibin kara atışmasına dönüştü. Yuh olsun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tarafta böyle bir yolsuzluk varsa, millet adına bu işi araştırmakla görevli Başbakan, diğer tarafta yolsuzlukları ancak kendi menfaatleri zarar gördüğünde açıklayacak cesarete sahip bir medya patronu. İkisi de birbirine demediğini bırakmadı. Merak etmeyin kısa sürer. Yeni bir rant konusu açıldığında veya birbirlerinin kuyusunu kazacak yeni bir belge ele geçirilene kadar ateşkes ilan ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işin soruşturmasından da kimse zarar görmez. Ne başbakan, ne de Aydın Doğan bu işten zararlı çıkmaz. Biz de fuzuli yere çenemizi yorarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakikaten son dakika aklıma geldi. Arkadaşları toplasam da, adı Keriz Feneri olan yeni bir yardım derneği kursam, halk benim samimiyetime inanır mı? Gerçekten de yardım gönderenlere açık ve samimi bir şekilde keriz muamelesi yapacağız. Biz de iki yüzlülük yok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üye olmak isteyenlerin iletilerini bekliyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Sedat ONAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Keriz-Feneri-t50105.html"&gt;FikrimYok.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-3595490171684555517?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3595490171684555517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3595490171684555517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_09_01_archive.html#3595490171684555517' title='Keriz Feneri'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-933089044545744916</id><published>2008-07-25T11:28:00.000-07:00</published><updated>2008-07-25T11:32:08.177-07:00</updated><title type='text'>FikrimYok © | Denemelerden Seçmeler</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;b&gt;Erdal Atabek | Sevgiye Yer Kalmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt; Uzakdoğu'da bir Budist tapınağında geçmiş bir olayı anımsadım. Bu tapınak bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu ve burada geçerli olan incelik, anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, kapıda tokmak ya da çan, zil türünden ses çıkaran bir gereç yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı,içerdeki "bilgelik arayıcısı" kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı.&lt;br /&gt;                     Gelen yabancı, tapınağa              girmek ve burada kalmak istiyordu.&lt;br /&gt;İçerdeki bir süre kayboldu,sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve kabı yabancıya uzattı. Bu "Yeni bir aracıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz" demekti.&lt;br /&gt;Yabancı tapınağın bahçesine döndü,aldığı bir gül yaprağını dolu kabın içindeki suyun üzerine bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.&lt;br /&gt;                     İçerdeki Budist              saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı.&lt;br /&gt;                     Suyu taşırmayan              bir gül yaprağına her zaman yer vardır.&lt;br /&gt;                     Bu sevgiydi ve              sevgiye her zaman yer bulunurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nicedir hayatımızda sevgiye yer bulamadığımızı düşündüm. Bize sevgiyi anlatan bir olayı haber yapamıyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir kişiyi dinlemiyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir duyguyu görmüyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir yazı yazmıyoruz, böyle bir yazıyı okumuyoruz.&lt;br /&gt;Bir Polanya filminde Nazi dönemi anlatılıyordu.Nazi komutanı güzel bir evi komutanlık merkezi yapmıştı.Evin güzel sahibesi üst kata çıkmıştı ve az görünüyordu.Komutan bu kadına âşık olduğunu anladı ve aralarında şöyle bir konuşma geçti:&lt;br /&gt;                     - Madam, aşkımız              beni zayıf düşürüyor.&lt;br /&gt;                     - Hayır komutan,              sevginiz sizi insan yapıyor.&lt;br /&gt;İnsan ruhu da doğanın bir parçasıdır ve doğa gibi boşluk kabul etmez. İçinde sevgiyi barındıramayan insan nefretle dolar ve insanlıktan uzaklaşır.&lt;br /&gt;                     Nefret etmeden              birine kötülük yapamazsınız.&lt;br /&gt;                     Nefret etmeden              birini öldüremezsiniz.&lt;br /&gt;                     Nefreti içinde barındırmak              isteyen insan önce kendisinden nefret etmek zorundadır.&lt;br /&gt;İçinde nefreti yaşatan insan yüreğindeki sevgiyi kovmuştur. Artık onu bulması çok zordur ve bunun ağır bedelini ödeyecektir.&lt;br /&gt;Sevgisizlik ağır              bir yüktür ve insan bundan kurtulmak için çok kötü şeyler              yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     Acımak sevgi değildir,              üstünlüğün kabulüdür.&lt;br /&gt;                     Hoşgörü sevgi değildir,              istemediğine katlanmaktır.&lt;br /&gt;                     Bağımlılık              sevgi değildir,gereksinmenin karşılanmasıdır.&lt;br /&gt;                     Sevgi, değer              vermesini bilmektir.&lt;br /&gt;                     Sevgi,yaşama hakkını              kabul etmektir.&lt;br /&gt;                     Sevgi, varolmaktan              kıvanç duymaktır.&lt;br /&gt;                     Sevgi, birlikte              olmaktan sevinç duymaktır.&lt;br /&gt;                     Sevgi, eşitliğin              duyumsanmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devamı İçin Ziyaret Ediniz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Erdal-Atabek-Sevgiye-Yer-Kalmadi-mi-t42584.html"&gt;FikrimYok.Com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-933089044545744916?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/933089044545744916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/933089044545744916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#933089044545744916' title='FikrimYok © | Denemelerden Seçmeler'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-6021648894559984985</id><published>2008-07-25T11:25:00.001-07:00</published><updated>2008-07-25T11:28:38.618-07:00</updated><title type='text'>FikrimYok © | Denemelerden Seçmeler</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;span style="line-height: 100%;font-size:14;" &gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ahmet Altan | Birine Bağlanmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Hamlet'i Ofelya'ya, Romeo'yu Jülyet'e bağlayan neydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzellikleri mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa onların deliliğe ve ölüme diğerlerinden daha yakın durmasının, ilk bakışta anlaşılmayan, gizli ve hastalıklı çekiciliği mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otello'yu Desdemona'ya bağlayan neydi peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhanetine o kadar çabuk inanabileceği bir kadına niye tutkundu?&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bir insanı bir başka insana kuvvetle bağlayan bağ nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbrişim görünümlü çelik bir yumak gibi insanı sarmalayan o bağın nedenini ilk bakışta görüp anlayabilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar ve yazarlar, görünenin altındakileri kurcalayarak bu sorulara cevap ararlar, içgüdüleriyle de olsa, gerçeğin daha altlarında bir yerlerde saklı olduğunu sezerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anna Karenina niye Vronski'ye tutuldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakışıklı olduğu için mi, yoksa daha sonra ortaya çıkacak bencilliğinin kokusunu aldığı için mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden edebiyat dünyasının büyük aşklarına baktığımızda, bağlanınların deliliğe, ölüme, ihanete, bencilliğe yakın duranlar olduğunu görüyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En değerli pulların yanlış basılmış hatalı pullar olması gibi en sevilen insanlar da aslında hatalı olanlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç bir psikiyatri doçenti bir keresinde bana yazdığı bir mektupta, "ne zaman kalabalık bir yerde erkeklerin başları aynı anda bir kapıya dönse, içeri bir borderline tipi kadın girdiğini anlarım.." diye yazmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Borderline' dediği, değişken ve huzursuz bir kişiliği tanımlayan ruhsal rahatsızlığın adıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyvelerin bozulmasından lezzetli ve yakıcı içkiler elde edilmesi gibi insanların bozulmasından da baş döndürücü bir çekicilik mi doğuyordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye Hamlet delirecek olanı, Romeo ölecek olanı, Otello kuşkulanılacak olanı, Anna Karenina bencil olanı seçiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve, hangisi bağlılığın nedeni olarak 'deliliği, ölümü, kuşkuyu, bencilliği' işaret ederdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuvvetli bağların iplikleri böyle zayıflıklarla dokunuyorsa, bu, bağlananların da zayıflıklarını, bozukluklarını göstermez miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devamını Okumak İçin Ziyaret Ediniz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Ahmet-Altan-Birine-Baglanmak-t43346.html"&gt;FikrimYok.Com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-6021648894559984985?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/6021648894559984985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/6021648894559984985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#6021648894559984985' title='FikrimYok © | Denemelerden Seçmeler'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-8006679880928038538</id><published>2008-07-25T11:21:00.000-07:00</published><updated>2008-07-25T11:25:20.639-07:00</updated><title type='text'>FikrimYok ©  | Denemelerden Seçmeler</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; line-height: 100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;b&gt;Ahmet Altan | Chat Kadınları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  Ne zaman bir kadının yüzüne baksam kendimi bir uçurumun kenarından bakıyormuş gibi hissederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıpırdayan, değişen, çeşitli duyguların ifadeleriyle gölgelenip aydınlanan o çizgilerin arkasında, derinlerde, kımıltısız bir göl gibi duran bir karanlık olduğu fikri beni içine doğru çeker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada ne olduğunu merak ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu merakın insanın bütün hayatını yitirmesine yol açabileceğini, o karanlık göle bir kere dalanın bir daha geri dönemeyeceğini bilmeme rağmen garip bir baş dönmesiyle o derinliğe doğru eğilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek bir kadının bile içini en saklı köşelerine kadar görebilme ayrıcalığının bir hayata değeceğine inanırım ama bütün hayatınızı verseniz de bunun mümkün olamayacağını bilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orayı göremezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep saklı bir şeyler kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insanın, bu bir kadın bile olsa, içinde o kadar büyük bir gizi taşıması zor olduğundan bazen küçük işaretler çıkar yüzeye, sahibinin de fark edemediği işaretler, işte onları görmeyi, onların peşine düşmeyi, onları yakalamayı, büyük bir gömü bulmuş bir arkeolog gibi ele geçirdiğim her parçayı ışığa tutup incelemeyi, sonuçlar çıkarmayı ve neler bulduğumu hiç söylemeden bulduklarımı kendime saklamayı çok severim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü kalpli bir koleksiyoncu gibi biriktiririm onları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hep yeni işaretler ararım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cıvayla karışmış katran damlası gibi üstünde parlak renkli kaygan bir gökkuşağı taşıyan siyah damlacıklar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde bir hazine keşfettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devamı İçin Ziyaret Edelim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Ahmet-Altan-Chat-Kadinlari-t43679.html"&gt;FikrimYok.Com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; line-height: 100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-8006679880928038538?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/8006679880928038538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/8006679880928038538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#8006679880928038538' title='FikrimYok ©  | Denemelerden Seçmeler'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-6988529166349230262</id><published>2008-07-11T13:05:00.000-07:00</published><updated>2008-07-11T13:35:48.680-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tablolar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galeri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yağlı boya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çallı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Ressam İbrahim Çallı'dan Seçkiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=si&amp;amp;img=2980"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfDL4r1mXI/AAAAAAAAABI/DXrYMrt9Nv0/s320/%C4%B0brahim+%C3%87all%C4%B1-2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221856901921610098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfDH1cY0jI/AAAAAAAAABA/Dt1iSy3lneg/s1600-h/%C4%B0brahim+%C3%87all%C4%B1-1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfDH1cY0jI/AAAAAAAAABA/Dt1iSy3lneg/s320/%C4%B0brahim+%C3%87all%C4%B1-1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221856832332026418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfDRNIfXRI/AAAAAAAAABQ/X8QZ6Pt3Hf4/s1600-h/%C4%B0brahim+%C3%87all%C4%B1-3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfDRNIfXRI/AAAAAAAAABQ/X8QZ6Pt3Hf4/s320/%C4%B0brahim+%C3%87all%C4%B1-3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221856993309842706" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 153);"&gt;FikrimYok.Com Resim Galerisini Ziyaret Ediniz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=90"&gt;İbrahim Çallı&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-6988529166349230262?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/6988529166349230262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/6988529166349230262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#6988529166349230262' title='Ressam İbrahim Çallı&apos;dan Seçkiler'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfDL4r1mXI/AAAAAAAAABI/DXrYMrt9Nv0/s72-c/%C4%B0brahim+%C3%87all%C4%B1-2.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-4890136041769868422</id><published>2008-07-11T13:01:00.000-07:00</published><updated>2008-07-11T13:29:25.553-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tablolar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galeri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Balaban'/><title type='text'>Hasan Nazım Balaban'dan Seçkiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfCk1ZHwiI/AAAAAAAAAA4/xwVHTBHcNI0/s1600-h/Balaban.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfCk1ZHwiI/AAAAAAAAAA4/xwVHTBHcNI0/s320/Balaban.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221856231022903842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfCdQ4vYpI/AAAAAAAAAAw/91Vune8Tz_k/s1600-h/Balaban.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfCdQ4vYpI/AAAAAAAAAAw/91Vune8Tz_k/s320/Balaban.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221856100964328082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfCQixkefI/AAAAAAAAAAo/8YYygSdz_0c/s1600-h/Balaban.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfCQixkefI/AAAAAAAAAAo/8YYygSdz_0c/s320/Balaban.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221855882427791858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 51, 153);"&gt;FikrimYok.Com Resim Galerisini Ziyaret Ediniz..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=95"&gt;Hasan Nazım Balaban&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-4890136041769868422?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/4890136041769868422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/4890136041769868422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#4890136041769868422' title='Hasan Nazım Balaban&apos;dan Seçkiler'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/SHfCk1ZHwiI/AAAAAAAAAA4/xwVHTBHcNI0/s72-c/Balaban.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-7616183130713244625</id><published>2008-07-10T14:28:00.000-07:00</published><updated>2008-07-10T14:30:26.621-07:00</updated><title type='text'>ENGEREK-ON!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir süredir "GİZLİ" bir soruşturma yapılıyor : ERGENEKON.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu GİZLİ soruşturmanın hesapta basın yayın organlarında yayınlanması savcılıkça yasak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak her ne hikmet ise &lt;b&gt;"sanık ifadeleri"&lt;/b&gt; dahi  bazı basın ve yayın organlarında yayınlanıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İfadeyi alan savcı Zekeriya Öz.&lt;br /&gt;İfadelerin bulunduğu dosyaların bulunduğu yer savcılık.&lt;br /&gt;E peki nasıl oluyor da &lt;b&gt;"ZAMAN, VAKİT, YENİ ŞAFAK, SABAH, BİRGÜN, TARAF"&lt;/b&gt; gazetelerinde yayınlanıyor?&lt;br /&gt;Bunlar&lt;b&gt; "basın-yayın"&lt;/b&gt; organı değil mi?&lt;br /&gt;Bu haberleri yapanlar &lt;b&gt;"suçlu"&lt;/b&gt; olmuyor da, bir gazeteci, bir iş adamı, emekli bir Generalle görüşünce neden &lt;b&gt;"suç"&lt;/b&gt; oluyor?&lt;br /&gt;Bu kadar &lt;b&gt;GİZLİ &lt;/b&gt;olan bilgi ve belgeler nasıl oluyor da sadece &lt;b&gt;AKP'ye destek veren&lt;/b&gt; gezetelerde yayınlanıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba savcı tarafından özel olarak &lt;b&gt;"servis"&lt;/b&gt; mi ediliyor diye insanın aklına hemen sorular geliyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa birileri bunlara &lt;b&gt;"BASIN!"&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;"YAYIN!"&lt;/b&gt; diye komutlar mı veriyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ABD'nin Orta Doğu'yu yeniden şekillendirmek istediği malum, açıkça söylüyorlar...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ancak &lt;b&gt;Türkiye'ye rağmen&lt;/b&gt; Orta Doğu'da bir planın gerçekleşmesi zor!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Irak &lt;/b&gt;işgal edildi ama daha tam ele geçirilemedi!&lt;br /&gt;Sırada &lt;b&gt;İran &lt;/b&gt;ve diğer adımlar var...&lt;br /&gt;Fakat bu adımların sorunsuz olabilmesi için Türkiye'nin ve özellikle &lt;b&gt;Türkiye'nin menfaatlerini düşünen&lt;/b&gt; Silahlı Kuvvetlerin bloke edilmesi lazım...&lt;br /&gt;Bunun için &lt;b&gt;örtülü veya örtüsüz&lt;/b&gt; bir çok eylem planlandı ve uygulanıyor...&lt;br /&gt;Bunların sadece &lt;b&gt;dış&lt;/b&gt; zorlamalarla olamıyacağı bilindiği için içeriden &lt;b&gt;"işbirlikçilere"&lt;/b&gt; de ihtiyaç var!!!&lt;br /&gt;Bakın &lt;b&gt;kim &lt;/b&gt;Silahlı Kuvvetlere, Türkiye Cumhuriyetine, Atatürk'e saldırıyorsa onlar aynı kişiler ve amaçları bir!&lt;br /&gt;İşte onlar &lt;b&gt;"işbirlikçiler"&lt;/b&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Yaşar BÜYÜKANIT idi hedef bugün yeni Genelkurmay Başkanı olacak &lt;b&gt;Org. İlker BAŞBUĞ&lt;/b&gt; ve &lt;b&gt;Korg. Nusret&lt;/b&gt; &lt;b&gt;TAŞDELEN.&lt;/b&gt;..&lt;br /&gt;Suçları &lt;b&gt;"Türkiye Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri üyesi olmaları ve Türkiye'nin menfaatini düşünen, mümtaz&lt;/b&gt; &lt;b&gt;subaylar"&lt;/b&gt; olmaları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Ulusalcıları &lt;b&gt;"TERÖRİST" &lt;/b&gt;sınıfına aldığı bir ülkede başka bir şey olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusalcıyım diyen insanlar, üç-beş çamaşır, pijama, kitap, diş fırçasından oluşan "&lt;b&gt;Ergenekon Çantasını"&lt;/b&gt; hazırda tutsunlar, ama fazla acele etmelerine gerek yok polis 04:30 da değil 07:30 da geliyor artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD denilen &lt;b&gt;ENGEREK YILANI&lt;/b&gt;, Türkiye Cumhuriyeti ve onun menfaatlerini koruyan &lt;b&gt;Ordu&lt;/b&gt;'suna ve milli menfaatleri gözeten &lt;b&gt;gazeteci, yazar, akademisyen&lt;/b&gt; kim varsa onlara karşı eylemlerini sürdürüyor ve diğerlerini sırasıyla &lt;b&gt;hazırda bekletiyor!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Yani &lt;b&gt;ENGEREK-ON!&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--coloro:#2f4f4f--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79); font-weight: bold;"&gt;&lt;!--/coloro--&gt;05.07.2008 / Ahmet ER&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarımızın diğer Makalelerini Okumak için FikrimYok.Com'u ziyaret ediniz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="mesaj_sayi4"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Ahmet-Er-f480.html"&gt;Ahmet Er&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-7616183130713244625?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/7616183130713244625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/7616183130713244625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#7616183130713244625' title='ENGEREK-ON!'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-7624990393685998815</id><published>2008-07-10T14:26:00.001-07:00</published><updated>2008-07-10T14:28:20.041-07:00</updated><title type='text'>Amok Koşucusu</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu hastalığı, ilk defa Stefan Zweig’ın “Amok Koşucusu” adlı öykü kitabını okuyunca öğrenmiştim. Daha sonra bulmacalarda da “Malezya’ya özgü bir hastalık” dediklerinde Amok diye bir hastalığı hemen bulmaca boşluklarına yazar oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amok hastalığı, bir cinnet halidir. İntihar komandolarının psikolojileri ile Amok hastalığına yakalanmış bir zavallının ruh halleri birbirine paraleldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalığa yakalanan şahıs aynen paranoyaklardaki gibi kendisine diğer insanların kötülük yapacağını ve öldüreceğini düşünerek, kendini kaybeder. Ondan sonra sağdan soldan eline ne geçerse, bıçak, balta ile durduk yere etrafa saldırmaya başlar. Özellikle bambu ormanlarında kullanılan sejenis parang dedikleri bizim yatağana benzer bir palaları vardır ki, kullanılan en makbul saldırı aracı budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arkadaş eline geçirdiği bu tip büyük palalarla en yakınından başlayarak, önüne çıkan kim varsa keser, doğrar. Bu nedenle, böyle Amok cinneti geçiren bir insan fark edildiğinde etrafa daha fazla zarar verip, milleti kesmesin diye hemen aklı başında bir insan bu Amoklunun önünde koşarak “Amok”, “Amok” diye bağırarak herkesin saklanmasını sağlar. Dolayısıyla daha az insan ölür. O esnada güvenlik güçleri olay yerine gelir. Tabi, bizdeki gibi götürürler merkeze yapmazlar, adamı çeker vururlar. Böylece Amoklu ölür, Amok koşucusu denen cankurtaran da toplum tarafından takdir edilerek, övülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizde de cinnet geçirip, tüm ailesini doğrayan tipler çıkıyor ama, bunlar aile içi şiddet sınıfından olduğu için cinnet hastalığı kabul edilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye siyasi bir Amok sendromu yaşıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim eline pala geçirirse, özellikle siyasi rakiplerini doğrayarak kendi amaçlarına da zarar verecek şekilde cinnet halinde siyasi arenada ilerliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin yargı boyutunu kenara bırakalım, şu Ergenekon Soruşturması…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinci ve yancı basının tabiriyle Ergenekon Terör(!) Örgütü Soruşturması…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamların Amok hastalığına yakalanmış, bir cinnet hali var. İdeolojik olarak düşman olduğum ulusalcı, milliyetçi, devrimci, cumhuriyetçi, Atatürkçü kim varsa düşman olarak bellediklerinden ellerine geçirdikleri basın palasıyla doğru yanlış demeden, haklı haksız demeden ortalığı kan gölüne çevirdiler. Kelle almaları ilerledikleri yolda yollarını açacak zannediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı 27 Mayıs darbesi sonrası Menderes’in asılmasındaki, 12 Mart sonrasında Deniz Gezmiş’in idam edilmesindeki acelecilikleri devam ediyor. 85 yıllık Cumhuriyet rejiminin rövanşını bir an önce almak için sabırsızlar. Kendilerine göre yıllardır Ordu mensupları tarafından aşağılandıklarından dem vurup ödeşme zamanının geldiğinden bahsetmekteler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstiklal Mahkemeleri’nin hukuki değil, siyasi kararlar verip insanları astığından bahisle; kendileri de hukuk lafını ağızlarından düşürmeden siyasi linçle insanları asmak istediklerini alenen dile getiriyorlar. Kısasa kısas malum terminolojilerinde var…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünkü gazetelerden birinde yine Ali Bayramoğlu isimli zat, elinde hiçbir hukuki delil olmadan “sadece birisinden duydum gibi” bir savunmanın ardına sığınarak kendini hem hakim, hem savcı yerine koyarak kararını vermiş: Hırant Dink’i Ergenekon öldürdü. Neredeyse Genç Osman’ın öldürülmesini de Ergenekon’a bağlayacak. İnsaf, izan yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahu, ben bu işi anlayamadım. Orduyu yıpratacağım diye en aklı başında insan gibi görünen adamlar bile ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor. Mahkeme kayıtlarında Hırant Dink’in azmettiricisi olarak gözüken Erhan Tuncel’in, Muhsin Yazıcıoğlu’nun Büyük Birlik Partisi ile dirsek temasında olduğunu, Muhsin Yazıcıoğlu’nun da Ergenekon Soruşturmasında Ali BAyramoğlu ile aynı safta olduğunu düşününce, insan kendi kendine soruyor: İyi de o zaman kim bu Ergenekon? Muhsin Yazıcıoğlu ile Ergenekon konusunda aynı fikirde olduğu bilinen Ali Bayramoğlu Hırant Dink suikastını de Ergenekon’a mı yamamak istiyor? Valla, şaştım kaldım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tiplerin her biri bir köşeyi tutmuş halde Amok saldırısı yapıyor. Gözleri dönmüş, vicdanları kararmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her köşeye çöreklenmiş durumdalar, ellerinde palalar Ergenekon bahanesi adı altında hücuma geçtiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam bu kesimin en ünlü şövalyesi Yeni Şafak Gazetesi yazarı Tamer Korkmaz’ın TRT-1 de “Ezber Bozan” isminde bir programı var. İzleyen var mı, bilmiyorum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Program spikeri ile bir güzel paslaşarak “Ergenekon” davasını irdeliyorlar(!).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlere şenlik irdeleme. Aynı iddialarını kabak tadı verdirecek kadar tekrar üstüne tekrar ediyor. Yeni bir şey söyleyemiyor. Özden Örnek’in günlükleri ile bizim “Cazgır Kuzumuz, büyük adam, Kanada’da rabbaylık yapan, Museviliğe balıklama geçiş yapan, Çorumlu Tuncay Güney’in” ifadelerinde belirtiklerinden başka Allah için tek bir kelime söyleyemiyor. Temcit pilavı gibi, Tamer söylüyor, spiker dinliyor. Tamer coştukça coşuyor… Ergenekonculara saldıranların demokrasi cephesinde, savunanların darbe yanlısı şer cephesinde olduğunu vurguluyor. Tamer’in yaptığını Çorumlu Tuncay yapmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimden aslan parçası, konuş, konuş… Nasıl olsa, meydan boş… Karşında Emin Çölaşan, Sinan Aygün, Erol Mütecimler veya Mustafa Baybay olsaydı, asıl o zaman ezberin bozulurdu, diyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu tür polemikler yazmak istemiyorum. Ama Amoklu’nun önünde koşan Amok Koşucusu misali, şayet koşmazsak bunların daha fazla ortalığı kırıp dökeceğinden korkuyoruz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milletin bu sıralar gerçekten de Kuvvay-ı Milliye sınıfından Amok Koşucularına ihtiyacı var gibime geliyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sedat ONAR&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarımızın Diğer Makaleleri için FikrimYok.Com'u ziyaret edeniz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="mesaj_sayi4"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Sedat-Onar-la-Turkiye-Gundemi-f464.html"&gt;Sedat Onar'la Türkiye Gündemi&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;     &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-7624990393685998815?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/7624990393685998815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/7624990393685998815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#7624990393685998815' title='Amok Koşucusu'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-9078341743863453129</id><published>2008-07-10T14:19:00.000-07:00</published><updated>2008-07-10T14:25:08.380-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BOP'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ABD'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saldırı'/><title type='text'>ABD BAŞKONSOLOSLUĞUNA SALDIRI VE ERGENEKON!</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;BOP TIKIR TIKIR İŞLİYOR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;9 TEMMUZ 2008. ÖĞLE SAATLERİNDE ABD İSTANBUL BAŞKONSOLOSLUĞUNA SALDIRI HABERİ ALDIK.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;ŞEHİTLERİMİZE ALLAH'TAN RAHMET KALANLARA SABIR DİLİYORUZ, BAŞIMIZ SAĞOLSUN.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;ÜLKEMİZE TEHDİT YAKIN, TEHDİT AĞIR, DÜŞÜNMEMİZ VE NE OLUP BİTTİĞİNİ ANLAMAMIZ GEREK YOKSA YENİ OLAYLAR BAŞIMIZA GELECEK.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;TÜRK MİLLETİ ARTIK ŞEHİT ACILARINA DAYANAMIYOR, BU YÜREK BU ACILARI TAŞIYAMIYOR, KÖR SİYASET GÖRMELİ BUNU ARTIK.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;NE OLDUĞUNU BİLMİYORUZ AMA YAŞADIĞIMIZ OLAYLARDAN DERS ALARAK BİRLİKTE DÜŞÜNELİM VE NE OLABİLECEĞİNİ SİZLERE ANLATALIM.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;LÜTFEN BİZİ DİNLEYİNİZ.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;BU EYLEM NE OLABİLİR?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;BU PKK OLAMAZ OLURSA ÇOK ACEMİCE BİR İŞ YAPMIŞ OLUR. NEDEN OLAMAZ:ÇÜNKÜ PKK GÜPEGÜNDÜZ, İSTANB UL’UN GÖBEĞİNDE HAFİF SİLAHLA EYLEM YAPMAZ, YAPMADI ŞİMDİYE KADAR.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;ONUN EYLEMLERİ CANLI BOMBA VE UZAKTAN KUMANDALI BOMBALAMA İLE SINIRLI OLMUŞTUR ÇÜNKÜ ROBOT TERÖRİSTLER ŞEHİR İÇİNE ALIŞIK DEĞİLDİR.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;PKK, BU DÖNEMDE BÖYLE BİR EYLEMİ YAPMAZ ÇÜNKÜ ŞEHİR İÇİNDE HATTA MECLİS’TE SİYASETİ YAPIYOR ZATEN BÖYLE BİR EYLEMLE RAHATININ BOZULMASINI İSTEMEZ.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;O HALDE KİM YAPABİLİR VE NEDEN?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;ŞU SIRALAR ABD VE İSRAİL NE YAPMAK İSTİYOR, İRAN’I VURMAK.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;NASIL VURMAYI PLANLIYOR, TÜRK HAVA SAHASINI VE ÜSLERİNİ KULLANARAK.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;KİM KARŞI ÇIKIYOR BUNA, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;BAŞKA KİM KARŞI ÇIKIYOR, TÜRK MİLLETİ, KAMUOYU.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;ABD KAMUOYUNU NASIL HAZIRLAYACAK BUNA; ÖNCELİKLE, BİR TERTİP OLDUĞU YOLUNDA KAMUOYUNDA GÜÇLÜ İNANCIN BELİRDİĞİ ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ MASALI ADI ALTINDA TUTUKLADIKLARI KUVVET KOMUTANLARIMIZIN VE AYDINLARIMIZIN TRAJİK DURUMLARINI GÜNDEMDEN DÜŞÜREREK VE BÖYLESİ BİR DÖNEMDE İRAN’IN BU EYLEMİN ARDINDA OLDUĞU KUŞKULARINI YAYARAK.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;NE ELDE EDECEK; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;ÖNCE DİKKATLERİ ERGEKON MASALINDAN UZAKLAŞTIRIP İRAN’A ÇEKECEK VE OLASI BİR HAREKATINA KAMOYU HAZIRLAYIP İRAN’I VURACAK PEK YAKINDA.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;O HALDE BU EYLEMİ KİM YAPTI;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devamını Okumak İçin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Erdal SARIZEYBEK&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="tid-span-46168"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-46168" href="http://www.fikrimyok.com/ABD-KONSOLOSLUGUNA-SALDIRI-VE-ERGENEKON-t46168.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 09.07.2008, 17:16. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;ABD KONSOLOSLUĞUNA SALDIRI VE ERGENEKON&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-9078341743863453129?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/9078341743863453129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/9078341743863453129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#9078341743863453129' title='ABD BAŞKONSOLOSLUĞUNA SALDIRI VE ERGENEKON!'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-981376620494587503</id><published>2008-07-04T17:37:00.000-07:00</published><updated>2008-07-04T17:38:58.444-07:00</updated><title type='text'>FikrimYok © Hakkında</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color:#000033;"&gt;&lt;b&gt;Bizim Fikrimiz Yok,&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000033;"&gt; Herkesin bomboş fikirlerini ulu orta söyleyerek itibara alındığı, İncir çekirdeğini doldurmayacak fikirlerin gündemi değiştirdiği, Kara cahil adamların sözlerinin vecize olarak kabul edildiği, Kışkırtıcı sloganların günlük hayatı düzenlediği, Milyonlarca dolarlık transfer ücreti alarak gazete köşesi kapanların şirket menfaatlerini günlük siyaset olarak gösterdiği, Cehaletin karanlığının aydınlık gelecek olarak sunulduğu, Yabancı ülkelerin istihbarat servislerine ajanlık yapanların yazılarıyla ortalığı bulandırdığı, Kişisel husumetlerini kusmak için fırsat yakalayanların büyük yazar addedildiği, Tek özellikleri topluma ait değerler ile alay etmek ve aşağılamak olanların entellektüel yazar olarak görüldüğü bir Türkiye'de...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000033;"&gt;   Yüreği bu toplumun değerlerini korumak için atan, Sıfatı olmadığı için ne kadar büyük fikirler ortaya koyarsa koysun sesini duyuramayan, Toplumsal servetin eşitce paylaşıldığı bir Türkiye'yi yaratmak isteyen, Bize ait değerlerlerle alay edilmesini içine sindiremeyen, Bu kadar boş konuşan insanların yanında benim fikirlerimi kimse ciddiye almaz diyen, Biz bağımsız, sömürüsüz, huzur içinde bir Türkiye'de yaşamak istiyoruz diyenlerin,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000033;"&gt;   Elbette "Fikri Yoktur". &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000033;"&gt; Onların idealleri vardır...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000033;"&gt; Bu büyük ideallerin gerçekleşmesi için karınca gibi didinirler. Bunlar çakalların cirit attığı ortamlarda bir aslan asaletiyle hedefi kollarlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#000033;"&gt;&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Öyle değil mi "Fikrim Yok"çular?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-981376620494587503?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/981376620494587503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/981376620494587503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#981376620494587503' title='FikrimYok © Hakkında'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-877015406757158750</id><published>2008-07-04T15:45:00.001-07:00</published><updated>2008-07-04T15:47:36.715-07:00</updated><title type='text'>M. Kemal Atatürk | Karakalem Resimleri</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.fikrimyok.com/galeri/med_gallery_4_205_136214.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.fikrimyok.com/galeri/med_gallery_4_205_136214.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-877015406757158750?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/877015406757158750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/877015406757158750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#877015406757158750' title='M. Kemal Atatürk | Karakalem Resimleri'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-9136377671386929496</id><published>2008-07-04T15:40:00.000-07:00</published><updated>2008-07-04T17:40:37.826-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;span style="line-height: 100%;font-size:14;" &gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;Bu Sistemin Adı Ne?&lt;!--colorc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/colorc--&gt;&lt;!--sizec--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/sizec--&gt;&lt;!--fontc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/fontc--&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;28.03.2008 Tarihinde FikrimYok'ta "Terör Örgütü" adlı yazımızda şöyle demişiz:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İlerleyen günlerde işler biraz daha kızıştığında bu şekilde yazan Zaman ve avenesi &lt;b&gt;korkarım "bu ülkenin&lt;/b&gt; &lt;b&gt;birliği ve bütünlüğü için yetiştirilen, bunun için yemin ederek göreve yollanan" ve kanlarını cesurca&lt;/b&gt; &lt;b&gt;bu uğurda döken subay ve  astsubaylarımıza&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;"terör  örgütü üyesi", Türk Silahlı Kuvvetleri'ne de "terör örgütü" diyecekler...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Az kaldı..."&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;01.07.2008 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerinde,biri Kuvvet Komutanlığı yapmış biri Ordu Komutanlığı yapmış iki Emekli Orgeneral "Terör Örgütü Üyeliğinden" tutuklandılar!!!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir Yüzbaşı veya Binbaşı değil &lt;b&gt;ORGENERAL TUTUKLANDI ...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;TAHRİK! Türk Silahlı Kuvvetlerini bu tutuklamalarla tahrik ederek müdahalesini sağlamak ve bu amaçla halka mazlum rolü oynamak...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;GÖZDAĞI! Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm personeline ve Komutanlarına bu iki gözaltı ile gözdağı vermek...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;GÜÇ GÖSTERİSİ! Gerek beyanatları, gerekse üye oldukları (Atatürkçü Düşünce Derneği) sivil toplum örgütleri içindeki etkinlikleri ile ön plana çıkan bu şahısların kişiliğinde, ULUSALCI hareketi engellemek, MİLLİ hassasiyetleri olan kişi ve kuruluşları yılgınlığa sokmak...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İKTİDAR BENDE! Her defasında dile getirdikleri "Halk seçti" teraneleri ile iktidarın kendilerinde olduğunu göstermek...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;DEMOKRASİ,&lt;/b&gt; Yasama,Yürütme,Yargı erklerinin bir diğerinin üstünlüğüne girmeden çalıştığı bir yönetim sistemidir. Bu sistemde, seçimle gelen siyasi partiler tek başlarına veya koalisyonlarla belirli bir süreliğine yasama ve yürütme işlerini üstlenirler.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kısaca demokrasi denilen yönetim biçimi budur.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçilen siyasetçiler &lt;b&gt;"kendilerini halkın seçtiği" &lt;/b&gt;iddiasıyla &lt;b&gt;kanunlara uymamazlık edemezler...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yolsuzluk yapamazlar...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Memleketinin menfaatlerinin aleyhine kanun çıkaramazlar...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kendisine düşman ülkelere kolaylık sağlayamazlar...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kendi ülkesini kötüleyen,mahkum eden başka parlamentoların  kararlarına  "KABUL"  oyu veremezler...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ülkesini seven insanları "TERÖRİST" diye suçlayamazlar...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Onları, Emniyet tarafından yok edilmesi gereken bir "İÇ TEHDİT" olarak niteleyemezler...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ülkesini, iç ve dış tehditlere karşı koruyan Silahlı Kuvvetler mensuplarını gizli gizli izleyemez, dinleyemez ve "TUTUKLAYAMAZLAR"...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"Halk bizi  seçti  istediğimizi  yaparız" &lt;/b&gt;iddiasıyla bunları yapan bir siyasi oluşumun adına &lt;b&gt;"DEMOKRASİ&lt;/b&gt;      &lt;b&gt;DENİLEMEZ" &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;O zaman bütün milletvekilleri, belediye başkanları kafası bozulunca, istediği olmayınca adam öldürsün... Nasıl olsa halk seçti!!!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bu arada olumlu şeyler de yok değil!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Daha önce polis sabah 04:30'da geliyordu şimdi 07:30 oldu!!!...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;!--coloro:#2f4f4f--&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;!--/coloro--&gt;01.06.2008 / Ahmet ER&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-9136377671386929496?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/9136377671386929496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/9136377671386929496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#9136377671386929496' title=''/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-1820704105473753257</id><published>2008-07-04T15:39:00.000-07:00</published><updated>2008-07-04T15:40:23.260-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Georgia;"&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; line-height: 100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;Ergenekon Madımak Hattı&lt;/span&gt;&lt;!--/colorc--&gt;&lt;!--sizec--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/sizec--&gt;&lt;!--fontc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/fontc--&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;At izi, it izine karıştı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimin ne halt yediğini kestiremez olduk. Kısa vadeli olayların değişimindeki sürat, her kafadan ayrı bir ses çıkması, her iktidar grubunun elindeki belgeleri doğru-yalan ayrımı yapmadan kişisel hırslarına göre medyaya servis etmesinden dolayı millet kime inanacağını şaşırdı. Daha düne kadar ordusuna laf söyletmeyen insanımızın kafasında ordusuna karşı tereddütler oluşmaya başladı. İtibar erozyonu, haysiyet depremi, iftira kasırgası aldı başını gidiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin itibar ettiği köşe yazarları zaten 20 yıl önce dediklerini, 10 yıl önce inkar etmişlerdi; 5 yıl önce söylediklerini de dünden itibaren inkara başladılar. Seviyesizlik yer altına düşmüş, çapsızlık nokta gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri, Jandarma gibi yıllardır terörle mücadelede başı dimdik bir teşkilatın en üst düzey Komutanlığını yapmış; diğeri Ege Ordusu gibi NATO’dan bağımsız tek Ordumuzun ile 1nci Ordu gibi en güçlü ve en büyük Ordumuzu yıllarca yönetmiş iki eski Orgeneralimizin göz altına alınması, Yunanlılardan fazla içimizdeki muhalefeti sevindirdi. Nihayet muratlarına erdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokunulmaz zannedilen aslında benim veya sizin gibi etten kemikten birer insanlar olan, ama liyakat, sadakat, feragat, fedakarlık, bilgi ve tecrübe gibi herkeste bir arada olmayan özellikleri bünyelerinde bulundurdukları için Türk Ordusunda en üst düzeye çıkma başarısı gösteren iki Komutanımızın göz altına alınması, içimizde Türk’e ve Türk olan her şeye düşman olma özelliği taşıyan bazı insancıkları hayatlarında tatmadıkları bir zevki yaşattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceden de dediğim gibi; bunlar asıl zevki 30 Ağustos’da Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli olarak ayrılacak bazı üst düzey Komutanlarımızın gözaltına alınması ile yaşamak istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbe ile ilgili ilk bilgilerin kaynağını teşkil eden, her nasılsa kendi de darbe hakkında bilgi sahibi olduğu iddia edilen Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek bu gözaltılar listesinde yok. Aynı şekilde darbe planlarından haberi olduğu iddia edilen Kara Kuvvetleri eski Komutanı Aytaç Yalman ile Hava Kuvvetleri eski Komutanı İbrahim Fırtına da listede yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman mesele darbe değil. Zaten darbe olsa herhalde emekli iki binbaşı veya başçavuşla darbe yapacak halleri de yok. Bunca yıldır Ergenekon operasyonu adı altında yapılan operasyonlarda tutuklanan topu topu 49 kişi var. Bunlar bırakın darbe yapmayı, kapılarının önünde PKK’lılar eylem yapsa ellerinde bunlara karşı koyacakları doğru dürüst mantar tabancası bile yok. Pardon, Ümraniye’de ele geçirilen 27 el bombası hariç. O el bombalarının da kime ait olduğunu iddianame açıklanınca göreceğiz. Gerçi iddianame de Guinness rekorlar kitabına girecek kadar büyük. İddialara göre sadece iddianamesi 2500 sayfa olacakmış, ekleriyle birlikte ne kadar olacağını, varın siz düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni asıl düşündüren bu kadar büyük bir iddianameye herhalde dünyanın bütün suçları sığar. PKK’nın 24 yıllık eylem sürecinde binlerce eylem yaptığı, binlerce silah yakalattığı, binlerce insanı öldürdüğü göz önüne alındığında tüm PKK suçları 129 sayfalık iddianameye sığarken, bu Ergenekon nasıl bir şeymiş de 2500 sayfalık iddianame hazırlanmış?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duruşmalar başladığında iddianame okunmaya başlarsa, sadece iddianame okunması bir ayı bulur. Bunun yanında iddianamenin sonuna gelindiğinde, zaten baş sayfalarda hangi iddialar var, okuyan bile unutur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik basına sızan haberlere göre: iddianamede, Uğur Mumcu suikastından tutun da, Bahriye Üçok suikastına, Gazi Mahallesi olaylarından, Çorum- Maraş olaylarına kadar Cumhuriyet tarihindeki bütün suikast ve terör olaylarını Ergenekon’un yaptığına dair iddialar varmış… Bir tek Dağlıca Baskını ile Keneddy suikasti eksikmiş… Hayırlısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bir tek kafamın almadığı, bizzat çok iyi incelediğim ve iddianamesini okuduğum, Sivas’daki Madımak Oteli Katliamının da Ergenekoncular tarafından yapıldığının iddia edilmesi. Öyle tırı vırı biri tarafından değil. Anlı şanlı bir profesör tarafından söyleniyor olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evvelki günkü Zaman Gazetesi’nde eski Tüm Öğrenim Üyeleri Derneği Başkanı Prof.Dr. Tahir Hatipoğlu’na dayanılarak hazırlanmış bir haber vardı. Haberde Hatipoğlu, güya eski bir rektör yardımcısından dinlediği bir iddiayı gerçekmiş gibi ve kalben inanmış olarak dile getiriyor. Diyor ki: “Eski bir rektör yardımcısı arkadaşım bir konuşmamızda bana, Madımak katliamının arka planında MİT varmış, hatta iki MİT mensubu yangında yanarak ölmüş.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatipoğlu son düzlüğe girmiş yarış atının süratiyle devam ediyor: Ergenekon yapılanmasına baktığında olayın derin devlet işi olduğunu düşündüm. Bu olayı derin devlet dincilerin üzerine yıkmak için yaptığını anladım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atma Recep din kardeşiz!. Hocam, bilmiyorsan internet ortamından iddianameyi ve sanıkların itiraflarını bularak, bir oku. Katillerin profillerini bir incele.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİT elemanı olarak Muhlis Akarsu’yu mu, Asım Bezirci’yi mi, Hasret Gültekin'i mi uygun görüyorsun, bize söyle de bilelim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin daha da ilginci, Zaman Gazetesi’nde Madımak olayını Ergenekoncuların yaptığına dair imalarda bulunduğu bir kampanya başlatıldı. Evvelki günkü sayısında Ümit Aksoy’un “Aleviler katilleri yanlış yerde arıyor”, bir sonraki günkü sayısında Mehmet Kamış’ın “Madımak, Başbağlar ya da Ergenekon Çetesi” başlıklı makaleleri bunu açıkça vurguluyor. İnsafınız kurusun. Bari bu olayla ilgili Madımak Katliamından kurtulan insanların gazetelerde yayınlanan boy boy beyanatlarını da mı okumadınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her makalemizde diyoruz. “Valla, söyleyecek sözümüz yok” hatta bu konuda hiçbir “fikrimiz yok”…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakında Ruanda’da ki Hutu-Tutsi çatışmasını da Ergenekoncular çıkardı derlerse şaşırmam… Bilgi kirliliğinde bütün bunları görecekmişiz… Bir an evvel şu iddianame yayınlansa da okumaya başlasak. Bu kadar iş arasında herhalde bir 3 ayda okuruz. O dönemde de yazılara bir güzel ara veririz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedat Onar&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-1820704105473753257?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/1820704105473753257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/1820704105473753257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#1820704105473753257' title=''/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-3266865364422307871</id><published>2008-07-04T15:36:00.000-07:00</published><updated>2008-07-04T17:41:28.996-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ AMA PKK DEĞİL, ÖYLE Mİ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Medya büyük bir güç, hele ki milyonların okuma yazma bilmediği bir ülkede görsel medya daha da büyük bir güç. Yönetenler bu gücün farkında ve medya ile iktidar arasında hassas dengeler gözetiliyor. Medya, siyaseti de, kamuoyunu da, sosyal hayatı da etkiliyor. Ulusal güvenlik de medyanın bu çekim gücü içerisinde yer alıyor.Medya büyük bir güç, hele ki milyonların okuma yazma bilmediği bir ülkede görsel medya daha da büyük bir güç. Yönetenler bu gücün farkında ve medya ile iktidar arasında hassas dengeler gözetiliyor. Medya, siyaseti de, kamuoyunu da, sosyal hayatı da etkiliyor. Ulusal güvenlik de medyanın bu çekim gücü içerisinde yer alıyor. Ayrıştırma ve kutuplaştırmanın siyasi aktörlerin emellerine ulaşabilmek için içte ve dışta başvurduğu bir taktik olduğu düşünüldüğünde, medyanın ulusal güvenliği etkileyen faktörlerin başında yer alması şaşırtıcı olmuyor. Suni olarak yaratılan gündemler iç ve dış güvenlikle ilgili dinamikleri yönlendiriyor, hedef saptırıyor, dikkatleri dağıtıyor ve siyasi aktörlere geniş manevra alanı sağlıyor. Medyanın ulusal güvenlikte rolünü gözler önüne serebilmek için güncel birkaç konudan bahsedilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ERGENEKON GÜNDEMDE AMA PKK DEĞİL&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde yazılı ve görsel medyada adını sıkça duyduğunuz bir Ergenekon meselesi var. Akıllarda kalan; &lt;i&gt;“Terör Örgütü, Derin Devlet, Karanlık İlişkiler, Faili Meçhul Cinayetler, Ordu-Çete”&lt;/i&gt; temalarıdır. Gözaltına alınan ve tutuklanan kişiler açısından bakıldığında emekli askerler, üniversite öğretim üyeleri, yazar, gazeteci, siyasi parti başkanı, medya mensubu gibi adı ulusalcı olan bir çevrenin etkin isimleri göze çarpıyor. İsnat edilen suçlamalar açısından ise, kamuoyuna yansıdığı kadarıyla &lt;i&gt;“terör örgütü kurmak, örgüte üye olmak, örgütün fikir babası olmak, sabotaj ve suikastler” &lt;/i&gt;gibi geniş bir suç yelpazesi sergileniyor. İddialara dayanak teşkil ettiği öne sürülen ve yaklaşık sekiz ay önce Ümraniye’de bir evde ele geçirilmiş el bombaları ise Ergenekon ile şiddeti yan yana getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hukuk devletinde, bir suçun işlendiği iddiası varsa elbet bunun bir soruşturması yapılır ama soruşturma gizli olmalı, şüpheli masumiyeti ön planda tutulmalı, benzerleriyle mukayese edildiğinde eşitliği çağrıştırmalı. İşte o zaman hukuk, hukuki değer taşır. Demokratik bir ülkeyiz ama medya hukuku tartışmalı hale getiriyor çünkü soruşturmanın gizliliğini bozuyor. Toplumdaki adalet duygusunu incitiyor çünkü şüpheliler daha ifadesine başvurulmadan önce mahkûm ediliyor kamuoyu vicdanında. Bunu kim yapıyor ya da hukukun bu şekil medya günlüğüne düşmesine kim sebep oluyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Ergenekon medyanın kapsamlı bir psikolojik harekâtı halini aldı hem de ben Türk’üm diyenlere karşı. Neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devamı için FikrimYok.Com Ziyaret ediniz..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="tid-span-45684"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-45684" href="http://www.fikrimyok.com/ERGENEKON-TEROR-ORGUTU-AMA-PKK-DEGiL-OYLE-Mi-t45684.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 01.07.2008, 22:30. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ AMA PKK DEĞİL, ÖYLE Mİ?&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-3266865364422307871?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3266865364422307871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3266865364422307871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#3266865364422307871' title=''/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-4593191191754528503</id><published>2008-07-04T15:33:00.000-07:00</published><updated>2008-07-04T15:36:33.706-07:00</updated><title type='text'>Önemli Başlıklar</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(204, 51, 0);"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 51, 0);font-size:85%;" &gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;   &lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;     &lt;td&gt;   • &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Ergenekon-Dosyasi-f454.html"&gt;Ergenekon'la İlgili Tüm Haberler, Makaleler &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;• &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/ERGENEKON-TEROR-ORGUTU-AMA-PKK-DEGiL-OYLE-Mi-t45684.html"&gt; Erdal Sarızeybek | ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ AMA PKK DEĞİL, ÖYLE Mİ? &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;•&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Emekli-Albay-Erdal-Sarizeybek-Sorular-f391.html"&gt; Emekli Albay Erdal Sarızeybek'ten  Sorularınıza Cevaplar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;•&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Korkaklar-t44070.html"&gt; Erdal Sarızeybek | Türk'üm Demekten Korkanlar!&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;•  &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/YAHUDA-NIN-GUCU-t43970.html#entry158252"&gt;  Erdal Sarızeybek | Yahuda'nın Gücü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;• &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/YAHUDALAR-BU-GUCU-NEREDEN-ALDI-t43982.html"&gt;  Yahudalar Bu Gücü Nereden Aldı?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; •  &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Yedi-Milyon-Dolarlik-Terorist-t43935.html"&gt; Erdal Sarızeybek | Yedi Milyon Dolarlık Terörist&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;• &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/PKKn-ve-305n-Yeni-Lideri-Barzani-ve-3-t34368.html"&gt; Erdal Sarızeybek | PKK'nın Yeni Lideri Barzani! &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;• &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Son-Harekat-Kod-Adi-Yahuda-t40538.html#entry145531"&gt; Son Harekat | Kod Adı Yahuda | Henüz Basılmamış Kitabın Önsözü..&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;   &lt;td&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?autocom=dstaffapp"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 51, 0);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 51, 0);"&gt;      • &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Siyasi-Zihniyet-ihanete-Dustu-Artik-t43872.html"&gt; Erdal Sarızeybek | Siyasi Zihniyet İhanete Düştü Artık&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;• &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Gozalti-Dalgasi-t45709.html"&gt;  Sedat Onar |  Gözaltı Dalgası &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;• &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Ulusalci-Teror-Orgutu-t41765.html"&gt;  Sedat Onar | Ulusalcı Terör Örgütü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;• &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Bir-Sehit-Oglu-ve-8217nun-ilk-Gecesi-t40710.html"&gt;  Bir Şehit Oğlu’nun İlk Gecesi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;• &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Dinler-Arasi-Biyolog-t40904.html"&gt;  Sedat Onar | Dinler Arası Biyolog&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;• &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Bu-Sistemin-Adi-Ne-t45688.html"&gt;  Ahmet Er | Bu Sistemin Adı Ne? &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;• &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Turk-Gencligi-ve-Diger-Genclik-t43657.html"&gt; Ahmet Er | Türk Gençliği ve Diğer Gençlik&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;• &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Turk-Silahli-ve-Silahsiz-Kuvvetleri-t43253.html"&gt; Ahmet Er | Türk Silahlı ve Silahsız Kuvvetleri&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;• &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Ocalan-CIA-Said-i-Nursi-Cinsel-Sapkinlik-t44828.html"&gt; Basından Siyasi Haberler | Öcalan, CIA, Said-i Nursi, Cinsel Sapkınlık&lt;br /&gt;• &lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?autocom=dstaffapp"&gt; Moderatörlük Başvurusu&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 51, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 51, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-4593191191754528503?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/4593191191754528503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/4593191191754528503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#4593191191754528503' title='Önemli Başlıklar'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-7189259344598217507</id><published>2008-07-04T15:29:00.000-07:00</published><updated>2008-07-04T15:33:11.711-07:00</updated><title type='text'>Doğru Tercih | Doğru Bilgi</title><content type='html'>&lt;img src="http://www.fikrimyok.com/oss.jpg" alt="Fikrimyok ÖSS Köşesi" longdesc="Fikrimyok ÖSS Köşesi" height="100" width="300" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;div  style="font-weight: bold; color: rgb(102, 0, 0);font-size:20px;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);font-size:85%;" &gt;FikrimYok.Com'da&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Bulacaklarınız:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-size: 13px;"&gt;    &lt;li&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/2007-OSS-de-Dogru-Tercih-Nasil-Yapilir-Denenmis-T-t20784.html" title="ÖSS'de  Doğru Tercih Nasıl Yapılır?" target="_self"&gt;ÖSS'de  Doğru Tercih Nasıl Yapılır? | Denenmiş Tüyolar&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;     &lt;li&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Fikrimyok-Tercih-Danismanligi-t44982.html" title="Fikrimyok © Tercih Danışmanlığı" target="_self"&gt;Fikrimyok © Tercih Danışmanlığı: Gelin tercihlerinize yardımcı olalım&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;     &lt;li&gt;ÖSS ile ilgili doğru bilinen yanlışlar&lt;/li&gt; &lt;li&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/OSS-2008-Puan-Hesaplayici-t44987.html" title="2008 ÖSS Puan Hesaplayıcı" target="_self"&gt;2008 ÖSS Puan Hesaplayıcı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;/div&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-7189259344598217507?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/7189259344598217507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/7189259344598217507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_07_01_archive.html#7189259344598217507' title='Doğru Tercih | Doğru Bilgi'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-3979193958860578745</id><published>2008-06-07T03:03:00.000-07:00</published><updated>2008-06-07T03:08:29.460-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cemaat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başvuru'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yönetmelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lehçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Amlem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarihçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vatıf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türban'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Maastricht'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AB'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dil'/><title type='text'>Türkiye - AB İlişkileri</title><content type='html'>&lt;ul style="font-family: trebuchet ms; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;li&gt; &lt;span id="tid-span-44278"&gt;&lt;a id="tid-link-44278" href="http://www.fikrimyok.com/Turkiye-Avrupa-Birligi-iliskilerinin-Tarihcesi-t44278.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 03.06.2008, 10:57. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Türkiye Avrupa Birliği İlişkilerinin Tarihçesi&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span id="tid-span-44274"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-44274" href="http://www.fikrimyok.com/Genisleme-Tarihcesi-t44274.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 03.06.2008, 10:46. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Genişleme Tarihçesi&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span id="tid-span-44272"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-44272" href="http://www.fikrimyok.com/Avrupa-Birligi-Amblemi-t44272.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 03.06.2008, 10:44. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Avrupa Birliği Amblemi&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span id="tid-span-44270"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-44270" href="http://www.fikrimyok.com/Avrupa-Birliginin-Faaliyet-Alanlari-t44270.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 03.06.2008, 10:35. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Avrupa Birliğinin Faaliyet Alanları&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span id="tid-span-44267"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-44267" href="http://www.fikrimyok.com/Avrupa-Birligi-Tarihcesi-t44267.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 03.06.2008, 09:46. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Avrupa Birliği Tarihçesi&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span id="tid-span-44403"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-44403" href="http://www.fikrimyok.com/Farkli-Dil-ve-Lehcelerde-Yayin-Yonetmeligi-t44403.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 04.06.2008, 10:25. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Farklı Dil ve Lehçelerde Yayın Yönetmeliği&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span id="tid-span-44402"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-44402" href="http://www.fikrimyok.com/Cemaat-Vakiflari-Yonetmeligi-t44402.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 04.06.2008, 10:22. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Cemaat Vakıfları Yönetmeliği&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;                &lt;span id="tid-span-44398"&gt;&lt;a id="tid-link-44398" href="http://www.fikrimyok.com/AiHM-Turban-Kararini-Degistirmiyor-t44398.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 04.06.2008, 10:09. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;AİHM Türban Kararını Değiştirmiyor&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span id="tid-span-44283"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-44283" href="http://www.fikrimyok.com/Turkiye-Avrupa-Komur-ve-Celik-Toplulugu-Serbest-Tic-t44283.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 03.06.2008, 12:13. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Türkiye - Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Serbest Ticaret Anlaşması&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span id="tid-span-44276"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-44276" href="http://www.fikrimyok.com/Maastricht-Kriterleri-t44276.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 03.06.2008, 10:53. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Maastricht Kriterleri&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span id="tid-span-44271"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-44271" href="http://www.fikrimyok.com/Turkiye-nin-AB-ye-Katilma-Basvurusu-ile-ilgili-AT-Kom-t44271.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 03.06.2008, 10:36. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Türkiye'nin AB'ye Katılma Başvurusu İle İlgili AT Komisyonu Görüşü&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;                &lt;span id="tid-span-44268"&gt;&lt;a id="tid-link-44268" href="http://www.fikrimyok.com/Turkiye-nin-Avrupa-Topluluguna-Tam-Uyelik-Basvurusu-t44268.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 03.06.2008, 10:31. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Türkiye'nin Avrupa Topluluğuna Tam Üyelik Başvurusu&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detay için ve Devamı İçin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="forumdesc"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Turkiye-AB-iliskileri-f482.html"&gt;Türkiye - AB İlişkileri&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-3979193958860578745?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3979193958860578745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3979193958860578745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_06_01_archive.html#3979193958860578745' title='Türkiye - AB İlişkileri'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-8812442479191165551</id><published>2008-06-07T03:00:00.000-07:00</published><updated>2008-06-07T03:02:05.250-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Emniyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Devlet Sırrı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İhanet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dinlenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AKP'/><title type='text'>2 + 2 = 4</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu AKP dönemi kadar gündemin bu kadar  hızlı değiştiği bir dönem olmadı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Küt!&lt;/b&gt; Bir bakıyorsunuz Anayasa Mahkemesi Başkanvekili &lt;b&gt;Emniyet&lt;/b&gt; &lt;b&gt;tarafından izleniyor ve dinleniyor&lt;/b&gt; haberi...&lt;br /&gt;Ardından onun fırtınası dinmeden &lt;b&gt;Anamuhalefet Partisi Genel Sekreterinin dinlenilmesi...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Dinlemeyi yapan Emniyetin bağlı olduğu &lt;b&gt;İçişleri Bakanı Beşir Atalay&lt;/b&gt; eleştiriler üzerine bırakın istifa etmeyi,&lt;b&gt;"Beni siz mi bakan atadınız"&lt;/b&gt; diye sorguluyor...&lt;br /&gt;Hatta dinlenen şahsın daha önce yaptığı bir gafı öne çıkarmaya çalışıyor!&lt;b&gt; Suçlu o ya!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Soruşturma açılsın gerçek ortaya çıksın diyor; olacak olan büyük olasılıkla şu:&lt;br /&gt;"&lt;b&gt;DİNLEMEYİ ERGENEKON ÇETESİ YAPTI!"...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bu dönem bir an önce sona ermeli! Bu matematikte şu demek 2+2=4&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendileri hakkında açılan kapatma davasına bakan &lt;b&gt;yargıçları bile dinleyen/izleyen&lt;/b&gt; bir&lt;b&gt; iktidarı&lt;/b&gt; yargılayacak mahkemenin &lt;b&gt;sağlıklı karar veremiyeceği&lt;/b&gt; endişesiyle önce &lt;b&gt;AKP kapatılmalı &lt;/b&gt;ve derhal iktidardan uzaklaştırılmalıdır!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sağlıklı demokrasilerde ve devletlerde böyle olması gerekir!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iktidarın yandaş gazete ve TV'leri var mı?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Var!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kendisine verilen devletin bütün olanaklarını devletin bütün kurum ve kuruluşlarını, muhalefet partilerini dinlemek için kullanıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Evet!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kendisiyle ilgisi olmayan iki devletin barış antlaşması için kendi sularını feda ediyor mu?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ediyor!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hiç bir problemi olmayan K.K.T.C. gibi ayrı egemenliğini kurmuş,&lt;/b&gt;&lt;b&gt; ayrı halkı olan &lt;/b&gt;&lt;b&gt;stratejik bir toprağı &lt;/b&gt;&lt;b&gt;dış&lt;/b&gt; &lt;b&gt;devletlerin baskısıyla&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"Kıbrıs Sorunu"&lt;/b&gt; adı altında yok edecek girişimlerde bulunuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Evet!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kıbrıs Rumları&lt;/b&gt; birleşmeye &lt;b&gt;% 67&lt;/b&gt; ile yüksek bir oranda &lt;b&gt;HAYIR &lt;/b&gt;demiş iken hala illa Rum kesimine &lt;b&gt;yamamaya&lt;/b&gt; çalışmıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Evet!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K.K.T.C. Cumhurbaşkanı Talat'ın inisiyatifi&lt;/b&gt; ve bu AKP'nin desteği ile verilen &lt;b&gt;Lokmacı tavizine&lt;/b&gt; rağmen Türk tarafında &lt;b&gt;ekonomik veya siyasi&lt;/b&gt; hiç bir &lt;b&gt;olumlu gelişme &lt;/b&gt;veya &lt;b&gt;kazanç &lt;/b&gt;oldu mu?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hayır!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar ortada iken AKP'ni yeni icraatı:&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"Başbakanlık, Milli Güvenlik Genel Sekreterliği ve Genelkurmay Başkanlığı'nın ileteceği belgeleri DEVLET SIRRI adı altında 75 yıl boyunca GİZLİLİK altına almak için kanun teklifi hazırlıyor"...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şu demek:&lt;br /&gt;&lt;b&gt;AKP&lt;/b&gt; bütün yaptığı ve herkesten sakladığı ama herkesin aşağı yukarı bildiği ve tahmin ettiği &lt;b&gt;TÜRK MİLLETİNİN&lt;/b&gt; &lt;b&gt;MENFAATİNE AYKIRI&lt;/b&gt; eylem ve antlaşmaların gün yüzüne çıkarak en azından &lt;b&gt;VATANA İHANET &lt;/b&gt;suçundan yargılanmaktan kurtulmak istiyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet ER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Devamı İçin FikrimYok.Com'u ziyaret edelim..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 102, 0);" id="tid-span-43992"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a style="font-weight: bold; color: rgb(0, 102, 0);" id="tid-link-43992" href="http://www.fikrimyok.com/2-2-4-t43992.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 30.05.2008, 12:27. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;2 + 2 = 4&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-8812442479191165551?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/8812442479191165551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/8812442479191165551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_06_01_archive.html#8812442479191165551' title='2 + 2 = 4'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-925589932304083805</id><published>2008-06-07T02:58:00.000-07:00</published><updated>2008-06-07T02:59:43.245-07:00</updated><title type='text'>Çatışmanın Olmadığı Coğrafya</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Uzun zamandır elim değmiyordu. 25 Nisan’dan bu yana işlerim dolayısıyla günlük yazılara ara vermiştim. Ama gündemi takip ediyordum. Yazılması gereken o kadar fazla konu çıkıyordu ki, kafamda şekillenmesine rağmen; gerek tembellikten, gerekse “başçavuşun beygiri” misali yazdıklarımızın fazla gürültü koparmamasından dolayı bir şeyler yazma isteğim olmuyordu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam haberleri seyrederken yine nevrimiz soldu, bu konuyu yazmazsam içimde ukde kalır dedim ve ruhen rahatlamak maksadıyla bu satırları yazmaya karar verdim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin; Önder Sav dinlendi mi, zillendi mi diye gündemi konuştuğu, Ergenekon fırtınasının devam ettiği, annesini 13 parçaya ayıran hergelenin psikolojik tahlillerinin yapıldığı bir ortamda bizim konumuz biraz farklı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine DTP...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zira, ıvır zıvır konular gündemi o kadar bulandırıyor ki; ülkenin çok değil, en fazla 2 yıl içerisinde karşı karşıya kalacağı büyük felaketi herkes görmezlikten geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyler, hanımlar… Bölünüyoruz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heceleyerek söylersek: Bö-lü-nü-yo-ruz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden mi? Sadece şu iki olayı üst üste koyarsak ve “enter” tuşuna basarsak karşımıza bu manzara çıkacak da ondan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay bir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK’nın askerlik şubesi gibi çalışan DTP’nin Eş Genel Başkanı Emine Ayna bir kurultayda bir çift laf söylemiş ki, gerilmemek elde değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emine Ayna, geçen hafta Tendürek Dağı’nda Güvenlik Güçleri ile girdiği “silahlı” çatışmada ölen eski DEHAP Gençlik Kolu Başkanı Zeynep Katar için “Neden Zeynep gerillaya katılmak zorunda kaldı?” diye kendi kendine sormuş, kendi kendine de provokatif bir cevap bulmuş. Demiş ki, “Biz gençlerin önünde yasal mücadele alanı bırakmazsak, genç akıllar da yasal yolu bırakıp illegal yolu seçerler” diye konuşmuş. Yani, silahlı mücadele asıl mücadele biçimimiz. Karşımıza kim çıkarsa da bizim düşmanımız. Mealen bu… Fazla söze gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen ardından, kürsüye gelen Nadir Yıldırım isimli şahıs da: kurultayı Türk askerine kurşun sıkan, masum insanların yollarına mayın döşeyip katledilmesi için uğraşan, binlerce şehit ailesinin ocağına ateş düşürmeyi meslek olarak benimsemiş Zeynep Katar’a adadıklarını, bu kurultayda 4 gün önce Gabar Dağı’nda Türk askeri ile çatışarak ölen eski HADEP Merkezi Gençlik Komisyonu üyesi Bayram Güneş’i de anmadan geçemeyeceklerini söylemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin ceza kanunlarında suç ve suçluyu övmek, suç değil mi, Allah Aşkına?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şayet ben, geçen hafta annesini önce bıçaklayıp, sonra kesip öldüren ve ardından da 13 parçaya bölerek, poşetleyen psikopatı örnek alıp: “Ey ahali, eğer anne, babanızla anlaşamıyorsanız, elinize bir bıçak alın, sonra anne-babanızın ellerini arkadan bağlayarak, yere yatırın, yüzünü kıbleye döndürüp, besmeleyle gereğini yapın” desem, on bin tane köşe yazarı bana demediğini bırakmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olayın Emine Ayna’nın anlattığı olaydan ne farkı var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrat ayaklarda geçinip, her konu hakkında ahkam kesen köşe yazarları, neredesiniz? Sizi göremiyoruz da…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu bırakın… Aynı konuşma bir MHP’nin, bir CHP’nin parti kurultayında parti başkanları tarafından dile getirilse, Türkiye’de kıyamet kopmaz mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçeli: “Malatya’da misyonerleri kesen Emre Günaydın’a normal siyaset yolu bırakılmadı, o arkadaş da ne yapsın, gitti adamları kesti…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedat Onar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(102, 51, 51);"&gt;Devamı İçin FikrimYok.Com'u ziyaret edelim..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(102, 51, 51);" id="tid-span-44215"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a style="font-weight: bold; color: rgb(102, 51, 51);" id="tid-link-44215" href="http://www.fikrimyok.com/Catismanin-Olmadigi-Cografya-t44215.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 02.06.2008, 15:17. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Çatışmanın Olmadığı Coğrafya&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-925589932304083805?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/925589932304083805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/925589932304083805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_06_01_archive.html#925589932304083805' title='Çatışmanın Olmadığı Coğrafya'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-5627828159081770770</id><published>2008-06-07T02:54:00.000-07:00</published><updated>2008-06-07T02:57:25.223-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Irak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Terör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mossad'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PKK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Barzani'/><title type='text'>Yedi Milyon Dolarlık Terörist</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;“Değerli milletvekilleri, terörde 30.000–35.000 insanımız kaybedilmiştir. Maddi kayıp, doğrudan harcanan paralar ve dolayısıyla kaybettiklerimizle beraber tahminen 200 milyar dolardır. 200 milyar dolar, 300 katrilyon Türk Lirası eder ve bugüne kadar ölü veya sağ olarak ele geçirilmiş, bertaraf edilmiş, pasifize edilmiş PKK’lı sayısı 29.000-30.000 civarındadır.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Bu hesabı özellikle iyi dinlemenizi istirham ediyorum. 30.000 PKK’lı ölü veya sağ bertaraf edilmiştir ve 300 katrilyon Türk Lirası harcanmıştır. 1 PKK’lının bertaraf edilmesinin devlete maliyeti 10 trilyon Türk Lirasıdır.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;10 trilyon Türk Lirasıyla bir PKK’lı bertaraf edilmiştir!”Hüseyin ÇELİK, AKP Van Milletvekili, 2001.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Adın ne senin?&lt;br /&gt;- Rubar.&lt;br /&gt;- Gerçek adın ne?&lt;br /&gt;- Ahmet.&lt;br /&gt;Oldukça zayıftı, kara ve kuru, kısa boylu, esmer mi esmer tenli.&lt;br /&gt;- Nasıl katıldın bu örgüte?&lt;br /&gt;- Beni on yaşında iken köyümüzden kaçırdılar. Seni kaymakam yapacağız, dediler. İş vereceğiz, maaş bağlayacağız, devletimizi kuracağız, dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ya sen kimsin?&lt;br /&gt;- Çiyan.&lt;br /&gt;- Nerelisin?&lt;br /&gt;- Suriyeli?&lt;br /&gt;- Neden katıldın bu örgüte?&lt;br /&gt;- İşsizdim. Ayda 50 dolar maaş vereceklerini söylediler, bu yüzden katıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladım; bu zayıf, kara ve kuru, kısa boylu, esmer mi esmer tenli olanların içinde ne ararsanız vardı; on yaşında kaçırılanlar, kandırılanlar, iş bulma umuduyla örgüte katılanlar, macera arayanlar, anasının dırdırından bıkanlar, sevdiğine kavuşamayanlar, aşiret baskısı ve kan davalarından kaçanlar. Ne acı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgüt, çaresiz doğu halkımız için bir iş bulma kurumu ya da psikolojik danışmanlık, belki de sosyal hizmetler merkezi olmuş; her derde deva oluyor. Katılanların ise, geri dönme şansları pek yok; ya öldürecekler ya da ölecekler! Bu ne biçim kader?&lt;br /&gt;İnanın, bunların içinde şu ya da bu şekilde örgüte katılıp da sonradan pişman olmayanı pek azdır. Ama örgütün yöneticileri bunu bildikleri için, önce bunları eyleme zorlar, katil yapar. Sonra da, “Siz asker öldürdünüz. Askere sığınırsanız o da sizi öldürür’’, der ve korkutur. Bu zayıf, kuru ve karalar ne yapacağını şaşırır; kaçsa örgüt öldürecek, teslim olsa belki asker öldürür. İki ara, bir dere meselesi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belli ki çocukken iyi beslenememiş Rubar; boy oldukça kısa, vücut ufak ve ince, sanki gelişimini tamamlamamış bir varlık gibi. Saçlar kıvırcık ve kirli. Yüz yanık, avurtları çökmüş. Eller nasırlı, duygusuz. Ama ayak kasları güçlü, dağ taş demeyip günlerce yürümekten. El bilek kasları güçlü, yalçın kayalıklara tırmanmaktan. İşaret parmak kasları ise çelik gibi, hain kurşun atmaktan. Mide ufalmış, bir avuç bulamaçla günlerce yaşamaktan. Başkaca bir özellikleri yok zaten; güç yok, kuvvet yok, atiklik yok, hepsi bu bunların. Hepsi birbirine benziyor; ufak tefek, kara ve kuru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerinden çıkanlara baktım; eski bir sırt çantası, içinde bir yanık tabak, bir avuç un, bir defter anılar için, başka bir şey yok. Üstünde haki bir elbise peşmergelerin giydiğinden cepleri boş, ayağında mekap, çorapsız, her bir şeyi kir, kirli, günlerce su yüzü görmemiş. Bir Kaleşnikof piyade tüfeği, beş şarjör, yüz elli mermi. Dört el bombası Rus tipi, eski, paslı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beline sardığı uzun mu uzun bir kuşak, metrelerce. Bu; Yüksekova Uzunsırt’ta komando teğmenini şehit etmek için kayalıklara tırmandığı kuşak! Bu; Aktütün Bayrak Tepe’de “hudut namustur’’ deyip vatan borcu için askerlik yapmaya gelen yirmi iki vatan evladını şehit etmek için kayalıklara tırmandığı kuşak! Sonradan anladım ne işe yaradığını bunun; tırmanmak ve beline sarıp açlığı azaltmak yani bir avuç bulamaçla günlerce yürüyebilmek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufak tefek, kara ve kuru olarak tanımladıklarım sayıca çoktu, belki binlerce. Hepsi de dağda. Beyin yok, düşünce yok, bilinç yok, acıma yok, duygu yok, bir başka bunlar, tanımı zor. Hepsinin küçük yaşta örgüte götürüldüğü kesin, on ila on beş yaş arasında. Hepsinin günlerce, aylarca, yıllarca aç ve susuz dağlarda zorla yürütüldükleri kesin. Düşünmelerine, sevmelerine, yeşilin güzelliğini görmelerine izin verilmediği kesin. Üç beş lafın, Marks gibi, Lenin gibi öğretildiği kesin. Bunları yöneten ne derse o olur; kendileri düşünemez, muhakeme edemez, karar veremez. Pişmanlık yasası, eve dönüş yasası filan boş bunlar için. Ne varsa ne yoksa, bunları yöneten İmralı gibi yerdekiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90’lı yıllarda bu dağdakiler, onbeş kişilik gruplar halinde dolaşırdı arazide. Grup başını saymayın ve de yardımcısını, çünkü onlar iri, yarı ve de iyi beslenenler sınıfındandır, geri kalan on üçü ufak tefek, zayıf, kara ve kuruydu. Her grupta en az iki RPG-7 Roketatar, bir ya da iki Biksi otomatik tüfek bulunurdu. Kalanlar Kaleş piyade tüfeği yanında dört el bombası ve bir de sırt çantası taşırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene o yıllarda devletin bir jandarma karakoluna en az on grup birleşerek saldırıya geçerdi, korkularından. Köylere ise, vatandaşımız savunmasız olduğu için bir grupla rahatça girer, küçük yaştakileri kaçırır, kadın ve çocukları ise erkekliklerini göstermek için kurşuna dizerlerdi. Bir de üstüne üstlük bu masum vatandaşlarımızın evlerini ve ahırlarını yakarlar, sürülerini çalarlardı. Silahlı kuvvetlerimizin kararlı mücadelesi sonucu bu dağdakiler azaldı, testi gibi kırıldı. Kimileri kaçtı, kimileri Barzani’ye sığındı, kimileri Talabani’ye ama çoğu öldü dağlarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yıllar birbirini kovaladı, devran döndü, mertlik bozuldu, sayıları azaldı ama bu sefer hain düşüncelerle, hain pusularla, hain bombalarla ortaya çıktılar. Dağlarda üç beş kişilik gruplar kurdular. Karakollara saldırı yerine yollara mayın döşediler uzaktan kumandalı kendileri gibi, haince patlattılar, şehit ettiler askerimizi, korucumuzu, vatandaşımızı. Artık teröristtin de teröristliği kalmamıştı; yerdekiler dağdakilerin önüne geçmişti siyasi kol ve kanatlarıyla, belediye başkanlarıyla, Avrupa Birliği masalıyla ve de bizi yönetenlerin gafletiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, bunlar dağdan iner mi?&lt;br /&gt;Kendi haline kalsalar inecekler ama yerdekiler rahat vermiyor ki; İmralı var konuşan, siyasileri var konuşan, Barzani var, AB var, Amerika var, Mossad var konuşan. Bir bunların sesini kesebilsek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce bunlar, bu dağdakiler ne ki?&lt;br /&gt;Gerçekten bunu bir sosyologa, psikologa, doktora sormalı; bir insanoğlu, küçük yaşta insanlık dışı bir uygulamaya maruz kalırsa yıllar boyu, o insandan ne olur? İnsan olan, insanlığından çıkar mı acaba, bilmek için sormalı bir bilene.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyanın ve dünyanın terörist dediği, bizce teröristten ziyade bir robot özelliği taşıyan bu katillerin hepsi beş bin ise, dört bini dağdakidir; ufak tefek, zayıf, kara ve kuru ama simsiyah, gözler simsiyah, bakışlar simsiyah, duygu yok, düşünce yok. Garip bir varlık bunlar, ne olduklarını bilmek için tanımak gerek. Bizce bunları yani bu dağdakileri, yani bu ufak tefek, kara ve kuruları yok etmek için bir şehit vermemiz gerekiyorsa, bu bir şehidi vermeyelim. Yazıktır şehidin anasına, yârine, evladına. Bizce, şimdilik bırakalım dağda kalsınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların korktuğu neydi?&lt;br /&gt;Yerden gelen sesler, onlara kumanda edenler.&lt;br /&gt;İnanın bu yerdekileri yok edin, dağdaki ufak tefek, kara ve kurular şaşıracak, ne yapacağını bilmeyecek, panikleyecek, kedi gibi pusacak bir taşın altına. Sonrası kolay; önce beklerler, baktılar yerden gelen ses yok, gene beklerler korkularından, gene ses yok, yavaş yavaş, tıpış tıpış dönerler geldikleri yerlere. Gelmezlerse bu onların sorunu bizim değil, tek tek ölürler bir dağın, bir taşın ardında, kimse de ağlamaz arkalarından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;92’de Şemdinli’ye geldiğimde, o vakte kadar hiç terörist görmemiştim. Kimdi bunlar, neyin nesiydi, bilmiyordum. PKK’yı anlamak demek , dağdakilerle yerdekilerin kim olduğunu bilmek, coğrafyasını tanımak demektir. Dağdakilerin halini anlatmak size zordur çünkü anlamak zordur dağdakileri. Ama bilmek istemeseniz de dağdakiler bizimdir, onlar da bizim dağdakilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl 92 olup da çatışmalar artınca, her çatışmada onlarcası yere devrilince, kampları ele geçirilip haritadan silinince, Irak kuzeyi teröristler için güvenli yer olmaktan çıkınca, bu terörist dediğimiz hainlerden arta kalanlar bir bir teslim olmaya başladı. O zaman gördüm bunların kim olduğunu; gözler siyah, saçlar siyah, düşünceler siyah, yürek siyah kısacası simsiyah bir varlık olduklarını gördüm bunların. Çok düşündüm, bunlar neyin nesidir, diye.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Devamı için Erdal Sarızeybek sitesini veya FikrimYok.Com'u ziyaret edelim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="tid-span-43935"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-43935" href="http://www.fikrimyok.com/Yedi-Milyon-Dolarlik-Terorist-t43935.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 28.05.2008, 04:08. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Yedi Milyon Dolarlık Terörist&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-5627828159081770770?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/5627828159081770770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/5627828159081770770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_06_01_archive.html#5627828159081770770' title='Yedi Milyon Dolarlık Terörist'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-5295067236712005311</id><published>2008-05-24T05:42:00.000-07:00</published><updated>2008-05-24T05:47:14.078-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Irmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FikrimYok'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roman'/><title type='text'>Renginur Yüce | Penceremde Ay Yok</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ansızın bulanık, belirsiz biçimlerle dolu garip bir ölüler ülkesine düşmüş gibiydi. Birden kendini değersiz kolay kullanılır bir araç gibi hissetti. Odanın ortasına dikelip, dengesini bulmaya çalıştı. Yalnızlığında buz kesilen ellerini ovuşturdu. Cebine soktu. Üzerine çöken hüznü ortaya koyan öfkeyle karışık bağışlanmayı dileyen bir yüzle uzun uzun Handan’a baktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafasını çevirmeden Halis’i izledi Handan. Her şey yolunda gidiyordu galiba. İşte! Ne pişmanlık vardı içinde ne de acıma.. Halis’in şımartılmaya alışık öfkesine bu kez sınır çizmedi. Gözlerinin içine dikkatle, acımayla alay arası karışık, ikircikli bir ifadeyle bakarak sustu. Kitaptan rastgele bir yaprak çevirerek, sözcük aralarındaki boşluklardan desenler oluşturmaya koyuldu. Elinin altındaki kitap, kitabı tutan eli, dirseğini acıtan masa, yeryüzüne bağlayan her ne varsa bedenini sandalyede unutturan gücün iradesine kapılarak sınırsız bir boşluğa sürüklendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece çok içmişti. Ağır başlayan yılbaşı kutlaması, zamanın ilerlemesiyle birlikte muzip yarışmalarla süslenip kahkahalara dönüştü. Birlikte türküler söyleyip dans ettiler. Yüzünü yıkamak için gittiği banyodan dönerken holde Halis’le karşılaştı. Kulağına eğilerek “seni çok beğeniyorum Handan” demişti. Yüreği, yerinden fırlamaya zorlanan bir yumruğa dönüşmüştü sanki. Yüzünü büyülenmiş gibi kımıldamadan duran Handan’ın yanağına değdirecek kadar yakınlaştırıp, omuzlarından tutarak sıcak, farklı bir sesle yeniden; “Mutlaka arayacağım. Bekle..” demişti. Sayısız uzun saatlerden sonra aramıştı da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokuz yıl geçmişti aradan. Halis’in her ikimize de yeter dediği davanın, bir çocuğu beslemeye, birlikte yaşamlarını sürdürmeye yetmediğini, dava arkadaşlarıyla yollarının ise hiç mi hiç kesişmediğini haykırmak istedi.. Olmadı. Boş boş baktı Halis’e..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittikçe bir çukura, bozbulanık bir yalnızlığa gömülüyordu. Bu suskunluk bir başkaydı bugün. Amip gibi bölünüp, çoğalarak çelikten bir duvar örmüştü aralarına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Handan konuşalım. Lütfen…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimdi bu sesin sahibi? Niçin bakıyor öyle tuhaf? Niçin yakarırcasına? Sanki zaman gün ağarmasının sınırında durmuş gibiydi.. Duyuların değerini yitirdiği bu uyur uyanık durumda ne kadar kaldığını kestiremedi. Geciktirilen, geçiştirilen, hatırlanmayan şeyler öylesine çok ve dağınık birikmiş, bastırılıp horlanmıştı ki.. Bir daha dile gelmemek üzüre katmanlaşmış gibiydi. Kafasındaki yoğunluğun tek hecesini iletebilecek gücü de yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masadaki dergilerden birini yanına alarak, ötede tek başına duran koltuğa yöneldi. Rengi daha koyuydu, daha soluk. Kol yerlerindeki sigara deliklerinin sayısı daha da çoğalmıştı. Sigara yakıp pencereye bakan bu köşeden karanlığı dinledi bir süre. Kent halkının ölülerini gömdüğü tepeyi anımsatan bu sessiz, kasvetli gecede gök bugün de bulutluydu. Sanki bu olaylar dizisi, önünde güçsüz kaldığı bir şeyi söylüyordu ona. Her şey, bir kehanetin doğal olarak aksamadan yerine getirilmesine çalışır gibiydi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir sigara tutuşturduktan sonra, daha önce hiç görmediği ama incelemesi gereken bir şeyi incelemek gibi, zihninden betimlenen yüzün esmerliğine karıştı gözleri. Zamanında güzel bulduğu yüzü, inadına mosmor düşman kesilmişti. Gözlerinin elasından soğuk, sorgulayıcı bir dalga geçti. Bir vebalıya bakar gibi dik dik baktı Halis’e. Beyin hücrelerine sokulmak, oralarda yuvanlanmak çabasıyla, bittiği yerden başlatılan bu sonu gelmez söylevlerden artık tiksiniyordu. Yüreğinde kanatlanmış bir kırgınlık, hiç ilgi görmemiş bir düş..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yeniden gökyüzünü seyre daldı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irmak / Roman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Devamı İçin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;FikrimYok.Com'u Ziyaret Ediniz..&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-5295067236712005311?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/5295067236712005311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/5295067236712005311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_05_01_archive.html#5295067236712005311' title='Renginur Yüce | Penceremde Ay Yok'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-318423938427712734</id><published>2008-05-23T10:59:00.000-07:00</published><updated>2008-05-23T11:07:31.447-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paul Eluard'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nietzsche'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nikola Vaptsarov'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yabancı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nicolas Guillen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Max Jakob'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Pablo Neruda'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Walt Whitman'/><title type='text'>Yabancı Şiir Seçkisi | FikrimYok ©  Yabancı Şiirler</title><content type='html'>&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43181"&gt;&lt;a id="tid-link-43181" href="http://www.fikrimyok.com/Paul-Eluard-Umut-Bacilari-t43181.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 08.05.2008, 22:03. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Paul Eluard | Umut Bacıları&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43181"&gt;Ey yiğit kadınlar ey umut bacıları..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43291"&gt;&lt;a id="tid-link-43291" href="http://www.fikrimyok.com/Nikola-Vaptsarov-Tarih-t43291.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 11.05.2008, 21:15. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Nikola Vaptsarov | Tarih&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43291"&gt;Bizden mi söz edeceksin, tarih..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43290"&gt;&lt;a id="tid-link-43290" href="http://www.fikrimyok.com/Nikola-Vaptsarov-Dogdugum-Topraklar-t43290.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 11.05.2008, 21:08. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Nikola Vaptsarov | Doğduğum Topraklar&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43290"&gt;Sev demiştin, anneceğim, insanları beni sevdiğin kadar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43289"&gt;&lt;a id="tid-link-43289" href="http://www.fikrimyok.com/Nikola-Vaptsarov-Haydutun-Turkusu-t43289.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 11.05.2008, 21:01. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Nikola Vaptsarov | Haydutun Türküsü&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43289"&gt;Rüzgar döküyor sarı yaprakları..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43288"&gt;&lt;a id="tid-link-43288" href="http://www.fikrimyok.com/Walt-Whitman-Senin-icin-Ey-Demokrasi-t43288.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 11.05.2008, 20:48. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Walt Whitman | Senin İçin Ey Demokrasi&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43288"&gt;Gel, bu toprakları çözülmez bir bütün yapacağım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43279"&gt;&lt;a id="tid-link-43279" href="http://www.fikrimyok.com/Walt-Whitman-Yaratilis-Yasalari-t43279.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 11.05.2008, 17:24. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Walt Whitman | Yaratılış Yasaları&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43279"&gt;Güçlü sanatçılar, önderler için, Amerika'nın yeni öğretmenleri..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43278"&gt;&lt;a id="tid-link-43278" href="http://www.fikrimyok.com/Pablo-Neruda-Yasayacagim-t43278.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 11.05.2008, 16:16. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Pablo Neruda | Yaşayacağım&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43278"&gt;Ölmeyeceğim ben, Hareket ediyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43193"&gt;&lt;a id="tid-link-43193" href="http://www.fikrimyok.com/Nur-Narr-ve-33-Nur-Dichter-ve-33-Yalnizca-Soytari-ve-t43193.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 09.05.2008, 01:06. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Nur Narr! Nur Dichter! | Yalnızca Soytarı! Yalnızca Şair!&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43193"&gt;Friedrich Wilhelm Nietzsche&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43238"&gt;&lt;a id="tid-link-43238" href="http://www.fikrimyok.com/Nicolas-Guillen-Cok-Uzaklardan-Geldiniz-t43238.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 10.05.2008, 02:03. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Nicolas Guillen | Çok Uzaklardan Geldiniz&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43238"&gt;Hiç duymadım ayak sesinizi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43237"&gt;&lt;a id="tid-link-43237" href="http://www.fikrimyok.com/Nicolas-Guillen-Donus-Turkusu-t43237.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 10.05.2008, 01:40. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Nicolas Guillen | Dönüş Türküsü&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43237"&gt;Pekin'den geliyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43225"&gt;&lt;a id="tid-link-43225" href="http://www.fikrimyok.com/Son-Arzu-Letzter-Wille-t43225.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 09.05.2008, 20:30. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Son Arzu | Letzter Wille&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43225"&gt;Friedrich Wilhelm Nietzsche&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43192"&gt;&lt;a id="tid-link-43192" href="http://www.fikrimyok.com/Max-Jakob-Kor-Kadin-t43192.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 09.05.2008, 00:28. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Max Jakob | Kör Kadın&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43192"&gt;Seçmiş sözcüklerini gözleri kanayan kör kadın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43191"&gt;&lt;a id="tid-link-43191" href="http://www.fikrimyok.com/Max-Jakob-Ermis-t43191.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 09.05.2008, 00:13. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Max Jakob | Ermiş&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43191"&gt;Biri, ağaçlar arasında kaybolmuş biri..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43179"&gt;&lt;a id="tid-link-43179" href="http://www.fikrimyok.com/Paul-Eluard-Orda-t43179.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 08.05.2008, 21:53. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Paul Eluard | Orda&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43179"&gt;Teker teker değil..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/forums.html"&gt;FikrimYok ©&lt;/a&gt;  &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Dunya-Edebiyati-f265.html"&gt;Dünya Edebiyatı&lt;/a&gt;  &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Yabanci-Siir-Seckisi-f479.html"&gt;Yabancı Şiir Seçkisi&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-318423938427712734?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/318423938427712734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/318423938427712734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_05_01_archive.html#318423938427712734' title='Yabancı Şiir Seçkisi | FikrimYok ©  Yabancı Şiirler'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-5140239839503126358</id><published>2008-05-23T10:56:00.000-07:00</published><updated>2008-05-23T11:09:34.460-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sedat Onar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şehit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mahmut Şahin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FikrimYok'/><title type='text'>Mahmut Şahin Binbaşı’nın Şehadeti</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Aslında “Şu Çılgın Türkler” kitabının günümüze uyarlanmış ve günümüzdeki kahramanlarını anlatan bir versiyonu yazılmış olsa; inanın ki, Türk insanının hem kendine olan öz güveni artar, hem de bu kahramanların hatıralarının unutulması önlenmiş olur. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Çılgınlık, bir olayı, bir hareketi uç sınırında yapmak veya yaşamaktır. Bizim jenerasyonumuzda o kadar çok çılgın Türk yaşadı ki anlatmakla bitecek gibi değil. Bunlardan hala yaşayanlarında olduğunu bilmek insana ayrı bir gurur veriyor. En azından Kurtuluş Savaşı’ndaki teğmen Yıldırım Kemallerin, yüzbaşı Şevkilerin torunlarının hala aramızda yaşadığını görmek bu milletin övünmesinin boş bir kuruntu olmadığının en güzel delili sanki.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt; Konuyu PKK ile mücadelede çılgınlıkları zirve yapmış kahramanlara getireceğim. Şimdilik bir kahramanı anlatacağım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Belki biliyorsunuzdur. 1965 yılından 1973 yılına kadar süren Vietnam Savaşı ile ilgili Amerikalılar şimdilik 6500 civarında film yapmışlar. Bunlardan büyük bir bölümünde Amerikalıların kahramanlıkları anlatılarak Amerikan kamuoyuna milletleşme yolunda dolaylı katkı sağlanmıştır. Belki dünyanın dört bir tarafından gelerek bir ülkede milletleşme mücadelesi veren insanlar için bu tür filmler gerekli idi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Ya bizim için? Biz terörle mücadele ile ilgili kaç film çekebildik? Bir elin parmaklarını geçmez. Üstelik bizim terörle mücadelemiz 1984-2009 arasındaki 23 yıllık bir süreci kapsıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Biz zaten binlerce yıldır bu topraklar üzerinde yaşadığımız için milletleşmenin bir çok sürecini tamamlamış durumdayız. Bizim için milletin hamaset duygularını şaha kaldıracak ilave etkinliklere belki de ihtiyaç yok. Ama yaşadığı dönemde hiçbir karşılık beklemeden hayatını hiçe sayarak kahramanlık destanları yazan çılgın Türkleri unutacak mıyız? Hayır...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Belki de ilerki dönemlerde günümüzün çılgın Türklerini kaleme alacak, filmlerini çekecek birileri çıkar da bu konu da sahipsiz kalmaz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt; Bugün size Mahmut Şahin binbaşıyı anlatayım. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Elazığ ile Bingöl ilini ayıran en belirgin hat Akdağlar’ın zirve hattından geçen çizgidir. Akdağlar kuzeyde Murat Nehri kıyısından başlayarak güneye doğru Diyarbakır’a kadar upuzun bir Çin seddini andırır. Üzerlerinde minik minik onlarca göl ve belki de dünyanın en yaşlı meşe ağaçlarını barındırır. Adı gibi zirveleri yaz-kış karlarla kaplıdır. Hele bazı yerlerinde yüzlerce yıl öncesinden oluşmuş buzullar ve buzulların karaya dönüştüğü noktalarda açan kardelenleri ve anemonları ben ilk defa canlı olarak buralarda gördüm.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Müthiş keskinlikteki zirvesine profesyonel dağcıların bile zorlukla çıktığı düşünülürse askerlerin silah ve teçhizatları ile operasyon için bu zirvelere çıkmasındaki zorluğu hayal bile edemezsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;1994 yılının Ocak ayında da kış bütün haşmeti ve acımasızlığıyla bu dağlarda hüküm sürüyordu. Bir gün önceden Palu ilçesinin Burgudere bölgesinden yaya olarak intikale başlayan askerler gecenin sabaha kavuştuğu saatlerde Akdağların zirvelerine yerleşmişlerdi. Havanın ayazının insanın kemiklerine kadar işlediği bu dağlarda tüm askerler operasyonun bir an evvel başlayıp, arazide gizlenmiş teröristlerin bulunmasını arzuluyordu. Herkes elleri tetikte beklerken, Tabur Komutanı Jandarma Binbaşı Mahmut Şahin memleketi Yozgat’ın Çayıralan’ını düşünüyor; buraların kendi memleketinin soğuğunu aratmayacağını düşünüyordu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;İlk defa bir operasyona çıkarken sırtının bu kadar ağrıdığını ve bunun da iyiye işaret olmadığını biliyordu. Ne zaman sırtı ağrısa o operasyon da mutlaka bir çatışma çıkardı. Operasyona çıkarken de bölük komutanlarını yanına çağırarak:”Bu sefer daha dikkatli olmaları gerektiğini, daha geçenlerde Bolu Komando’nun bu bölgede iki defa arka arkaya çatışmaya girdiğini, kendilerinin de kesinlikle çatışmaya gireceğini, bu nedenle her zamankinden daha dikkatli davranmaları gerektiğini” hatırlatmıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Sabah alacakaranlık başlangıcıyla timleri Bingöl’ün Suveren köyü istikametinde yayılarak Akdağların zirvesinden aşağıya Ayı ormanlarına doğru inmeye başladılar. İnmeye başladılar da ne kelime; buzuldan dolayı ayaklarını basacakları düzgün bir yer bulamadıkları için iki yüz metrelik buzulun üzerine sırt çantaları ile oturup, aşağıya kadar elleri tetikte rasgele kayıyorlardı. Ayı Ormanlarının devasa meşeliklerinin önündeki geniş düzlüğe kayarak inen her komando hemen bir mevzi bulup yerleşiyor, arkasından gelen arkadaşının emniyetini alıyordu. Tabur sağ salim inerek Ayı Ormanlarını arayacak şekilde yerleşti. Timler birer birer sıçrayarak dev ağaçların arasından ormanın içlerine doğru emniyetli bir şekilde girmeye başladılar. Komandolar her köşeyi her ağaç altını dikkatlice arayarak akşama doğru Hore Deresine doğru yöneldiler. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Hava sıkıntılı neredeyse yağdı yağacak durumdaydı. Hore deresi Ayı Ormanlarının çıkışında Murat nehrine doğru akan cılız bir dereydi. Derenin her iki tarafındaki sırt hatlarına geldiklerinde Mahmut Binbaşı birliklerine:”Ayı Ormanları gibi tehlikeli bir bölgeden geçmelerine rağmen Hore deresinde de hassas olmalarını, derenin sırt hatlarındaki yabani meşelerin içerisinde de teröristlerin sığınaklarının olabileceğini” telsizle ikaz etti. Arama yaparak dere hattında aşağıya doğru 200metrelik bir rakımı da indiler. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Mahmut Binbaşı yanındakilere sırt ağrılarının belki de başka bir sağlık sorunundan olabileceğini, boşuna evham ettiğini söyledi. Kendi kendine de; belki, evvelki gün kas erimesi rahatsızlığı olan oğlu Ozan’ın kaslarına iki saat boyunca durmaksızın masaj yapmasından dolayı sırtının ağrımış olabileceğini telkin etti. Yıllardır büyük oğlunun daha uzun ve daha sağlıklı yaşayabilmesi için her gün, ama istisnasız her gün en az iki saat ellerine ve ayaklarına masaj yaptığını, onun yaşıtları gibi yürüyerek okula gidip gelebilmesi için ömrünün geri kalanını tereddütsüz verebileceğini düşündü. İlk çocuğunun böyle bir rahatsızlığı olması O’nun hayata bakışını tamamen değiştirmişti. İkinci çocuğu sağlıklıydı. Ama üçüncüsü aynı ağbisinin rahatsızlığına benzer emareler O’nda da çıkmaya başlamıştı. Mahmut Binbaşı bunları yaşamasına rağmen umudunu hiç kaybetmemiş, kas erimesi olan iki çocuğu için hayata tutunma mecburiyetinde hissetmişti kendini. Ama bunları çevresindeki kimseyle paylaşmıyordu. Askerleri O’nu sert ve disiplinli bir asker, görevine bağlı bir komutan olarak tanıyordu. Ne de olsa komutanlar dertlerini kimseyle paylaşmayan birer supermendirler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Bu düşünceler içerisinde neredeyse arazi taramasının dörtte üçlük kısmını bitirmiş ve bazı timler Murat Nehrine paralel uzanan Elazığ-Tatvan demiryoluna inmişlerdi. Mahmut Binbaşı habercisi Ahmet’le geride kalmıştı. Ne de olsa 20 yaşındaki genç askerleri ile kondisyon yönünden boy ölçüşemezdi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Kafasından bunlar geçerken, bir anda nereden geldiği belli olmayan silah sesi Hore Dersinin sıtlarında yankılandı. Kendinden 10 metre geriden gelen habercisi bacaklarından aldığı mermi yaraları ile yere düşmüş, yakınındaki yabani bir meşenin altına doğru kollarıyla sürünmeye çalışıyordu. Binbaşı hemen silahını doğrultarak ateşin geldiğini tahmin ettiği bölgeye birkaç el ateş etti. Ateş etmesi ile birlikte teröristler tarafından kendi üzerine yoğun bir ateş açıldı. Teröristler büyük ihtimalle kendilerinin fark etmediği çok iyi kamufle edilmiş bir sığınaktan çıkarak aşağıya doğru ateş açıyorlardı. Mahmut Binbaşı kendini hemen bir mevziye attı. Ama habercisi hala teröristlerin yoğun ateşi altındaydı. Bekleyemezdi...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt; Aynı anda aşağıya inmiş olan timler toparlanarak tekarar geriye doğru tırmanmaya başladılar. Ancak onların üzerine de yoğun ateş açılmıştı. Mahmut Binbaşı bekleyemezdi. Beklemeye kalktığı taktirde teröristler habercisine doğru yaklaşıp şehit edebilirlerdi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Yoğun mermi sağanağı altına mevzisinden fırladı. Ateş ederek habercisinin sığındığı meşenin dibine geldi. Nefes nefese beklemeden cebindeki bot bağını çıkardı. Habercisinin her iki bacağına kanamayı durdurmak için turnike yaptı. Sonra belindeki palaskasını çıkardı ve genişletti. Habersisini sırtına alıp palaska ile kendi vücuduna bağladı. Dere yatağından aşağıya doğru habercisi sırtında sürünerek ilerlemeye başladı. Üç metrelik bir açık kısımdan karşıya geçtiği taktirde hem kendisi hem de habercisi kurtulacaktı. Açık alanın başına geldi, nefeslendi. Bütün gücüyle sürünerek karşıya geçmeye çalıştı. Olmadı. Yapamadı. Hazır bekleyen çakalların namluları üzerine kilitlenmişti. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Takvimler 1994 yılının Ocak ayının 11’ini, saatler ise akşam 17’yi gösteriyordu. Zaman durdu. Hayat durdu. Gökyüzünü kapatan kara bulutların arasından bunların vücutlarının düştüğü toprağa doğru ışıktan bir el uzandı ve bunları yukarıya çekti. Bunu gören askerler ömürleri boyunca bunu kimseye anlatamadılar. Hoş, anlatsalar da kimse inanmazdı. Streten derlerdi. Korkudan derlerdi. Yalnız bu ışığı görenler onların hala aramızda yaşadığına inanıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;Şehitlerimize yapılan otopside Binbaşı Mahmut Şahin’in vücudunda 9, habercisi komando er Ahmet Nalçacı’nın vücudunda 11 mermi yarası olduğu tespit edildi...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 0);"&gt;O akşam Mahmut Şahin Binbaşının evinde olmak ister miydiniz? Ya eşi Emine Hanım’la, çocukları Ozan, Ceren ve Cemre’nin yerinde olmak ister miydiniz? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--fonto:Verdana--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;!--/fonto--&gt;İstemessiniz. Ama yolunuz Ankara’da Cebeci şehitliği önünden geçerken “Şu Çılgın Türk“ Mahmut Şahin Binbaşı’nın mezarına uğrayıp bir Fatiha okuyabilirsiniz...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Sedat Onar / FikrimYok.Com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="tid-span-35955"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a id="tid-link-35955" href="http://www.fikrimyok.com/Mahmut-Sahin-Binbasinin-Sehadeti-t35955.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 27.01.2008, 18:19. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Mahmut Şahin Binbaşı’nın Şehadeti&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-5140239839503126358?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/5140239839503126358'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/5140239839503126358'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_05_01_archive.html#5140239839503126358' title='Mahmut Şahin Binbaşı’nın Şehadeti'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-3515195110230667292</id><published>2008-05-23T10:53:00.000-07:00</published><updated>2008-05-23T11:08:25.206-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şehit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mahmut Şahin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ozan Şahin'/><title type='text'>Bir Şehit Oğlu’nun İlk Gecesi</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;“Size, 1993 yılından bu yana içimde yanan Volkandan bahsedeyim…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Ben o zamanlar, 10 yaşındaydım. Babam, Bingöl’de ortak bir operasyona katılmak için görevlendirilmişti. O zaman, babam Elazığ Jandarma Komando Taburu’nun Tabur Komutanıydı. Hatırladığım kadarıyla dört günlük bir operasyona gitmişti… Taburda asker abilerimden çok az kişi görevli olarak kalmış, taburun tamamına yakını operasyona gitmişti... O gün hava bulanık, yağmurlu bir hava görünümündeydi…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Akşam 19:00’a kadar taburda kaldım... Vakit geçmek bilmiyor, operasyondan bir türlü haber gelmiyordu... Ama benim içimde tarifi anlatılmaz ve çok farklı bir sıkıntı vardı. Bu sıkıntıyı içimde taşıyarak 19:15 civarı eve döndüm... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Akşam yemeğimi yeni yemiştik ki, birkaç dakika sonra karşı komşumuz ve oğlu bize oturmaya geldiler... Ardından birer birer, diğer rütbeli eşleri de bizim eve gelmeye başladılar. Bu gayet normal bir şeydi. Çünkü lojmandaki subay aileleri her zaman bir araya gelir, dayanışma içinde sohbetlerini ederler ve birbirlerine destek olurlardı... Ben de yine öyle bir toplanma olduğunu düşünerek içeride arkadaşım ile sohbet ediyordum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Gece 20:00-20:30 arası annemin bağırmasını duydum... Dürüst olmak gerekirse, yaşlı ve hasta olan anneannemi kaybettiğimizi ve annemin 0’nun haberini aldığını zannettim...Ben inanılmaz bir şok içindeydim… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Çünkü benim bildiğim babam, yılların askeriydi ve 20 yıllık subay kolay kolay ölemezdi...Ama diğer yandan da kafamda ve yüreğimde fırtınalar kopuyordu... Annem odama gelerek, “Oğlum, baban öldü” dedi ve ağlayarak bana sarıldı...Ben hala, ölümü babama konduramıyor, bir türlü inanmak istemiyordum. Annemi teselli etmeye çalışıyor, operasyon bölgesinden haber alınamadığını tekrar tekrar anlatmaya çalışıyordum. Ama annem beni dinlemiyor, sürekli feryat figan ediyordu...O sırada kız ve erkek kardeşimi diğer bir subay eşi olan komşumuz yanlarına alarak evlerine götürdü. O zaman kardeşlerimin birisi 5 birisi henüz 7 yaşındaydı…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;O ara lojmandaki evimizde inanılmaz bir telefon trafiği yaşanıyordu.. Bütün gece dua ederek: “Allah"tan babamın tekrar sağ salim evimize dönmesini diledim...” Henüz doymamıştım babamın kokusuna…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Güneş doğmuştu, çok yorgun ve harap bir şekilde yatağıma uzanmış vaziyetteydim. Sabah 9:302da babamın İl Jandarma Komutanlığında görevli olan devresi bir binbaşı odama geldi... Karşıma oturarak hatırımı sordu...Hiç bir cevap vermedim. Vermeye güç bulamadım dudaklarımda...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Ve derin bir nefes alarak, binbaşıya şu soruyu sordum: “babam şehit mi oldu ?”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;“Evet, oğlum” dedi...Hiç konuşmadan, 15 dk. boyunca sürekli tavana baktım... Saat 11:00 civarı evimize bir hoca gelerek Kuran’dan ayetler okumaya başladı. . Daha sonra babamın naaşının Elazığ Askeri Hastanesine geldiği söylendi bize… Hastaneye doğru hareket ettik. Babamı son bir defa olsun görmek istedim... Morgda cansız yatıyordu.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Görünce “Baba” diye, bir çığlık attım.. 11:30"da Alaya hareket ederek, babamın Elazığ’dan uğurlanma merasimine katıldım. Babam ve Maraş’lı olan askeri Ahmet NALÇACI aynı operasyonda şehit düşmüşlerdi...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Elimde bir TÜRK bayrağı, önümde ay yıldızlı bayrağa sarılı iki tane tabut. Birinde babam, diğerinde hayatının baharında vatan için canını veren bir abim yatıyordu…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Merasim kıtası babamın askerlerinden seçilmişti... Hepsi beni çok yakından tanıdıkları ve sevdikleri için sessizce bana bakıyorlardı... Ben de onlara donuk gözlerle karşılık veriyordum. Sonra, yavaş yavaş yürüyerek alayın dışına çıktık.. Babamın ve askerinin bayrağa sarılı naaşını iki ayrı araca koydular... Askerinin bayrağa sarılı naşını aynı araba ile memleketi olan Kahramanmaraş’a gönderdiler... Biz de başka bir konvoy ile Elazığ Havalimanına doğru hareket ettik...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;O sırada önümüzde yol almakta olan merasim kıtasının otobüsünün arka camı bana bakan askerlerle doluydu.. Camda boşluk göremezdiniz... Biz havaalanına giderken, karşı yönden bizim Tabura ait Land –Rover marka araçlar operasyondan dönüyorlardı.. Ve ben içimde tarif edilemeyecek duygularla o araçların geçişini seyrediyordum…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Havaalanında bizi bir askeri nakliye uçağı bekliyordu. Önce, babamın bayrağa sarılı naaşını uçağa aldılar.. Ardından annem, kardeşlerim, amcam ve ben uçağa bindik... Annem aldığı ilaçların etkisi ile yarı aygın yarı baygın bir vaziyette oturuyordu...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Havalanmadan önce uçuş personeli yanımıza gelerek tek tek başsağlığı dilediler.. Babaannem, büyükbabam, halalarım ve diğer amcalarımla beraber Ankara’ya doğru uçuşa geçtik...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Ankara’ya vardıktan sonra biz subay olan amcamın evine gittik...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;O geceyi amcamın evinde feryat figan bir şekilde geçirdik. Gecenin geç saatlerine kadar en küçüğünden en büyüğüne kadar gelen subay ve eş dostun sayısını hatırlayamıyorum bile... Ertesi gün öğle namazını müteakiben babamı Cebeci Şehitliğine defnettik. O günlerde üç ay boyunca amcamın yanında kaldık. Gidip gelen rütbeli subayların ardı arkası kesilmiyor, her gelen bir vaatte bulunuyor ve bir daha gelmiyordu.. Daha sonraları bu durum sadece telefon aramalarıyla sınırlanmaya başladı...Verilen vaatler unutulmuş ne hakkımız olan lojman ayarlanmış, ne de öğretmen olan annemin Ankara da bir okula tayini yapılmıştı...Yaşadığımız bu gibi tatsız olaylardan sonra içimde olan okuma şevki de kırılmıştı...Lise tahsilinden sonra yaklaşık yedi sene kendi odamda kendime ait küçük bir dünya kurdum.. Şu an kaybettiğim yedi senenin ve gidemediğim okulumun hesabını kimden soracağı mı merak ediyorum?..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Babamın şehit olması ve yaşadığımız bu gibi olaylardan sonra annem yaşıtlarına göre çok yıpranmış ve erken yaşlanmış; kardeşlerimse babamı benim anlattığım babamla ilgili olaylar ve hatıralarda kalan fotoğraflardan tanımaya başlamıştı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Her ne kadar bizimle ilgilenilmese de kimseye kırılmadım, darılmadım, küsmedim..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;“Bir şehit çocuğu olmaktan büyük 0nur duyuyorum... Bir Atatürk milliyetçisi olarak babamın Türk tarihine geçen aziz şehitlerimizden biri olması bulunduğum her ortamda alnım ak başım dik bir şekilde ve gururlu bir biçimde davranmamı sağlıyor…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Ozan, şu an Ankara-Bilkent'teki Türk Silahlı Kuvvetleri Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde kalıyor. Ankaralı olup da, buraya yolu düşenler sadece bir merhaba demek için bile yanına uğrarsa, Ozan’a moral olur…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sedat Onar / FikrimYok.Com&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-3515195110230667292?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3515195110230667292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3515195110230667292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_05_01_archive.html#3515195110230667292' title='Bir Şehit Oğlu’nun İlk Gecesi'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-6859190217280177349</id><published>2008-05-23T06:54:00.000-07:00</published><updated>2008-05-23T11:10:37.192-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Denemeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sıradışı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Altan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sıradan'/><title type='text'>Ahmet Altan | Sıradan Bir Kadın</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Sıra dışı kadınları hemen fark edersiniz, onları sıradan ayıran ayıran özellikleri, zekâları, güzellikleri, isyankârlıkları, bilgileri, yetenekleri derhal dikkatinizi çeker e onlar kendilerini sıra dışı yapan özellikleriyle hemen genel bir tanımın içine girerler: Zeki kadın, güzel kadın, yetenekli kadın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve çoğunlukla sıra dışı kadınlar birbiren benzerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel kadınlar diğer güzel kadınlarla, yetenekli kadınlar diğer yetenekli kadınlarla, zeki kadınlar diğer zeki kadınlarla aşağı yukarı ortak özelliklere sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin dikkatleri bu sıra dışı kadınlara yöneldiğinden onlar hakkında çokkonuşulmuş, çok yazılmış, çok düşünülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarla ilgili çok bilgi vardır hafızamızda. tanınması ve anlaşılması en zor gözüken kadınlar, çok fazla merak uyandırdıklarından ve çok incelendiklerinden çabuk tanınır olmuşturdır, duygusal radarlarınız onları hemen saptar, koordinatlarlarını belirler ve onları bir yere yerleştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden de birçok filmde ve romanda 'tehlikeli' kadınlar olarak gösterilen kadınlar aslında tehlikeli değildirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok karmaşık bir bilgisayara benzerler, ama (prospektüsleri' çok ayrıntılı yazıldığından tuşlarının nerelerde olduğunu rahat bulursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ya sıradan kadınlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte onlar başka bir cinstir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi birbirine benzer görünüşte; dikkati çekmezler, kimse onlarla fazla ilgilenmemiş, kimse onları tanımaya uğraşmamıştır, haklarında bilgi çok azdır. Çok kalabalıktırlar ve büyük kalabalığın tanınmayan ve bilinmeyen bir parçası olmanın yarattığı karanlığın arkasında hepsi kendine has ayrı bir kişilik geliştirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta aradıkları tatmini kendilerinde bulamamışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi güzellikleriyle, kendi yetenekleriyle, kendi zekalarıyla tatmin olmamışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar tatmini yaşamın içinde ararlar ve sıra dışı kadınlara kıyasla çok daha fazla yaşam oburudurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradan kadınların hepsine aynı anda baktığınızda bir sığlık görürsünüz, dikkati çekecek bir derinlik yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama onlarla tek tek ilgilenirseniz, mucizelerle karşılaşırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En azgınca sevişenler onların arasından çıkar; en beklenmedik ihanetlerin tadını çıkaranlar, gizli kalacağına emin olduklarında şehvete kendilerini en rahat bırakanlar onlardır; ögkelerini cinayete kadar vardıracak gözü karalık onlardadır; ruhlarını en zor onlar ele verir. En masum duranından ansızın en şuh kahkahayı duyarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşkudan en uzak gözükeninin hayatını büyüteç altına aldığınızda karanlık boşluklara rastlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerle gizli gizli en fazla alay edenler onlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra dışı kadınlar erkekleri genellikle bir 'rakip' gibi gördükleri halde, onlar erkekleri zavallı bir 'av' gibi görürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerle dövüşmezler o yüzden, kendi tuzaklarını kurup sessizce bekleyerek avlarlar onları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra dışı bir kadın bir erkeğe aşık olmadan önce onu yüzlerce 'savaş'tan geçirdiği, zekasını, yeteneğini, bilgisini çeşitli 'muharebelerle' sınadığı halde sıradan bir kadın öyle sessiz ve masum durur. Sonra birden bir volkan gibi infilak ederek aşık oluverir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocalarında şehvet eksikliğini affetseler de 'aşıklarında' şehvet eksikliğini asla affetmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradışı kadınlar büyük gemiler gibi kendi hayatlarının akıntısı içinde zor ve uzun manevralar yaparken, sıradan kadınlar küçük gemiler gibi kolay manevralarla ve süratle bulurlar yollarını.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Devam İçin FikrimYok.Com'u Ziyaret Ediniz..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;span style="line-height: 100%;font-size:14;" &gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;span style="line-height: 100%;font-size:14;" &gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;Ahmet Altan | Sıradan Bir Kadın&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;span style="line-height: 100%;font-size:14;" &gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;Kaynak: Kristal Denizlatı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;span style="line-height: 100%;font-size:14;" &gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;span style="line-height: 100%;font-size:14;" &gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;!--colorc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/colorc--&gt;&lt;!--sizec--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/sizec--&gt;&lt;!--fontc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/fontc--&gt;&lt;!--coloro:#2f4f4f--&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;!--/coloro--&gt;&lt;b&gt;FikrimYok © Denemeler&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-6859190217280177349?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/6859190217280177349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/6859190217280177349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_05_01_archive.html#6859190217280177349' title='Ahmet Altan | Sıradan Bir Kadın'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-5988331593262635234</id><published>2008-05-23T06:38:00.000-07:00</published><updated>2008-05-23T11:11:24.317-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mutsuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Altan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Balzac'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dev'/><title type='text'>Ahmet Altan | Mutsuz Dev</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Onun için 'yeryüzünde Tanrı'dan sonra en çok insan yaratmış kudret' derler; gerçekten de, onun romanlarında yaratmış olduğu insanları, fedakarı, nankörü, hırslısı, hesaplısı, aşığı, köylüsü, şehirlisi, tüccarı, fahişesi, noteri, kadını, erkeği ile canlandırıp br yere toplasanız, adıyla anılacak bir kasabayı doldurabilecek kadar insan çıkar ortaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O insanları, ihtirasla, hatta intihar eder gibi, yazdıkları kalabalıklaştıkça kendisi eksilerek yarattı, onları sevdi; her romanını yazarken, gerçek dünyadan bütünüyle kopup kendi romanında yaşadı, romanlarının hayattan daha gerçek olduğuna inandı; bir keresinde odasına giren yardımcısı onun ağladığını görmüştü, anlatılanlara göre.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;- Neden ağlıyorsunuz Mösyö Balzac, diye sormuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balzac, "O öldü" diye hıçkırmıştı. Yardımcısı bir ölüme üzülerek, kimin öldüğünü sormuştu bu kez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölenin Balzac'ın yazdığı son kahramanlardan biri olduğu anlaşılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ama onu siz yazdınız Mösyö Balzac.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ne fark eder, o öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kahramanlarının ölümüne ağlayan, yeryüzü tarihinin bu en muhteşem insanı, bir yapım hatası sayılabilecek kadar büyük bir yaratma gücüne ve Tanrı'nın acıklı bir şakası sayılabilecek kadar çelişkiye sahipti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanla zenginleşmiş bir köylünün oğlu olduğu için hep utanmış, bu utancı neredeyse ruhsal bir hastalığa dönüşmüş, kendisini de kendi roman kahramanlarından biri gibi yeniden şekillendirecbileceğine inanarak, kendine bir yalan geçmiş yaratmış, adına soyluların kullandığı 'de' ekini eklemiş, köylülüğünü saklayabilmek için dünyanın en pahalı, en rüküş elbiselerini giyip altın düğmeler taktırmış, gümüş saplı bastonlar kullanmış, en büyük arabaları ısmarlamış ve soylu görünmek için harcadığı her acıklı çabayla meslektaşlarının ve soyluların alay konusu olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şişman ve biçimsiz bedeni, tombul yüzüyle bir köy muhtarına benzeyen bu inanılmaz yazarın, o garip bedeninin içinde taşıdığı olağanüstü beynin ışıltıları sayfalarında parladıkça, hakkında duyulan kıskançlıklar ve onu hedefleyen alaylar artmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarlık dünyasının en ulaşılmaz zirvelerinden biri olan bu tuhaf adam, ne gariptir ki, bütün gençliği boyunca yazarlığı küçümsemişti.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;O, zengi olmak, soylu olmak, itibarlı olmak istiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı boyunca üçünü de elde edemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençliğinde, içinden taşan yaratma gücünü, bugün bile izini kimsenin süremediği ucuz romanları takma isimlerle yazarak savurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdıklarına önem veriyor, para kazanmak için uğraşıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ticaret, onun için, yazarlıktan daha çekici gözüküyordu, kazanacağı paralarla kendine yeni bir kimlik alacak, utandığı geçmişten kurtulacaktı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşin tuhafı, o müthiş dehası, para kazanılacak sahaları keşfetmekte de ortaya çıkıyordu; para kazanmak için seçtiği alanlar her zaman doğruydu, ama onun para kazanma yeteneği yoktu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;b&gt;Devamı İçin FikrimYok.Com'u Ziyaret Ediniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43410"&gt;&lt;a id="tid-link-43410" href="http://www.fikrimyok.com/Ahmet-Altan-Mutsuz-Dev-t43410.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 13.05.2008, 21:16"&gt;Ahmet Altan | Mutsuz Dev&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43410"&gt;Neden ağlıyorsunuz Mösyö Balzac, diye sormuştu..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;!--coloro:#2f4f4f--&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;!--/coloro--&gt;&lt;b&gt;&lt;!--fonto:Georgia--&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;!--/fonto--&gt;&lt;!--sizeo:3--&gt;&lt;span style="line-height: 100%;font-size:12;" &gt;&lt;!--/sizeo--&gt;Ahmet Altan | Mutsuz Dev&lt;!--sizec--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/sizec--&gt;&lt;!--fontc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/fontc--&gt;&lt;/b&gt;&lt;!--colorc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/colorc--&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--coloro:#2f4f4f--&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;!--/coloro--&gt;&lt;b&gt;&lt;!--fonto:Georgia--&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;!--/fonto--&gt;&lt;!--sizeo:3--&gt;&lt;span style="line-height: 100%;font-size:12;" &gt;&lt;!--/sizeo--&gt;Kaynak: Kristal Denizlatı&lt;!--sizec--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/sizec--&gt;&lt;!--fontc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/fontc--&gt;&lt;/b&gt;&lt;!--colorc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/colorc--&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--coloro:#2f4f4f--&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;!--/coloro--&gt;&lt;b&gt;FikrimYok © Denemeler&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-5988331593262635234?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/5988331593262635234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/5988331593262635234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_05_01_archive.html#5988331593262635234' title='Ahmet Altan | Mutsuz Dev'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-5775043819663898268</id><published>2008-05-23T06:24:00.000-07:00</published><updated>2008-05-23T11:12:08.830-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Günlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Andre Gide'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Andre Gide | Günlük</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;span style="line-height: 100%;font-size:14;" &gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;!--colorc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/colorc--&gt;&lt;!--sizec--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/sizec--&gt;&lt;!--fontc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/fontc--&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ömrüm beklemekle geçiyor. Hiç bir şeye başlamaya cesaret edemiyorum. Bütün vaktimi Allain'e vermek isterken: iki hafta sonra ne iyi çalışacağım! diye, tekrarlaya tekrarlaya, cesaretim azalmaya başlıyor. Eserle savaş halinde geçen o uzun günler yok mu! Bunun hayali eni durmadan takip etmekte ve şimdiki çalışmama zarar vermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafam eserimle dolu; eser, kafamın içinde çırpınmakta; ne okuyabiliyor, ne de yazabiliyorum; durmadan kitapla gözlerim arasına girmektedir. Dayanılmaz bir zihin tasası oldu. Bazan öfkeye kapılıyorum; her şeyi hemen yüzüstü bırakmak, derslerden vazgeçmek; sevmak, "bir kule içinde imiş gibi" kendi içime kapanmak ve hayal ettiğimi gerçekleştirmeye çalışmak istiyorum.. Fakat bun da, ancak bilmediğim ve denemediğim bir iklimde yapabilirim. Duyularım şaşırıp kalmalı; aksi takdirde yine herkesin saplandığı çukurlara düşecek, yeniden eski hatıraların hayaline dalacağım. süreceğim hayat benim için bir yenilik olmalı ve etrafımda hiçbir şey, bana, dünyada daha başka şeyler bulunduğunu hatırlatmamalı. Her şeyden sıyrılarak çalışmak vehimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat nerede? Özlediğim bu hücre, Causses'larda mı? Dauphine'de mi? Paris'te keşfettiğim küçük odayı da düşünüyorum; fakat orası gürültülü, işlek yerlere pek yakın. Sonra orada tanınmadan yaşamak mümkün değil; zihnim çok kaygılı olacak... Başka bir çare buluncaya kadar belki bir hafta Mortefontaine'de kalabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek olan bir şey vasa, o da, on iki veya on dört güne kadar, bütün dersleri bırakacağım, bütün engelleri kıracağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi zihnim o kadar gergin ki, kendi üstüne yıkılmasından, çökmesinden korkuyorum, hem de tam o...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;18 Mart 1890&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Andre Gide'in Günlüğü / Seçmeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;FikrimYok © Dünya Edebiyatı&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-5775043819663898268?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/5775043819663898268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/5775043819663898268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_05_01_archive.html#5775043819663898268' title='Andre Gide | Günlük'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-1890517106983808735</id><published>2008-05-23T06:18:00.000-07:00</published><updated>2008-05-23T11:12:53.921-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Galeri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Koleksiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atatürk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fotoğraf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='FikrimYok'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 102);font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ATATÜRK RESİMLERİ KOLEKSİYONU&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=si&amp;amp;img=5024"&gt;&lt;img src="http://www.fikrimyok.com/galeri/tn_gallery_4_193_157203.jpg" class="galattach" alt="tn_gallery_4_193_157203.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=si&amp;amp;img=5022"&gt;&lt;img src="http://www.fikrimyok.com/galeri/tn_gallery_4_193_93828.jpg" class="galattach" alt="tn_gallery_4_193_93828.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=si&amp;amp;img=5009"&gt;&lt;img src="http://www.fikrimyok.com/galeri/tn_gallery_4_193_94375.jpg" class="galattach" alt="tn_gallery_4_193_94375.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=si&amp;amp;img=5019"&gt;&lt;img src="http://www.fikrimyok.com/galeri/tn_gallery_4_193_139549.jpg" class="galattach" alt="tn_gallery_4_193_139549.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Daha fazlası için &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;FikrimYok Resim Sanat Galerisini Ziyaret Ediniz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-1890517106983808735?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/1890517106983808735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/1890517106983808735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_05_01_archive.html#1890517106983808735' title=''/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-7635929834104342808</id><published>2008-05-23T06:16:00.000-07:00</published><updated>2008-05-23T11:15:29.592-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Terör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vizyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PKK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Politika'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lider'/><title type='text'>Vizyon Sahibi Lidere İhtiyacımız Var</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;"&gt;&lt;span style="line-height: 100%;font-size:14;" &gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;!--colorc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/colorc--&gt;&lt;!--sizec--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/sizec--&gt;&lt;!--fontc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--/fontc--&gt;&lt;/b&gt;Devletin her tarafı kıpır kıpır oynamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet bir konuda karar verdi mi, o karaların takipçisi ve uygulayıcısı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Devlet bir konuda politika belirlerken; ele aldığı konuyu enine boyuna düşünür, devletin bekası ve geleceğini göz önüne alarak politikasını oluşturur. Özellikle devletler, geleceklerini ipotek altına alacak politikaları belirlerken acele kararlar vermez. Vermiş ise, kısa vadede iş işten geçmeden ve testi kırılmadan politikasında değişiklikler yaparak ilerideki çok keskin politika değişiklikleri ile toplumun hayal kırıklıklarına uğramasını engeller. Buna vizyon sahibi olmak denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu özellik her politikacıda bulunmaz. Vizyon sahibi ve ileriyi gören politikacıların olduğu toplumlarda sorunların aşılması daha kolay ve toplumu germeden olur. Siyaset adamları sorunları yıllar öncesinden çözmeye başlamış olduğu için, toplumda yeni sorunları çözmeye zaman ve enerji kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bırakın belli bir vizyona dayalı politikaları, Türkiye’nin günü kurtarmaya yönelik kıraathane politikalarından öteye gidemeyen bir siyaset anlayışı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık olarak 200 yıldır Türkiye’nin enerjisini soğuran bir sorunumuz ve daha ismini bile koyamadığımız 200 yaşında bir çocuğumuz var da ondan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet büyüklerimizin bundan 30 yıl önce “Geri Kalmışlık Sorunu”, 20 yıl önce “Güneydoğu Sorunu”, 10 yıl önce “Terör Sorunu”, 4 yıldan bu yana da “Kürt Sorunu” adını koydukları bir sorunumuza hala kesin bir ad koyamadıkları için halen sorunun çözümüne yönelik bir tedavi de uygulayamadılar. Doktor eğer bir hastanın hastalığına yanlış teşhis koyarsa elbette tedavisi de yanlış yapılır. Bunun için vizyon sahibi politikacılar da bu sorunu tedavi edemiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi devamlı Genel Cerrah durumundaki Türk Silahlı Kuvvetlerine düşüyor. Cerrah da nasıl yaparsa öyle yapıyor. Neşterle iltihaplı bölgedeki cerahati akıtıyor. Bir daha ki apseye kadar durum idare ediliyor. Askerler; sorunu öncelikli bir “Güvenlik Sorunu” olarak, daha sonra ise “Kürt Sorunu” algıladıklarını gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence de sorun iki farklı yaklaşımla izah edilmeye başlandığında bu iki tanımla açıklanabilecek nitelikte. Elbette asker sorunu öncelikle güvenlik sorunu olarak görüyor. Zira, Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak parçaları üzerinde hala elinde silahla dolaşan yasadışı unsurlar varsa, sorunun güvenlik sorunu olarak tanımlanması çok doğaldır. Bu eli silahlı unsurların ortadan kaldırılması ile gerçek ve ölümcül asıl sorun ortaya çıkıyor: “Kürt Sorunu”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın, Allah aşkına.. Bunu ben demiyorum. Yıllar boyunca terörle mücadeleye komuta etmiş emekli Komutanlarımız diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikret Bila’nın “Komutanlar Cephesi” isimli kitabında Komutanlarımızın hemfikir oldukları yegane konu, tehdit önceliklerinin sıralaması. Bütün komutanlarımız ülkemize yönelik tehditleri öncelik sırasına göre şu şekilde sıralıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzey Irak’da Bağımsız bir Kürt Devleti’nin kurulması: Kurulacak bir Kürt Devletinin bölgede etrafı düşmanlarla çevrilmiş ikinci bir İsrail olacağı, bu nedenle yüzyıllarca sürecek bölgesel bir sorunu başlatacağı ve bu ülkenin kısa vadede ABD’nin müttefiki olarak görülse bile uzun vadede ABD’nin kolaylıkla gözden çıkaracağı bir ülke konumunda olacağı belirtiliyor. Ancak, asıl önemlisi ise; zamanla bu Kürt Devletinin Türkiye’deki Kürtler açısından bir cazibe merkezi haline geleceği, dolayısıyla Türkiye’deki Kürtlerin uzun vadede de olsa Türkiye’den ayrılacağı endişesi dile getiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kerkük’ün Statüsü: Kuzey Irak Kürt Yönetiminin, Kerkük’ün nüfusunu Kürtler lehine bozacak şekilde diğer bölgelerde yaşayan Kürtleri uzun süreden bu yana Kerkük’e yerleştirmesinden dolayı yapılacak bir referandum sağlıklı olmayacak ve Barzani’nin isteği doğrultusunda sonuçlanacaktır. Eline Kerkük petrolleri gibi önemli bir maddi güç geçen Kuzey Irak’taki Kürt Yönetimi, bölgede Türkiye’ye karşı bir cepheleşmenin fitilini ateşleyecektir. Bu da Türkiye’nin güney sınırını ve demografik yapısını bozacak nitelikte gelişmelere neden olacağı belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK Tehdidi: Türkiye’nin Güneydoğusunda bir güvenlik ve istikrarsızlık sorunu olarak görüldüğü belirtilerek; PKK’nın siyasallaşmasının silahlı tehdidinden daha yıkıcı olduğu vurgulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komutanlarımız geçmişte Türk Devletinin yapmış olduğu kısmi hataların sorunun çözümsüzlüğünde önemli rol oynadığını, devletin bu sorunu devamlı askeri güçle çözmeye çalıştığını ve bu nedenle bu güne gelindiğini belirtiyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yazımızın girişinde; bir devlet vizyon sahibi politikacılarla gelecekte karşılaşma riski olan sorunlarını yıllar öncesinden çözerek, gelecekteki enerjisini toplumun refahı ve gelişimine harcar demiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh, şimdi ne oldu? Türkiye başladığı noktaya mı dönecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzey Irak’daki Kürtler daha rahat bir devlet kursunlar diye 1991 yılındaki Körfez Savaşı sırasında 36ncı paralelin kuzeyi Saddam’a yasak bölge ilan edilmemiş miydi? O zamanlar Kuzey Irak’da bir Kürt Devleti kurulmaya başlandığını görmek için illaki uydu gözlemleri mi gerekiyordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamlar bağıra çağıra bir Kürt Devleti kurdular ve kurarlarken de Türkiye’ye bacaklarını tutturdular...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş işten geçmek üzere... Burada kurulacak bir devletin Türkiye’de nelere yol açabileceğini sağduyulu herkesin görmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Artık vizyon sahibi olma zamanı gelmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Böyle giderse sadece Kerkük’ü değil, daha önemli varlıklarımızı kaybedeceğiz. Artık geleceği gören etkili bir lider artık sorumluluğu omuzlarına almalıdır..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="tid-span-42316"&gt;&lt;a id="tid-link-42316" href="http://www.fikrimyok.com/Vizyon-Sahibi-Lidere-ihtiyacimiz-Var-t42316.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 16.04.2008, 12:48. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Vizyon Sahibi Lidere İhtiyacımız Var&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-42316"&gt;Sedat Onar&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-7635929834104342808?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/7635929834104342808'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/7635929834104342808'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_05_01_archive.html#7635929834104342808' title='Vizyon Sahibi Lidere İhtiyacımız Var'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-3928709765325044388</id><published>2008-05-23T06:09:00.000-07:00</published><updated>2008-05-23T11:16:43.520-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Potamya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gençlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Er'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şehit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hristiyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AKP'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türban'/><title type='text'>Türk Gençliği ve Diğer Gençlik</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:12;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:12;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;Sayın RTE, Eskişehir'de Partisinin Gençlik Kurulu Toplantısında "Türkiye Cumhuriyetinde bazı şeylerin değiştiğini, halkın oylarının artık egemen olduğunu" buyurmuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu laf çok önemli... Neyi işaret ediyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1."Değiştim" lafının doğru olmadığını.&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu belli, başkenti belli, dili belli, kanunları belli, halkı belli.&lt;br /&gt;Geçmişte iktidar olanlar, seçilenler başka halkın oylarıyla mı seçildiler? Onlarınki oy değil mi?&lt;br /&gt;Ne değişti sayın RTE?&lt;br /&gt;Şunu söylemeye çalışıyor:&lt;br /&gt;Geçmişten beri hep ayaklanmalarla, ihanetlerle yapılan ama her defasında bastırılan ATATÜRK ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ karşıtlığı artık yeterli çoğunluğa ulaştı...&lt;br /&gt;Artık bu hareket engellenemiyecek kadar güçlendi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. AKP kurucuları ve ona destek çıkan gazeteci, yazar, akademisyen, patronların kimliğini:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dengir Mir Fırat: Şeyh Sait'in torunu&lt;br /&gt;Cüneyt Zapsu : Milli Mücadele karşıtı Kürt Cemiyeti kurucusu Abdurrahman Zapsu'nun torunu&lt;br /&gt;Taha Akyol : Milli Şehit Kemal Bey'i astıran Çorum Müftüsü'nün torunu&lt;br /&gt;Bülent Arınç : Kubilay'ı şehit eden tarikat şeyhinin torunu&lt;br /&gt;Nazlı Ilıcak : 1960 da ceza alan DP ileri gelenlerinden birinin kızı&lt;br /&gt;Abdulkadir Aksu : Babaannesinin adı "Hançik adlı bir Ermeni" olan eski bir T.C. Valisi&lt;br /&gt;Beşir Atalay : İrticacılıktan Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğünden alınan kişi&lt;br /&gt;Abdullah Gül : Eşi türban yüzünden T.C. Devletini Avrupa'ya şikayet eden kişi&lt;br /&gt;RTE : Atatürk zamanında Şapka devrimine isyan eden "POTEMYA" denilen bugünkü Güneysu'dan, Gürcistan Başkanına ben de "Gürcüyüm" diyen kişi...&lt;br /&gt;Bu listeye daha bilmediğim bir sürü AKP milletvekili, kurucusu, yandaşı, destekleyecisini ekleyebiliriz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bunların dedeleri, anne-babaları kendilerini şöyle mi yetiştirdiler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Oğlum/kızım, Atatürk ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti senin için canını, kanını vereceğin bir devlettir,&lt;br /&gt;Atatürk'e, onun ilkelerine, inkilaplarına sahip çık!, bu devlete belki deden isyan etti ama sen bağlı kal!"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hukukta bir kural vardır : "Eşyanın tabiatına aykırı olmak"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda T.C.Devletini yöneten bazı kişiler bu ve benzeri bir şekilde Atatürk'e,Türkiye Cumhuriyeti'ne isyan eden, başkaldıran, karşı çıkan kişilerin oğlu, kızı, torunu, akrabası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların "Değiştik" diyerek, Atatürk'ü sevmeleri,T.C.Devletine "gönülden" bağlı olmaları&lt;br /&gt;"eşyanın tabiatına aykırıdır".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ABD, AB kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD: Dünyayı yönetmeye çalışan,kendi halkının 8 ve 12 silindirli araçlarına, ulusal aşırı tüketimine petrol bulmak için para yerine sahip olduğu askeri gücü kullanarak petrole sahip ülkeleri zorla işgal eden,etmeyi planlayan (İran gibi), kendi ulusal çıkarlarına uygun hükümetleri "turuncu" devrimlerle,parayla,&lt;br /&gt;"dinleyerek", tehdit ederek geçmişin "emperyalist" ülkelerinin modern zaman imparatorluğunu kurmaya çalışan, "HAÇLI" seferlerini yeniden yapan imparator olduğunu zanneden en az Hitler kadar akıl sağlığı bozuk diktatörün ülkesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB: Geçmişi,emperyalist amaçlarla ülkeleri işgal eden,zenginliklerini sömüren, halkını köleleştiren, gerektiğinde soykırım yapan ülkelerin (Belçika, Hollanda, Almanya, Fransa, İspanya, Portekiz, Danimarka gibi..), eski güçlerini kaybedince ortak çıkarları için bir araya gelerek tekrar dünya üzerinde "GÜÇ" olmak için birleştikleri, şimdilik "ekonomik" zamanı ve yeri gelince "askeri" "HRİSTİYAN BİRLİĞİ"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarını "Türkler geliyor çabuk uyu, seni Türklere veririm" diye korkutan insanların torunları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların torunları mı Türkleri sevecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu saydıklarım "Eşyanın tabiatına aykırıdır"&lt;br /&gt;İster Darwin'in kitaplarına, ister Freud'un kitaplarına bakın, ister Cüceloğlu'nun, yüzyıllardır yerleşmiş olan düşmanlık tohumları öyle bir-iki nesilde değişmez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümanlar ve Hristiyanlar arasındaki çekişmenin bitmesi için daha çok uzun yılların geçmesi veya birinin ötekine galip gelmesi gerekmektedir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümanlar ve Hristiyanların dünya üzerinde barış içinde yaşadıkları tek dönem Osmanlı dönemidir.&lt;br /&gt;Ki bu da gene Hristiyan devletlerin bu azınlıkları kışkırmaları, onların "hamisi" olarak Osmanlı'ya müdahale etmeleri yüzünden sona ermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün dünya üzerinde savaş olan, anlaşmazlık olan her yerde "DİN" vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık açık başlatacakları sefer için "Bu bir Haçlı seferidir" diyen Bush'a baksınlar,&lt;br /&gt;Afganistan, Irak gibi Müslüman ülkeleri işgal eden Hristiyan ülkelere baksınlar,&lt;br /&gt;Türkiye'yi bölünmüş gösteren ABD haritalarına baksınlar,&lt;br /&gt;Tarihte Haçlıların geçtikleri yerdeki Müslüman halklara neler yaptıklarına ve halen Irak'ta neler yaptıklarına baksınlar,&lt;br /&gt;Bir de Haçlı seferlerinin hepsine kendini siper eden, onlara karşı en fazla ŞEHİT veren, onları bozan TÜRKLERE baksınlar,&lt;br /&gt;TÜRKLERİN, Haçlıları durdurmasıyla varlıklarını bugünlere taşıyan  ve İSLAMI yayan Müslüman halklara baksınlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amaçlarına böylece Bütün bunları unutan veya bilmeyen,ABD ve AB paralarıyla öğrenmesi engellenen,AB ve ABD'ninbilerek veya bilmeyerek hizmet eden bütün "MÜSLÜMAN DİN KARDEŞLERİME" hatırlatırım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KENDİNİ TÜRK OLARAK TANIMLAYAN HERKESE KUTLU OLSUN.&lt;br /&gt;NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19.05.2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         &lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43657"&gt;&lt;a id="tid-link-43657" href="http://www.fikrimyok.com/Turk-Gencligi-ve-Diger-Genclik-t43657.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 19.05.2008, 13:41. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Türk Gençliği ve Diğer Gençlik&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43657"&gt;Ahmet Er&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-3928709765325044388?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3928709765325044388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3928709765325044388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_05_01_archive.html#3928709765325044388' title='Türk Gençliği ve Diğer Gençlik'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-8037453032342654174</id><published>2008-05-23T06:07:00.000-07:00</published><updated>2008-05-23T11:17:48.989-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hesaplaşma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vatan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Terör'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erdal Sarızeybek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PKK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öcalan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kürtçe'/><title type='text'>BU HESAP KİMİN</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir kızgınlık seli alıp götürüyor beni. Anlatamıyorum. İçimde bir öfke var, kime, niye, bilmiyorum. Belki bir aldatılmışlık duygusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz hiç sevdiniz mi? Peki ya aldatıldınız mı hiç? Hesabını sordunuz mu? İçiniz rahat yani öyle mi? Benim değil, içim rahat değil. Ben de sevdim ama aldatıldım. Belki de içimdeki öfke bundan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimine göre, 1987-2001 arasında PKK katillerinin eylemleri sonucu; 5.040 şehit, 3.664’ü asker, 1.177’si korucu, 199’u ise polis. Bu eylemlerde 4.466 vatandaş hayatını kaybetmiş. Yine aynı dönemde, 11.037 asker yaralanmış, 5.474 vatandaş. Bu ne demek bilir misiniz? İstiklal Savaşında bu kadar şehit vermedik! İnönü savaşlarında toplam şehidimiz 1.588, Sakarya’da 3.280, Büyük Taarruz’da 2.542!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamıyorum gökyüzü niye ağlamıyor? Şimşekler niye çakmıyor? Niye yıldırımlar, kasırgalar yok? Bize ne oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;96 öğretmenimiz şehit olmuş. PKK denen katiller 508 çocuk öldürmüş, 519 kadın. Bir o kadar da yaralı. 305 cami ve PTT binası ile 241 okul tahrip edilmiş, 1.124 iş makinesi yakılmış. Terörün ilk hedefi insan olmuş. Sonra inanç yeri. Sonraki ise halkla devlet arasındaki irtibat. Bizde rakamların dili yok, konuşmuyor. İnanın bana bu sayılar az. Terörün bize verdirdiği kayıplar bunun çok üzerinde. Gerçek rakamları bir ortaya koyabilsek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;760 Bixi makineli tüfek ele geçmiş teröristlerden. Yanında 507.030 adet mermi. Sadece bu mu? 54 uçaksavar ile 176.771 adet mermisi, 151 havan, 1.559 roketatar, 46 bombaatar, 341 Kannas Keskin Nişancı Tüfeği ve 11.000 mayın. Sizce bir ordu donatmak için yeter mi bunca silah, bunca cephane!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsterseniz önce şu silahlara bir bakalım, sonra teröristi konuşalım. Silah demek para demek ve de uluslararası kaçakçılık demek, nasıl oluyor bu iş, nerden geliyor bu para? Öyle ya, siz ben gitsek, bize kim verecek bunca silahı, bunca cephaneyi. Peki ya para?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın katil Öcalan, yakalandıktan sonra alınan ifadesinde ne diyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Avrupa’dan yılda 30 milyon mark aidat toplanıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gruplar gümrük adı altında kaçakçılar ve tüccarlardan para topluyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zagros ( Şemdinli Üçgeni) kendini finanse ediyor. Gümrük vergisi alınıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesten gücüne göre bağış veya vergi adı altında para toplanıyor... ’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölücü başı Abdullah Öcalan ne zaman yakalandı? 16 Şubat 1999’da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yıl kaç? 2006.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç yıl geçmiş aradan? Yedi yıl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişen ne? Değişen hiç!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmralı’da yatan katilin yedi yıl önce dediği gibi, bugün de İran ve Irak sınırında kaçakçılardan gümrük adı altında para toplanıyor. Avrupa’daki işçilerimizden haraç alınıyor. Silah kaçakçılığı devam ediyor. Halktan bağış diye zorla para alınıyor ve PKK uyuşturucu kaçakçılığını organize ediyor. Nasıl olur bu, diyorsunuz içinizden benim gibi. Ama dediğinizle kalıyorsunuz. Oluyor işte bunlar! Nasıl mı? Bir Milletvekilimize kulak verelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Hüseyin Çelik (Van). Yer Türkiye Büyük Millet Meclisi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Değerli milletvekilleri, hayvan girişleri, başta Şemdinli, Yüksekova ve Başkale olmak üzere tüm İran ve Irak sınırları boyunca olmaktadır. Biraz önce de belirttiğim gibi, İran, Afganistan, Hindistan, Pakistan gibi ülkelerin hastalıklı hayvanları, İran ve Iraklı tüccarlar tarafından sınırlarımıza getirilmekte ve bazı Türk vatandaşları tarafından burada satın alınmaktadır. Bu hayvanlar yurda girişte, sınırlarımızın karşı tarafında PKK’nın üç beş kişiden oluşan gümrük merkezlerinden geçmekte, bu geçişte de PKK’ya, hayvan başına ödenen fiyatın yüzde 10-15’i oranında bir para ödenmektedir. Bu yolla, PKK’nın, sırf geçen yıl topladığı para mevcudu 30 trilyon lirayı aşmıştır. Özellikle, bölücü örgütün son yıllardaki finans kaynağı hayvan kaçakçılığıdır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyor ki bu milletin vekili, sizi şehit eden mermilerin, silahların nasıl ve nereden alındığını biliyoruz, biliyoruz kaçakçılık ne demek, terör ne demek! Peki, soru şu o zaman; biliyorsunuz madem, neden önlemiyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldatılmışlıktan doğan bir öfkeyle sizin de kızdığınızı biliyorum. Zaten bu aldatılmışlık duygusu insana kitap yazdırıyor sayfalar dolusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine kesin olmayan rakamlara göre, 1987-2001 yılları arasında teröristlerle güvenlik kuvvetleri arasında çıkan silahlı çatışmada; 23.473 terörist ölü, 3.196’sı ise sağ olarak ele geçirilmiş, 2.381 terörist teslim olmuş. Yaralı olarak ele geçenlerle bu rakam 29.671’e ulaşıyor. Büyük bir rakam bu, çok da önemli. Soru şu: Kim bu 29.671 kişi? Irak’tan mı geldi, yoksa İran’dan mı? Hayır! Saymayın üçü beşi, bunların hepsi içimizden çıktı. Nasıl mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terörist demek kaçak, kaçak para demek diyorum ama anlatamıyorum ki! Bakın, aynı milletvekilimiz ne diyor: “Değerli milletvekilleri, terörde 30 000–35 000 insanımız kaybedilmiştir. Maddi kayıp, doğrudan harcanan paralar ve dolayısıyla kaybettiklerimizle beraber tahminen 200 milyar dolardır. 200 milyar dolar, 300 katrilyon Türk Lirası eder ve bugüne kadar ölü veya sağ olarak ele geçirilmiş, bertaraf edilmiş, pasifize edilmiş PKK’lı sayısı 29 000-30 000 civarındadır. Bu hesabı özellikle iyi dinlemenizi istirham ediyorum. 30 000 PKK’lı ölü veya sağ bertaraf edilmiştir ve 300 katrilyon Türk Lirası harcanmıştır. 1 PKK’lının bertaraf edilmesinin devlete maliyeti 10 trilyon Türk Lirasıdır. 10 trilyon Türk Lirasıyla bir PKK’lı bertaraf edilmiştir!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüyor musunuz; bizim ülkemizde bir terörist 10 Trilyon ediyormuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, biz gelelim şu otuz bin teröriste. Herhalde bunların hepsinin aynı gün terörist olduğunu düşünmüyorsunuz, değil mi? Öyleyse yıllara bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgüt ne zaman kuruldu? 1978.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hâlâ katılımların devam ettiği yıl? 2006.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O halde diyelim bunlar tam 30.000 olsun. Aradan geçen yıl sayısı 30. Demek ki her yıl 1.000 kişi katılmış örgüte. Eh, bu sonuç normal! Sonra hepsine de katılım demeyelim; bunun içinde cebren kaçırılanı var çocuk yaşta, kandırılanı var cahil, iş bulma umuduyla gideni var. Bunları düşerseniz karşımıza taş çatlasa bin kişi çıkar. Kemikleşmiş kadro bu! Belki çoğunu da tanıyoruz. İstiklal marşını söylemeyen kim? Şehitlerimiz için saygı duruşunda bulunmayan kim? Demek ki onca yıl, şu bin kişiyle baş edememişiz biz! Yazık, yazık geri dönmemecesine giden binlerce cana, ardından ağlayan çaresiz canana, bize yazık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi soracaksınız, bu kadar kişi nasıl kandırıldı, nasıl kaçırıldı? Göçleri unutmayınız, işsizliği, eğitimsizliği, aşireti. Bir de bunlara seçtiklerimiz ve onların atadığını ekleyin yani otorite kaybeden yöneticilerimizi, saygınlığını ve de halkın güvenini yitiren devletin adamını. Eh! Bu sonuç da normal! Hâlâ Türk bayrağının dalgalandığına şükredelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi diyelim, dış güçler, destek, para, kaçakçılık! Adı ne olursa olsun, onlar harıl harıl çalışırken devletin istihbarat güçleri ne yapmış, bir de ona bakalım. İstihbarat bu, oyun değil, istendiğinde uçan kuş bile bülbül olup şakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten ne olup bittiğini bilemedik mi? Bildik de söylemedik mi yoksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl 1992. Yer Şemdinli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenlik güçlerindeki silahlar: G-3 Piyade Tüfeği, MG-3 Otomatik Tüfek, 89 mm. Roketatar ve tabanca, esas itibariyle bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teröristlerdeki silahlar: Kaleşnikov Piyade Tüfeği, Bixi Otomatik Tüfek, RPG-7 Roketatar, Kannas Keskin Nişancı Tüfeği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılaştıralım ikisini, terörist ağır basar. Doğru değilse söylediğim, teröristlerin yıllar önce kullandığı silahları biz şimdi niye satın alıyoruz ki? 89 mm.lik roketatarımız yok artık. Kullanmıyoruz, ya hurdaya gitti ya da depoya. Yerine RPG-7 var. Yani teröristlerin roketi! 92’den sonra bolca Kannas aldık, Çin’den Rusya’dan, Bixi ile beraber. Bunlar da teröristlerin kullandığı silahlar. Biraz garip değil mi? Üstelik acı. Bir yandan terörist hep bir adım ilerde, diğer yandan hep aynı yerlerden alışveriş yapıyoruz. Merak ediyorum inanın, ölürken kimler seyrediyordu bizi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstihbaratımız niye farkına varmadı bilmem ki? Hadi silahı geçtim, ya sayılar? 92’de binlerce teröristin Irak kuzeyinde toplandığını, karakollara baskın yapacağını niye haber alamadık ki? Bir garip binbaşının gördüğünü, istihbaratımız görmedi mi sizce? Yani, kargayı biz mi besledik! Saddam güneye çekildikten sonra, PKK’nın buraya yerleştiğinden, silah ve cephane temin ettiğinden, Hakurk denen kampa binleri topladığından gerçekten haberimiz olmadı mı dersiniz? 92 Ekim harekâtı sonrasında, PKK’nın dağılma sürecine girdiğinden, terör belasından neredeyse kurtulma noktasına geldiğimizden gerçekten haberimiz olmadı mı? Ta başından beri Suriye’nin, Körfez Harekâtı sonrası Irak’ın ve İran’ın, yine ta başından beri Avrupalı, Amerikalı dostlarımızın PKK denen acımasız katillere destek verdiğinden sizce gerçekten haberimiz olmadı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman tekrar sorayım size, sizce ihanet nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;94’te Şemdinli’den dönüp Ankara’ya geldik. İnanın artık bu acıların bittiğini sandık, bu oyunun bittiğini düşündük. Ama nerde! İki yıl da Ankara’da geçti ömürden şehit dolu, gözyaşı, acı ve öfke dolu. Derken Paris’e geldik. Gurbetçiler sardı dört bir yanımızı. Onlar da çaresiz Van gibi, Hakkâri gibi. Sanır mısınız terörist yalnız doğuda, bir de bakın Avrupa’ya! Şu ekmek parası yok mu ekmek parası, alın teri! Nasıl seyredilir bu oyun? Kim göz yumar bu katillere, bağlasın haraca kimsesiz gurbetçimizi? Gurbetçi deyip geçmeyin, aslında büyük güç. Ne demek üç milyon, dört milyon Türk, Avrupa’nın göbeğinde! Ama siz bilmezseniz gücünüzü, güç ne yapsın sizin için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlarımız anlattı: İran, dini rejimini ülkemize ihraç etmek istiyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaplar yazdık: Ülkemizin doğusunda Ermeni oyunu var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Planlar yaptık: Yunan bizim ezeli düşmanımız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda el birliğiyle karar verdik: Ne Avrupa ne Amerika, kimse Orta Doğuda güçlü bir Türk devleti istemiyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi doğru. Hepsi doğru da, böyle hayati hassasiyetleri olan bir ülke bizim gibi yapar mı? Hudutlarımız açık, gelen geçiyor, giden geçiyor. Asker hududu koruyamaz, etten duvar örmekle hudut korunur mu hiç! Hududu korumak sistem işi! Uluslararası kaçakçılık boyutunda da haklı bir şöhret kazandık. Başkale’ye gelen her memura açık teklif: bir kilo toz, bir otoboz! Bu ne demek, bir kilo eroini İstanbul’a götürürsen, gittiğin araç senindir demek! Sadece uyuşturucu olsa iyi. Aklınıza ne gelirse Van ve Hakkâri’den geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçak, terörü finanse etti, sormadılar mı hiç, nereden gelir bu kara para diye? Aldattılar bizi, inanın aldattılar, masum bir genç kız temizliğinde sundular bize kaçağı, bilemedik, ne kaçağı ne de kaçakçıyı. Bize ekmek parası dediler, kandık. Kaçağın terörü finanse ettiğini, ama gerçek anlamda terörü beslediğini biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, kaçaktan alınan her yeni liranın bize mermi olarak döndüğünü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçağa bulaşanların terörü yarattığını?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya teröristle kaçakçının hudutta buluştuğunu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya kaçakla mücadele edenin karakolunun basıldığını?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;91’de onca terörist, niye Feyzullah’ın Samanlı Karakolu’na saldırdı dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya Alan? Bir kaçak kervanını yerle bir ettiği günün ertesinde niye saldırıya uğradı acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katil Öcalan niye, “Yüksekova ve Başkale bizim için önemlidir” diyor? Biliyorsunuz demek! Ya da bilmiyordunuz öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, her gün yapılan şehit törenlerinin anlamı neydi? Hiç aklınıza gelmedi değil mi sormak: Bunca şehit niye? Hani analar ağlamayacaktı artık? Her şehidin her damla kanının hesabı sorulacaktı? Allah Aşkına söyleyiniz, son yirmi yılda ne yaptınız hududu korumak, kaçağı önlemek, teröre son vermek, gözyaşını dindirmek için? İran hududu mazot taşıyan katırlardan, uyuşturucu taşıyan atlardan ve geçen koyunlardan görünmez oldu, sanki serbest bölge!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağda teröristle mücadele ettiniz öyle mi? Siz her giden teröristin yerine yenisinin geleceğini bilmiyordunuz yani? Yapmayın Allah aşkına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bize diyeceksiniz ki, şehitler ölmez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, siz değil miydiniz ütülü ve koyu renk elbiselerinizle şehit törenlerine gelen ve de giden! Sormadınız mı hiç kendinize bu şehit neden şehit! Biz biliriz sizi, başka ne söyleyebilirsiniz ki! Güzelim çiçek bile solar sizin yanınızda. Öldüremeyeceğiniz tek şey kaldı, o da şehit! Her gün al bayrağa sarılı tabutları kara toprağa gömüyoruz, gün geçmiyor şehit haberi almadan. Çanakkale olsaydı, biz de derdik aynısını. Biz herkesten önce bağırırdık Sakarya olsaydı. Kıbrıs olsaydı zaten bizi tutamazdınız. İlk ateşte şehit oldu! Kim, bizim canımız. Kimin ateşi? Nerde yetişiyor bu terörist? Doğuran ana kim? Yapmayın Allah Aşkına! Bu bir aldatmaca! Bu bir çaresizlik! Bu bir yoksulluk. Bu şehit kanıyla oynanan bir oyun! Onun için diyorum Şehitler ölüyor, Aşkın Astsubay, Aktütün’de bir tepenin adı oldu gitti yiğidim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladım, siz bize diyeceksiniz ki; vatan bölünmez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz değil misiniz Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eşbaşkanı? Masa üzerinde haritaların nasıl çizilmiş olduğunu da mı görmediniz? Kaybettiğiniz otoriteyi katillerin nasıl ele geçirdiği de görmüyorsunuz değil mi? Göz göre göre vatanı bölüyorsunuz siz, sanıyorsunuz biz anlamayız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yokluktan Türkçe öğrenememiş halkımıza Kürtçe öğretmeye kalkmak, Türk olan bir millete, Kürtlük de var demek, Türklüğü aşağılamak, ne demek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya adına demokrasi deyip devleti ayağa düşürmenize ne demeli? Kapalı kapılarınız bile kalmadı, söküp attınız bir bir! Sahi siz, devlet nedir, bilir miydiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladım, şimdi siz bize diyeceksiniz ki; kahrolsun PKK!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hâlâ görmüyor musunuz değil mi, PKK kahrolmuyor. PKK mafya oldu artık haraç alıyor zorla. PKK ağa oldu artık hem de kaçak! Siz dediniz değil mi, gel masaya oturalım diye? Kime? Şimdi bir umut da verdiniz! Sahi siz terör nedir bilir misiniz? Ateş yakmadı değil mi sizi hiç! Ateş hiç size düşmedi değil mi? Siz ateşin yaktığını nerden bileceksiniz ki, düşmediyse bağrınıza hiç!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorarım size, sizce devlet nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet, koyunla kuzunun yaylada otlaması demektir. Gece korkusuzca uyumak, sabah yeni güne başlamanın mutluluğunu hissetmek, devlet demektir. Şemdinli’nin Konur köyünde buz gibi ayranı subaşında içmek, Van’ın Gürpınar ilçesi Oğuldamı köyünde tereyağında kırmızı benekli alabalığı yemek, Çatak Yukarı Narlıca’da Uzuntekne’nin otunu kesmek devlet demektir. Hele bir de ay yıldızlı bayrağın gölgesinde yarım saat kestirebiliyorsanız, İstiklal Marşını duyduğunuzda yüreğiniz kıpır kıpır oluyorsa, Barzani’nin adamlarını görebiliyorsanız uzun kuyruklar altında Türk kimliği alabilmek için, işte o zaman devletin tadına doyum olmaz. Devlet demek güç demektir, otorite demektir. Huzur ve güvenlik demek, insanın insanca yaşaması demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konur’da Kerem gece uyuyamaz terör belasından, ama siz rahat rahat uyursunuz. Oğuldamı köyünde tereyağlı alabalığı teröristler yer ancak. Köyler boştur, köylü çaresiz. Ama siz kırmızı benekli alabalık nedir bilmezsiniz ki! Özgürlüktür o özgürlük! Elinden aldığınız kuzuların özgürlüğü! Siz ot nedir onu anlamazsınız, ama Uzuntekne’nin otu demek hayat demektir koyunlar için, bilmezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay yıldızlı bayrağın gölgesinde uyumak demek; yattığınız yer vatan, siz de evladısınız demektir! Ama siz o bayrağı şehit törenleri için yapılmış sandığınız için, vatan ve evlat size yabancı gelir. İstiklal Marşını bile törenler için sanırsınız değil mi! O bağımsızlığımızın sembolüdür. O sembolü yere atanlara müdahale etmez ve adına demokratikleşme dersiniz! Demokrasiyi de bilmezsiniz siz! Halkın özgür iradesidir o! Barzani kalkar bizim halkımıza Kürt kimliği verir, ama siz, Türk kimliğinin bizim asil kimliğimiz olduğunu da bilmezsiniz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz size devlet otorite demektir dedik, ama anlayamadınız. Artık otorite doğuda devlet değil, yok artık. Çünkü siz devlet değilsiniz! Asıl mesele burada zaten; biz sizin devlet olmadığınızı biliriz de doğuda yaşayan halkımız bilmez, sizi hâlâ devlet sanır. PKK otorite olmuş, her kaçak patikasında gümrük alır, halk sanır bunlar otorite olmuş devlet yerine! Hesabı vermemiz gereken de bu zaten; kuzular terk etti yaylaları birtakım silahlı adamlar korkusundan, halkımız sanıyor devletin gücü yetmiyor! Olur mu hiç! Bu Türk devleti! Gücünün yetmeyeceği bir tehdit olur mu hiç! Bunu halkımıza nasıl anlatmalı? Devlet bizim. Devlet güçlü. Devlet her karış toprağında otorite ama lafla olsaydı bu iş, sizin gibi yapardık! Biz biliriz lafla yürümeyeceğini peynir yüklü geminin! İnanın biz biliriz, devlet siz değilsiniz! Bilmeseydik eğer dayanır mıydık bunca acıya hiç!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teröristten vazgeçtik. Bulursak çaresini insanı insanca yaşatmanın, onlar kolay. Kaçaktan vazgeçtik; hudut da bizim, kaçak da bizim, bulursak çaresini insanı insanca yaşatmanın, bu da kolay. Peki ya devletim deyip güven verdiğimiz insanlar ne olacak? Onlar devlete inandı; koyunlarını sattı, kuzularını sattı, bal yapan arılardan vazgeçtiler. İnandılar devlet var diye yanlarında. Onlar ne olacak? Koyun zaten İran’dan gelir kaçak, Irak’tan gelir kaçak. Bal da gelir kaçak. Peki, halkımız ne olacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ya koyundan vazgeçtik, kuzudan da. Canımızdan da vazgeçtik diyelim hep şehit olalım, peki devlet ne olacak? Devlet olmadan halk olur mu hiç! Devleti devlet yapan halk, halkı halk yapacak olan devlet! Ama son yirmi yıldır devlete güvenen kaldı çaresiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van’da caddeden geçerken geçici köy korucularına ne derler bilir misiniz: Çaş! Çaş! Ne demek bilir misiniz? Onlar buna katlanır, onlar sineye çeker. Niye? Çünkü devlete güvendiler. Bilirler insan ölür devlet ölmez! Bilirler koyun da ölür kuzu da ama devlet ölmez! İnanın bana, o insanlar hâlâ bayrağına, toprağına, vatanına bağlı ise eğer, sadece devlet için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayranlı’dan Felemez’e bir yakından bakın! Yiğit delikanlı. Bildiğimiz Anadolu yiğidi. Gevaruk’da kuzularını otlatırdı, kendi özgür, kuzular özgür. Önce kardeşini öldürdüler, Ferzende’yi. Sonra kuzularını aldılar birer birer dayanamadı. Herki aşiretinin büyüğü Sabri Ağa’ya bir bakın! Babayiğit adamdı bir zamanlar, yanında devlet vardı. Çocuklarını öldürdü teröristler, yolunu kestiler. Dayanamadı. Koruyamadık. Şimdi görseniz bir yaşlı, bir ihtiyar dersiniz. Değil! Yiğitliği yapan yürek geçen yıllar değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK kol geziyor, bizim ayran içtiğimiz yerde. Barzani almış başını gidiyor. Diyor; devlet öldü, çaresine bakın başınızın çare bende! Ama onlar hâlâ bir ümit taşıyor; bu devlet öyle büyük ki onlar için, kolay kolay ölmez. Doğru da söylerler. Ama insan gördüğüne inanıyor, işittiğine değil. Göstermek gerek devletin ölmediğini. Devlet demek umut demek! Devlet demek güven demek! Devlet demek insan demek! Anlatmalı devleti, umutları yok etmemek gerek. Umut da giderse ne yapsın Kerem, ne yapsın Fatih!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gencecik kaymakamlarımız fırsat kolluyorlar halka hizmet edebilmek için. Devletin var olduğunu halka anlatmak için çabalıyor ama çaresiz! Doğu oldu sürgün yeri, “İki yıl bitir gel” diyorlar sanki. Olur mu hiç! Kim kuracak kooperatifleri, bal yapan, kilim yapan, ceviz yapan? Kim çıkaracak karanlıktan aydınlığa halkımızı? Ya öğretmenlerimiz? Ordumuz vatanın her karış toprağında hazır, milletinin emrinde! Neden başlatmazsınız bir seferberlik, eğitim için, üretim için, imar için kısacası halka hizmet için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz kaçağı anladık, para ve pul. Biz anladık kaçağı; terör ve terörist. Hudut deyince durmalı, başlı başına bir sorun o. Bilirim onun da elbet buluruz çaresini. Ermenistan’ın ülkemiz üzerinde oyunları varmış. Olacak elbet, Ermeni bu! Rusya, Amerika, Yunanistan gizli emeller beslermiş, hepsi kolay! Biz devletiz! Problem İran’da, İran’da ama bunu nasıl anlatmalı ki? Desem ki, biz İran’la dindaşız, yetmez. O Müslüman, biz Müslüman, aynı ezanı dinleyip, aynı sala ile mezara gideriz. Desem de anlamı yok, toprağa da gitsek ayrı ayrı gideriz. Ama bir türlü bunu anlayamayız, o İran, biz Türkiye’yiz. Sanırsınız İran, güçlü Türkiye ister? İstemez. Siz olsanız, yanınızdaki komşunun, varlığınıza tehdit olabilecek bir komşunun sizden güçlü olmasını ister misiniz? Bir de yanınızda petrol olsa, dünyanın gözlediği? Mesele bu işte! İşin garibi İran terörü besler, İran Türkiye aleyhine ne olsa yapar, üstelik nükleer güç olma yolunda ilerler, biz garip, biz biçare sadece seyrederiz! Bu biz miyiz? Bu duruma düşen biz miyiz? Hayır! Bu biz değiliz, ama bizi bu hale getirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizce kader mi bu? Hayır! Türklüğün kaderi bu değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyorlar ki milyonlar, hem de çok milyonlar açlık sınırında, yoksulluk sınırında. Diyorlar ki huzur yok, mutluluk yok, güven yok. Diyorlar ki eğitim, öğretim, sağlık yok. İşsizlik almış başını gidiyor sanki tazı. Bunu diyen biziz başkası değil! Buna karşılık siz diyorsunuz ki, sorun kimlik sorunu! Siz diyorsunuz, türban takmadığımız için bunlar başımıza geldi! Siz diyorsunuz ki, laik yaşam yaşam değil, ondan bunlar! Allah aşkına siz kimi kandırıyorsunuz! Bakıyoruz, ama görmüyoruz öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet bizim, bizim saygımız devlete!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öl dediniz öldük, sizin için değil devlet için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sık dediniz kemerleri sıktık, sizin için değil devlet için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne oldu sonunda? Gördük ki, biz devleti düşünürken, siz sizi düşünüyormuşsunuz meğer! Hesap bu! Bizim derdimiz başka, sizin derdiniz başka. Ondan anlaşmak zor oluyor zaten siz başka, biz başka!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamıyorum, biz kimden ve neden medet umacağız?&lt;br /&gt;İran mı bize yardım edecek? Hayır!&lt;br /&gt;Yunanistan Avrupa Birliğine girmemizi mi sağlayacak? Hayır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika mı kapıda bizi destekleyecek? Hayır!&lt;br /&gt;Yoksa İsrail’e mi kaldık? Hayır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman özümüze dönelim ve bize bizden başka kimsenin yardım etmeyeceğini anlayalım artık! Biz gücü halkımızda arayalım, başkasında değil! Bize ne olursa, bizden olur bilelim, başkasından değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğimizi ferah tutalım; hudutlar korunur, kaçak da önlenir, terör de önlenir terörist de. Yüreğimizi ferah tutalım; açlıkla, işsizlikle de baş ederiz. Ama eğer ki halkı anlamazsak, halkın yanında olmazsak, uzaktaki köy bizim köyümüz demezsek, Kerem’e sırt çevirir, ne olur ki bundan, kara kuru bir Kerem işte der ve ondaki yüreği görmezsek, bu can bizim can giden de gelen de bizim demezsek, işte o zaman korkalım. O zaman uyumayalım, korkulu rüya görmemek için! Hem de hiç uyumayalım, emin olmadığımız bir yarına başlamamak için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşler iyi gitmiyor, bilirim. Doğru bu, işler hiç iyi gitmiyor. Ama inanın endişelenecek bir şey yok! Biz ne zorluklar yaşamadık mı? Bunu da hallederiz inanın, hiç endişe etmeyin. Hem de hiç!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim asıl merak ettiğim hesap, bu hesap kimin?&lt;br /&gt;Beni asıl düşündüren, hesabı kim isteyecek ve bu hesabı kim verecek?&lt;br /&gt;Bana inanın, düşündüğüm tek şey bu, hesabı kim soracak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanın, bende kalan son şey bildiğim, bu hesap bizim hesap ama soracak kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--coloro:#2f4f4f--&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;!--/coloro--&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Erdal Sarızeybek / HESAPLAŞMA KİTABINDAN BİR ALINTI.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;     &lt;span id="tid-span-43584"&gt;&lt;a id="tid-link-43584" href="http://www.fikrimyok.com/Bu-Hesap-Kimin-t43584.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 17.05.2008, 23:32. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Bu Hesap Kimin?&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-43584"&gt;SORULMADAN BU HESAP KAPANMAZ!&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(47, 79, 79);"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-8037453032342654174?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/8037453032342654174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/8037453032342654174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_05_01_archive.html#8037453032342654174' title='BU HESAP KİMİN'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-3920176981170650263</id><published>2008-02-29T09:14:00.001-08:00</published><updated>2008-05-23T11:19:18.368-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şemdinli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çözüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Belgesel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehmetçik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erdal Sarızeybek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sorun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PKK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güvenlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Barzani'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Operasyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><title type='text'>FikrimYok © |  Dikkat Çekici Başlıklar</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:180%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mutlaka İzleyiniz!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;&lt;a id="tid-link-39594" href="http://www.fikrimyok.com/Erdal-Sarizeybek-Fatih-Altayli-ile-Teke-t39594.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: Dün, 19:43. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Erdal Sarızeybek - Fatih Altaylı İle Teke Tek Programında &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);font-size:130%;" &gt;Takip Edilmesi  Gereken Diğer Başlıklar:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;color:maroon;"   &gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;ul style="text-align: justify;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span id="tid-span-30704"&gt;&lt;a id="tid-link-30704" href="http://www.fikrimyok.com/Erdal-Sarizeybek-t30704.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 24.11.2007, 18:03. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Erdal Sarızeybek&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;ul style="text-align: justify;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span id="tid-span-30666"&gt;&lt;a id="tid-link-30666" href="http://www.fikrimyok.com/Erdal-Sarizeybek-ihaneti-Siz-de-Gordun-t30666.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 24.11.2007, 13:40. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Erdal Sarızeybek | İhaneti Siz de Gördünüz mü?&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul style="text-align: justify;"&gt;&lt;li&gt;  &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Orgutun-Para-Kasasi-ve-Diger-Carpici-Gercekler-t32350.html"&gt;PKK'nın Yeni Lideri Barzani! | ABD'nin Son Tezgahı&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul style="text-align: justify;"&gt;&lt;li&gt;  &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/-ve-350emdinli-Bizimdir-Ba-ve-351kas-ve-305n-ve-305n-De-ve-287il-ve-33-t31713.html"&gt;Şemdinli Bizimdir, Başkasının Değil!&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;     &lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span id="tid-span-30869"&gt;&lt;a id="tid-link-30869" href="http://www.fikrimyok.com/Gizli-Bir-Operasyonu-Bozdum-t30869.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 26.11.2007, 18:46. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Gizli Bir Operasyonu Bozdum&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-30927" href="http://www.fikrimyok.com/Emin-Colasan-Semdinlide-Siniri-Asmak-v-t30927.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 27.11.2007, 19:04. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Emin Çölaşan | Şemdinli'de Sınırı Aşmak!&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-31044" href="http://www.fikrimyok.com/Erdal-Sarizeybek-Teror-Kacakcilik-Hud-t31044.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 30.11.2007, 00:31. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Erdal Sarızeybek | Terör, Kaçakçılık Hudut ve Biz&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-31043" href="http://www.fikrimyok.com/Erdal-Sarizeybek-Ya-Gazi-Pasa-Duyarsa-t31043.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 30.11.2007, 00:07. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Erdal Sarızeybek | Ya Gazi Paşa Duyarsa&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-30890" href="http://www.fikrimyok.com/Erdal-Sarizeybekin-PKK-ile-ilgili-Acikla-t30890.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 27.11.2007, 01:47. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Erdal Sarızeybek'in PKK İle İlgili Açıklamaları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-31729" href="http://www.fikrimyok.com/Kan-Uykusu-Belgeselinden-iki-Secenek-t31729.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 09.12.2007, 21:29. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Kan Uykusu Belgeseli'nden | İki Seçenek&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-31102" href="http://www.fikrimyok.com/72-Odul-43-Yazili-Takdir-Liyakat-Madal-t31102.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 01.12.2007, 04:13. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;72 Ödül, 43 Yazılı Takdir, Liyakat Madalyası, Cesaret ve Feragat Şerit Rozeti&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-31718" href="http://www.fikrimyok.com/Albay-Erdal-Sarizeybek-Televizyonda-ihan-t31718.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 09.12.2007, 18:00. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Albay Erdal Sarızeybek Televizyonda İhaneti Anlatıyor&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-31481" href="http://www.fikrimyok.com/Sizce-Bu-Bir-Ruya-m-ve-305yd-ve-305-t31481.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 05.12.2007, 01:10. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Sizce Bu Bir Rüya mıydı?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-32352" href="http://www.fikrimyok.com/Erdal-Sarizeybek-ve-Eski-DEP-Milletvekil-t32352.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 20.12.2007, 08:56. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Erdal Sarızeybek ve Eski DEP Milletvekili Mahmut Alınak&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-32350" href="http://www.fikrimyok.com/Orgutun-Para-Kasasi-ve-Diger-Carpici-Ger-t32350.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 20.12.2007, 07:54. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Örgütün Para Kasası ve Diğer Çarpıcı Gerçekler&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-32351" href="http://www.fikrimyok.com/Yahudiler-Yeni-Vakiflar-Yasasi-Gerce-t32351.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 20.12.2007, 08:42. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Yahudiler | Yeni Vakıflar Yasası  | Gerçekler&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-31045" href="http://www.fikrimyok.com/PKKya-Karsi-Mehmetcigin-Yurekli-Savasi-t31045.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 30.11.2007, 00:36. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;PKK'ya Karşı Mehmetçiğin Yürekli Savaşı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-39469" href="http://www.fikrimyok.com/Daglica-Baskini-Sehitlerin-Sorumlusu-H-t39469.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 27.02.2008, 08:54. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Dağlıca Baskını | Şehitlerin Sorumlusu Hükümettir&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-39535" href="http://www.fikrimyok.com/PKK-Sorunu-Cozumler-Yeni-Pismanlik-Y-t39535.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 27.02.2008, 21:17. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;PKK Sorunu | Çözümler | Yeni Pişmanlık Yasası&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-39536" href="http://www.fikrimyok.com/Dusunme-Zamani-Nadim-Macit-Erdal-Sariz-t39536.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 27.02.2008, 21:23. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Düşünme Zamanı | Nadim Macit - Erdal Sarızeybek&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-39537" href="http://www.fikrimyok.com/Erdal-Sarizeybek-Teror-Irak-Barzani-t39537.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 27.02.2008, 21:24. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Erdal Sarızeybek | Terör, Irak, Barzani, İsrail, Mossad&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-39538" href="http://www.fikrimyok.com/ABD-Teror-Konusunda-Samimi-mi-t39538.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 27.02.2008, 21:30. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;ABD Terör Konusunda Samimi mi?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-39539" href="http://www.fikrimyok.com/Teror-Ilimli-islam-Siyasi-ihmal-t39539.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 27.02.2008, 21:37. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Terör - Ilımlı İslam - Siyasi İhmal&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-39540" href="http://www.fikrimyok.com/Turkiyede-Guvenlik-Sorunu-t39540.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 27.02.2008, 21:48. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Türkiye'de Güvenlik Sorunu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a id="tid-link-39594" href="http://www.fikrimyok.com/Erdal-Sarizeybek-Fatih-Altayli-ile-Teke-t39594.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: Dün, 19:43. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;TSK'nın Harekatı Sizce Ne Anlama Geliyor?&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;strong style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Emekli Albay Erdal Sarızeybek&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt; yazdığı kitapları ve yıllarca mücadele ettiği terör hakkındaki soruları FikrimYok.com'da cevaplıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="tid-span-31097"&gt;&lt;a id="tid-link-31097" href="http://www.fikrimyok.com/Soru-Cevap-t31097.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 01.12.2007, 01:12. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Soru | Cevap&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/forums.html"&gt;FikrimYok ©&lt;/a&gt; 'u &lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Mutlaka Ziyaret ediniz..&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-3920176981170650263?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3920176981170650263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/3920176981170650263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_02_01_archive.html#3920176981170650263' title='FikrimYok © |  Dikkat Çekici Başlıklar'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2717773317415267932.post-8404755590254908656</id><published>2008-02-16T11:29:00.000-08:00</published><updated>2008-05-23T11:24:12.534-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tablolar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Antivirüs'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Test'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gelenek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yabancı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÖSS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru Bankası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarihi İsimler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KPSS'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnternet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Klip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Denemeler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Görenek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yerli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ressamlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eserler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turistik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Chat'/><title type='text'>FikrimYok © |  2008 Yılı - Şubat | Yenilikler</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/MUSTAFA-KEMAL-ATATURK-f17.html"&gt;MUSTAFA KEMAL ATATÜRK&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 0);"&gt;FikrimYok.Com resim ve Sanat Galerisine renkli, karakalem olmak üzere Mustafa Kemal Atatürk'ün çok sayıda resmi eklenmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/R7dbq6HhoQI/AAAAAAAAAAY/yFF0Si9kGe0/s1600-h/ata.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/R7dbq6HhoQI/AAAAAAAAAAY/yFF0Si9kGe0/s320/ata.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167699890144387330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="forumdesc"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:78%;color:maroon;"   &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?showforum=393" target="_parent"&gt;Atatürk Resimleri Koleksiyonu&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="forumdesc"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:78%;color:maroon;"   &gt; Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafları..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="forumdesc"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:78%;color:maroon;"   &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);"&gt;FikrimYok © Resim Sanat Galerisinde Yerli - Yabancı Ressamların Yaşam Öyküleri, Tabloları yer almaktadır..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/R7dbIaHhoPI/AAAAAAAAAAQ/GqhJsTacHa0/s1600-h/gallery_4_162_114999.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/R7dbIaHhoPI/AAAAAAAAAAQ/GqhJsTacHa0/s320/gallery_4_162_114999.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5167699297438900466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 0);font-size:78%;" &gt;&lt;span class="postdetails"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=27"&gt;Adolphe William Bouguereau&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=163"&gt;Albert Bierstadt&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=132"&gt;Alexandre Cabanel&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=59"&gt;Alexander Orlowski&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=17"&gt;Aleksey Hudiakov&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=152"&gt;Aleksey Motorin&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=115"&gt;Alessandro Di Lucca&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=73"&gt;Alexey Venetsianov&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=105"&gt;Alonso Cano&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=155"&gt;Amedeo Modigliani&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=101"&gt;Anselm Feuerbach&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=64"&gt;Antonello da Messina&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=96"&gt;Antoine Blanchard&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=150"&gt;Antonio de Pereda&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=10"&gt;Avni ARBAŞ&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=202"&gt;Andrey Martynov&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=207"&gt;Adriaen van Ostade&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=208"&gt;Albrecht Dürer&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=110"&gt;Bartolome Esteban Murillo&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=35"&gt;Bedri Rahmi Eyüboğlu&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=68"&gt;Bernardo Bellotto&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=170"&gt;Bernardo Strozzi&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=153"&gt;Boris Hudiakov&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=154"&gt;Boris Klevogin&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=32"&gt;Edgar Degas&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=92"&gt;Edouard Leon Cortes&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=67"&gt;Edouard Manet&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=197"&gt;Edvard  Munch&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=162"&gt;Eugene de Blaas&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=19"&gt;Eugene Delacroix&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=83"&gt;Eugène Louis Boudin&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=36"&gt;Eren Eyüboğlu&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=48"&gt;El Greco&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=111"&gt;Elizabeth Nourse&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=74"&gt;Emile Munier&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=60"&gt;Daniel Ridgway Knight&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=133"&gt;Diego Rodriguez de Silva Velazquez&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=100"&gt;Dirck van Baburen&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=161"&gt;Dmitry Shvetzov&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=200"&gt;Diego Rivera, &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=63"&gt;Feodor Vasilyev&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=66"&gt;Fedor Alekseev&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=104"&gt;Felix Ziem&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=37"&gt;Fikret Mualla&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=30"&gt;Frédéric Bazille&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=81"&gt;Francesco Hayez&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=61"&gt;Francisco de Goya&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=56"&gt;Francisco de Zurbaran&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=147"&gt;Frank Dicksee&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=108"&gt;Franz Marc&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=77"&gt;Frida Kahlo&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=50"&gt;George Inness&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=167"&gt;George Wesley Bellows&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=127"&gt;Gerard Terborch&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=49"&gt;Giovanni Bellini&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=140"&gt;Giuseppe Arcimboldo&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=82"&gt;Gregory Frank Harris&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=168"&gt;Gustave Courbet&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=20"&gt;Gustave Jean Jacquet&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/index.php?automodule=gallery&amp;amp;req=sc&amp;amp;cat=54"&gt;Gustav Klimt&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span&gt;Ziyaret edilesi...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/TURK-DUNYA-TARiHiNDEN-OLAYLAR-VE-TARiHTEN-iSiMLER-f328.html"&gt;TÜRK - DÜNYA TARİHİNDEN OLAYLAR VE TARİHTEN İSİMLER&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Bölümümüze Türk ve Dünya Tarihinden Bölümüne yeni isimler ve ayrıntılı yaşam öyküleri eklenmiştir..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Tarihten-isimler-f250.html"&gt;Tarihten İsimler&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="forumdesc"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:78%;color:maroon;"   &gt;Tarihi yönlendiren önemli isimler ve bunlara dair bilgiler..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="forumdesc"&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/A-f423.html"&gt;A&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/B-f424.html"&gt;B&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/C-C-f427.html"&gt;C | Ç&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/D-f428.html"&gt;D&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/E-f429.html"&gt;E&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/F-f430.html"&gt;F&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/G-f431.html"&gt;G&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/H-f432.html"&gt;H&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/I-i-J-f433.html"&gt;I | İ | J&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/K-f434.html"&gt;K&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/L-f435.html"&gt;L&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/M-f436.html"&gt;M&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/N-f437.html"&gt;N&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/O-O-f438.html"&gt;O | Ö&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/P-R-f439.html"&gt;P | R&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/S-S-f440.html"&gt;S | Ş&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/T-f441.html"&gt;T&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/U-U-f442.html"&gt;U | Ü&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/V-W-f443.html"&gt;V | W&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/Y-f444.html"&gt;Y&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 51, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/Z-f445.html"&gt;Z&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="forumdesc"&gt;&lt;a style="font-weight: bold; color: rgb(0, 102, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/iL-iL-TURKiYE-Tarihce-ilceler-Tarihi-Eserler-f380.html"&gt;İL İL TÜRKİYE | Tarihçe | İlçeler | Tarihi Eserler&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="forumdesc"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;Bu Bölümde İllerimizin Tarihi ve turistik mekanlarını, gelenek ve göreneklerini, yemeklerini bulabilirsiniz..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold; color: rgb(153, 51, 153);" href="http://www.fikrimyok.com/MUZiK-KLiPLERi-ViDEOLARI-f291.html"&gt;MÜZİK KLİPLERİ |  VİDEOLARI&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Yerli ve Yabancı Müzik Klipleri Bölümü yeniden düzenlenmiş olup, binlerce klibe ulaşabilirsiniz..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);" class="forumdesc"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:78%;"  &gt; Yerli Müzik Klipleri, Konser Videoları, Sanatçılarla Röportaj Görüntüleri vs..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);" class="forumdesc"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/A-f402.html"&gt;A&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/B-f403.html"&gt;B&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/C-C-f404.html"&gt;C | Ç&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/D-f405.html"&gt;D&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/E-f406.html"&gt;E&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/F-f407.html"&gt;F&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/G-f408.html"&gt;G&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/H-f409.html"&gt;H&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/I-i-J-f410.html"&gt;I | İ | J&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/K-f411.html"&gt;K&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/L-f412.html"&gt;L&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/M-f413.html"&gt;M&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/N-f414.html"&gt;N&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/O-O-f415.html"&gt;O | Ö&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/P-R-f416.html"&gt;P | R&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/S-S-f417.html"&gt;S | Ş&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/T-f418.html"&gt;T&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/U-U-f419.html"&gt;U | Ü&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/V-f420.html"&gt;V&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Y-f421.html"&gt;Y&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Z-f422.html"&gt;Z&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="color: rgb(204, 0, 0);" href="http://www.fikrimyok.com/BiLGiSAYAR-YAZILIM-iNTERNET-CEP-TELEFONLARI-f351.html"&gt;BİLGİSAYAR - YAZILIM -  İNTERNET - CEP TELEFONLARI&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Yazilim-Dunyasi-ve-Yasal-Programlar-f193.html"&gt;Yazılım Dünyası ve Yasal Programlar&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);" class="forumdesc"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:78%;"  &gt; Yazılım Dünyasından Haberler, Yenilikler, Yeni Çıkan Programlar, Tanıtımlar, Freeware ve Shareware Yasal Programlar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);" class="forumdesc"&gt;  &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/internet-Chat-f194.html"&gt;İnternet | Chat&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Antivirus-Guvenlik-f395.html"&gt;Antivirüs - Güvenlik&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Oyunlar-inceleme-Cozum-f352.html"&gt;Oyunlar | İnceleme | Çözüm&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Turkce-Yamalar-f453.html"&gt;Türkçe Yamalar&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/isletim-Sistemleri-f447.html"&gt;İşletim Sistemleri&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);" class="forumdesc"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Bilgisayar-ve-Donanim-f179.html"&gt;Bilgisayar ve Donanım&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Windows-Vista-Xp-f448.html"&gt;Windows Vista Xp&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Linux-Redhat-Suse-Pardus-f449.html"&gt;Linux Redhat Suse Pardus&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Tasarim-Atolyesi-Photoshop-Dersleri-f307.html"&gt;Tasarım Atölyesi | Photoshop Dersleri&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);" class="forumdesc"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:78%;"  &gt;Tasarım Konusunda Her Türlü Paylaşımlar, Başta Photoshop Olmak Üzere, Flash, Corel Draw, Imageready Programları İçin Dersler, Resimli ve Videolu Anlatımlar ... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);" class="forumdesc"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Grafik-Resim-Araclari-f394.html"&gt;Grafik Resim Araçları&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Msn-Messenger-Yahoo-Messenger-f397.html"&gt;Msn Messenger | Yahoo Messenger&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Avatar-Gif-imza-Arsivi-f399.html"&gt;Avatar | Gif | İmza Arşivi&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Cep-Telefonlari-Temalar-Duvar-Kagitlari-Programlar-f344.html"&gt;Cep Telefonları | Temalar - Duvar Kağıtları - Programlar&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);" class="forumdesc"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:78%;"  &gt;Cep Telefonu Dünyasından Son Gelişmeler, Yeni Model Telefonlar, Her Model Telefon İçin Temalar, Ekran Koruyucular, Duvar Kağıtları, Programlar ...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postdetails" style="padding-left: 3px;"&gt;&lt;img src="http://www.fikrimyok.com/toolbar.gif" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);" class="forumdesc"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 102, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;FikrimYok © Seçmeler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 102);font-size:85%;" &gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Emekli-Albay-Erdal-Sarizeybek-Sorular-Cevaplar-f391.html"&gt;Emekli Albay Erdal Sarızeybek | Sorular Cevaplar&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 102);font-size:85%;" &gt;&lt;span class="forumdesc"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt; Emekli Albay Erdal Sarızeybek yazdığı kitapları ve yıllarca mücadele ettiği terör hakkındaki soruları FikrimYok.com'da cevaplıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: rgb(0, 0, 102); text-align: justify;"&gt;     &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span id="tid-span-31713"&gt;&lt;a id="tid-link-31713" href="http://www.fikrimyok.com/-ve-350emdinli-Bizimdir-Ba-ve-351kas-ve-305n-ve-305n-De-ve-287il-ve-33-t31713.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 09.12.2007, 16:02. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Erdal Sarızeybek | Şemdinli Bizimdir, Başkasının Değil!&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-31713"&gt;Şemdinli gerçeğini bilmek istiyorsanız, okuyunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span id="tid-span-34368"&gt;&lt;a id="tid-link-34368" href="http://www.fikrimyok.com/PKK-ve-39n-ve-305n-Yeni-Lideri-Barzani-ve-33-t34368.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 11.01.2008, 21:06. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Erdal Sarızeybek | PKK'nın Yeni Lideri Barzani!&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;     &lt;div class="desc"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-34368"&gt;ABD'nin Son Tezgahı&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;     &lt;span style="color: rgb(0, 0, 102);font-size:85%;" &gt;&lt;span id="tid-span-38079"&gt;&lt;a id="tid-link-38079" href="http://www.fikrimyok.com/Kucuk-Bizans-t38079.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: Bugün, 09:52. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Sedat Onar | Küçük Bizans&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 102);font-size:85%;" &gt;&lt;span id="tid-span-37480"&gt;&lt;a id="tid-link-37480" href="http://www.fikrimyok.com/Turkiye-Turkiye-Olur-Son-t37480.html" title="Başlığın Açılma Tarihi: 10.02.2008, 10:57. Tıkla ve basılı tutarak başlığı düzelt"&gt;Sedat Onar | Türkiye, Türkiye Olur&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 102);font-size:85%;" &gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/OSS-KPSS-KPDS-YDS-LES-OKS-KBYS-DGS-ALS-f215.html"&gt;ÖSS | KPSS | KPDS | YDS | LES | OKS | KBYS | DGS | ALS&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 102);font-size:85%;" &gt;&lt;span class="forumdesc"&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Sinav-Tarih-ve-Sonuclari-f450.html"&gt;Sınav Tarih ve Sonuçları&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Soru-Bankasi-Deneme-Soru-Test-f451.html"&gt;Soru Bankası | Deneme Soru - Test&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Ders-Notlari-f452.html"&gt;Ders Notları&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Turkcell-Super-Lig-f261.html"&gt;Turkcell Süper Lig&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;span class="forumdesc"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;color:maroon;"   &gt; Turkcell Super Ligi'nden Tüm Gelişmeler, Fikstür, Puan Durumları, Maç Sonuçları, Dört Büyüklerden Haberler, Resimler Vidolar, Multimedya Paylaşımlar.. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="forumdesc"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 102);font-size:85%;" &gt;&lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Besiktas-f93.html"&gt;Beşiktaş&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Fenerbahce-f94.html"&gt;Fenerbahçe&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Galatasaray-f92.html"&gt;Galatasaray&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Trabzonspor-f115.html"&gt;Trabzonspor&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Turk-Milli-Takimlari-f338.html"&gt;Türk Milli Takımları&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fikrimyok.com/Anadolu-Kulupleri-f388.html"&gt;Anadolu Kulüpleri&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;     &lt;/div&gt;&lt;div class="desc"&gt;&lt;span onclick="'return" id="tid-desc-38079"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;   &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2717773317415267932-8404755590254908656?l=fikrimyokcom.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/8404755590254908656'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2717773317415267932/posts/default/8404755590254908656'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fikrimyokcom.blogspot.com/2008_02_01_archive.html#8404755590254908656' title='FikrimYok © |  2008 Yılı - Şubat | Yenilikler'/><author><name>FikrimYok</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14883938191143454517</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZOxVrWQnbEQ/R7dbq6HhoQI/AAAAAAAAAAY/yFF0Si9kGe0/s72-c/ata.jpg' height='72' width='72'/></entry></feed>
